Gündem

"Ahlak bekçiliği, yalnızca metrobüste sağlanan bir hizmet değil; RTÜK diye bir kurum var"

Eğer bütün yaratıcılık ve sanat alanına "ahlak bekçileri" dikerseniz, oradan evrensel bir eser de kalıcı bir değer de kültürel bir güç de çıkmaz

14 Mart 2018 13:43

Posta gazetesi yazarı Oral Çalışlar, Metrobüste öpüşen gençlere müdahale eden kişinin "Ben ahlak bekçisiyim, Avrupalı değilim" sözlerine ilişkin olarak, "Ahlak bekçiliği, yalnızca metrobüste sağlanan bir hizmet değil. RTÜK diye bir kurum var, onun personeli, geceleri pür dikkat dizi izliyor. Öpüşme sahnelerini saptayarak, 9 erkekten oluşan RTÜK'ün üst kuruluna iletiyorlar" dedi. 

Çalışlar'ın "Ahlak bekçileri" başlığıyla yayımlanan (14 Mart 2018) yazısı şöyle: 

Metrobüs'te öpüşen gençlere müdahale etme hakkını kendinde gören kişinin savunma gerekçesi şu: “Ahlak bekçisiyim, Avrupalı değilim.”

Ahlak bekçiliği, yalnızca metrobüste sağlanan bir hizmet değil. RTÜK diye bir kurum var, onun personeli, geceleri pür dikkat dizi izliyor. Öpüşme sahnelerini saptayarak, 9 erkekten oluşan RTÜK'ün üst kuruluna iletiyorlar. Onlar da “Türk aile yapısını korumak” için basıyor cezayı. Dizilere bir de “ahlak bekçileri”ne ödenecek “öpüşme vergisi” ekleniyor.

Sinemanın Anadolu’da ilk gösterimlere sunulduğu yıllarla ilgili ilginç bir olay anlatılır. Filmin etkisine kendisini kaptıran bir seyirci, filmin “kötü adamı”nın yaptıklarına dayanamaz ve öfkeyle silahını belinden çıkararak beyaz perdeyi kurşunlamaya girişir…

RTÜK'ün yöneticilerininki de o hesap. “Aile yapımıza aykırı” diyerek basıyorlar cezayı. Be kardeşim! Bu bir film. Kurgu yani. Gündelik hayatta olduğu gibi iyiler de var, kötüler de. Karısını aldatan da var, kocasını aldatan da... Katil de var, hilebaz da...

Bir film sizi sarsabilir, ruhunuza kötü gelebilir. Bir roman, bir köşe yazısı, bir tiyatro oyunu da öyledir. Bunlar normaldir. Eğer bütün yaratıcılık ve sanat alanına “ahlak bekçileri” dikerseniz, oradan evrensel bir eser de kalıcı bir değer de kültürel bir güç de çıkmaz.

Marifetname 


Asansörde kadın görünce kendinden geçen, öpüşen gençleri ahlaksızlıkla damgalayan, TV ekranlarına öpüşen çiftler çıkarmamamaya kararlı bir “düzey”den söz ediyoruz.

Bu çağda, ahlak bekçiliğinin, sağcılık, solculuk, dindarlık, laiklikle o kadar doğrudan bir ilgisi yok. İdeolojileri aşan bir meseleyle karşı karşıyayız.

Ayrıca bütün bunların, dinle imanla ilgisi olduğunu savunanların, geçmişi de iyi bildiğini sanmıyorum. Kendi tarihimiz de İslam tarihi de zengin bir cinsellik geçmişine sahip. Ünlü Anadolu İslam bilgini Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın “Marifetname”si, cinsellik konusunda zengin bir kaynak. Binbir Gece Masalları, Ortadoğu’nun Batı’ya dersler verdiği, bir cinsellik ansiklopedisi gibidir.

Cinsel çeşitliliğin ve zenginliğin en kıymetli eserleri Ortadoğu'dan çıkmıştır, Asyalıdır. Avrupa'nın bunları öğrenmesi çok yenidir.

“Ahlak bekçiliği”, geriliğin, zevksizliğin, sıkışmışlığın, içe kapanmacılığın göstergesi. Geriliğin bekçiliği, adeta bir paralel devlet gibi.