Gündem

ABD tartışıyor: Erdoğan Köşk'e çıkarsa 1923 ruhundan sapılabilir

Utku Çakırözer: Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanacağına kesin gözüyle bakılıyor

11 Temmuz 2014 16:12

Washington’da bulunan Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Utku Çakırözer, ABD’nin başkentinde Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olması halinde Türkiye’de demokrasinin tehlikeye gireceğinden endişe edildiğini yazdı.

Utku Çakırözer, ABD’nin önde gelen stratejistlerinden eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Zbigniev Brzenszki'nin TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’na 'Hükümetiniz ne yapıyor anlamak mümkün değil. Erdoğan cumhurbaşkanı seçilirse Türkiye Atatürk’ün 1923 ruhundan saparak, radikal dinci bir ülke olacak kaygısı taşıyoruz' dediğini aktardı.

Utku Çakırözer’e göre, Washington’daki karar vericilerin Cumhurbaşkanlığı seçimlerine bakışında şu unsurlar ön plana çıkıyor:

1- Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanacağına kesin gözüyle bakılıyor. Muhalefetin adayları buradaki karar vericilerin radarına henüz girebilmiş değil.

2- Cumhurbaşkanı olarak tüm yetkileri kendinde toplayacak Erdoğan’ın iç ve dış politikada Cumhuriyetin kurucu değerlerinden saparak “daha da İslamcı” bir yönetim anlayışı içinde olacağından endişe ediliyor. AKP’nin özellikle Suriye ve Irak’ta yürüttüğü politikalar bu endişeleri besliyor.

Utku Çakırözer’in Cumhuriyet gazetesinin bugünkü (11 Temmuz 2014) nüshasında yayımlanan, “Erdoğan Seçilirse Demokrasi Ne Olacak?”başlıklı yazısı şöyle:

 

‘Erdoğan Seçilirse Demokrasi Ne Olacak?’

 

Washington Bu Soruyu Tartışıyor:

Başbakan Tayyip Erdoğan, seçilmesi halinde nasıl bir cumhurbaşkanı olacağını, bugün şova dönüşen bir “vizyon belgesi” ile topluma açıklayacak. Dün de CHP ve MHP’nin ortak adayı Ekmeleddin İhsanoğlu bir basın toplantısı ile kamuoyunun önündeydi.

Türkiye’de kızışan “Çankaya yarışı”, müttefikimiz ABD’de nasıl izleniyor? TOBB heyeti ile geldiğimiz Washington’da, Türkiye’deki bu kritik seçimin nasıl yakından takip edildiği konusunda da gözlem yapma fırsatı bulduk.

 

‘Demokrasi’ panelleri dönemi

 

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ABD yönetimine Türk ekonomisinin başarılarını anlatarak Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklık Anlaşması kapsamına Türkiye’yi de dahil ettirmek için lobi yaparken, Washington’un bir başka köşesinde “Cumhurbaşkanı Erdoğan? Türkiye’nin Demokrasi Krizi” başlıklı bir panel gerçekleşiyordu.

ABD Kongre binasında yapılan dünkü toplantının ev sahibi Bipartizan Policy Center isimli düşünce kuruluşu. Washington’da her gün birçok uluslararası konu hakkında buna benzer onlarca panel yapılıyor.

 

AKP’yi cemaatten dinlemek

 

İlginç olan gelişme, gelecek hafta aynı yerde, Türkiye konulu bir “Kongre oturumu” (hearing) yapılacak olması. Bu kez ev sahibi ABD Kongresi’nin kendisi. Bizzat Temsilciler Meclisi üyelerinin isteğiyle gerçekleşecek oturumun başlığı da dünküne benziyor: “Türkiye’de Demokrasinin Geleceği.”

ABD Kongresi’nde Türkiye ile ilgili buna benzer son oturum geçen yıl haziran ayında Gezi Parkı protestoları sırasında yapılmış ve oldukça ses getirmişti. Gelecek hafta yapılacak oturumda değişik düşünce kuruluşlarının Türkiye uzmanlarının yanı sıra sürpriz bir de konuk var: Gülen Hareketi’nin iş dünyasındaki çatı kuruluşu TUSKON’un Washington temsilcisi!.. ABD Kongresi’ne Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasında demokrasinin geleceğini, Başbakan Erdoğan’ın 17 Aralık sonrasında “terör örgütü” diye adlandırdığı cemaat anlatacak.

 

Yönetim ‘çalışırız’ dese de...

 

Washington’da art arda düzenlenen ve ortak paydası Türkiye’de demokrasinin geleceğine ilişkin kaygılar olan panel ve oturumlar ne anlam taşıyor?

ABD yönetimi, uluslararası meselelerde düşüncelerini ve pozisyonunu iki farklı cepheden gösterir. Birincisi Başkan, Dışişleri ve Savunma bakanlıklarının temsil ettiği resmi hükümet duruşudur. Bu cephenin Türkiye’deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerine bakışını geçen hafta, sözcülerinin “Kim seçilirse birlikte çalışmaya hazırız” açıklamasıyla gördük. Erdoğan ve yönetim üslubundan hoşlanmasalar ve kaygı taşısalar da “ulusal çıkarlar” gereği birlikte çalışmaya hazırlar.

 

Tepkiyi Kongre gösterecek

 

İşin bir de Kongre boyutu var. ABD yönetiminin ulusal çıkarlar gerekçesiyle “açıkça” dile getiremediği konuları ve kaygıları, ABD Kongresi rahatça tartışır ve kararlar ya da yasalar çıkarır. Yönetim “sessiz” kalırken, Kongre’nin öne çıktığı bu Türkiye tartışmalarını da böyle okumakta yarar var.

ABD yönetimindeki “Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığının Türkiye’de demokrasinin kurum ve kurallarıyla düzgün işleyip işlemeyeceğine” ilişkin soru işaretleri ve kaygılar önümüzdeki dönemde ağırlıklı olarak Kongre’de dillendirilecek.

 

Seçimin sonrası tartışılıyor

 

Washington’daki kaygılar bu hafta TOBB heyetiyle yapılan ve asıl gündemi ekonomi olan toplantılarda da alttan alta verildi. Hisarcıklıoğlu ne kadar güncel siyasete ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine girmemeye özen gösterse de, görüştüğü muhataplarının Erdoğan yönetimindeki Türkiye’nin geleceği konusunda ciddi kuşku ve kaygılarıyla karşılaştı. Görüşmelere katılan Türk ve Amerikan kaynaklarından aldığımız izlenimlere göre Washington’daki karar vericilerin Cumhurbaşkanlığı seçimlerine bakışında şu unsurlar ön plana çıkıyor:

1- Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanacağına kesin gözüyle bakılıyor. Muhalefetin adayları buradaki karar vericilerin radarına henüz girebilmiş değil.

 

‘1923 ruhundan sapılacak’

 

2- Cumhurbaşkanı olarak tüm yetkileri kendinde toplayacak Erdoğan’ın iç ve dış politikada Cumhuriyetin kurucu değerlerinden saparak “daha da İslamcı” bir yönetim anlayışı içinde olacağından endişe ediliyor. AKP’nin özellikle Suriye ve Irak’ta yürüttüğü politikalar bu endişeleri besliyor. ABD’nin önde gelen stratejistlerinden eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Zbigniev Brzenszki, TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’na “Hükümetiniz ne yapıyor anlamak mümkün değil. Erdoğan cumhurbaşkanı seçilirse Türkiye Atatürk’ün 1923 ruhundan saparak, radikal dinci bir ülke olacak kaygısı taşıyoruz” sözleriyle aktarmış.

 

Gözler vizyon belgesinde

 

Hisarcıklıoğlu’nun “Türkiye’nin AB üyeliği ve dünyanın ilk 10 ekonomisine girme gibi büyük hedeflerinin radikal dinci bir yönetim anlayışı ile hayata geçirilemez” şeklindeki yanıtı, Washington’daki kuşkuları gidermeye yeter mi bilinmez. Bilinen tek gerçek, bu kaygıların haklı mı, haksız mı olacağını Erdoğan’ın uygulamaları ile göstereceği.

Hisarcıklıoğlu’nun dün bu köşede yer verdiğimiz, “Amerikalılara ‘Biz IŞİD değiliz’ diye çok iyi anlatmamız lazım” sözlerinin adresi meğer gayet açıkmış!

Bakalım Erdoğan, Batı’daki “demokrasi” ve “laiklik” kaygılarını giderecek hangi vaatlerde bulunacak?