Dünya

AB Romanlarla başa çıkamıyor!

AB uzun bir süre Roman sorununu görmezden geldi. Şimdi çözüm arıyor ama eski hataları tekrarlamaktan ve...

30 Nisan 2011 03:00



Fulya Canşen /Köln

fulyac@aol.com
          

AB uzun bir süre Roman sorununu görmezden geldi. Şimdi çözüm arıyor ama eski hataları tekrarlamaktan ve aynı reçeteleri yazmaktan da geri kalmıyor. Romanların nev-i şahsına münasip olması da yarayı kangrene çeviriyor.

Macaristan’ın Gyöngyöspata köyü günlerdir manşetlerden düşmüyor. Çünkü Macar sağcılar burada yaşayan Romanlara sistematik olarak saldırıyor. Son saldırıda dört kişinin yaralandığı, güvenlik güçlerinin köyü koruma altına aldığı belirtiliyor. Paskalya tatilinde de 300 kadar Roman’ın Macar Kızıl Haç’ının yardımıyla köyü terkettiği haber verilmişti. Hükümet bunun sadece bir turistik gezi olduğunu öne sürse de görgü tanıkları Romanların otobüslerle götürülüşünün pek seyahate benzemediğini dile getirdiler. Ayrıca Macaristan’da çoğu sağ eğilimli olan bazı grupların Romanlardan korunmak için paramiliter bir oluşum içinde olduğunu herkes biliyor. Bu gruplar Macar Parlamentosu’na girmeyi başaran aşırı sağcı parti Jobbik tarafından destekleniyor. Hafta ortasında Romanlarla dayanışmak için yapılan gösterilere katılan eski Başbakan sosyalist FerencGyurcsany, Macaristan’da artık Roman değil, Nazi problemi olduğunu öne sürdü. Gyurcsany haklı olabilir, çünkü Macaristan kendisine AB perspektifi verildiğinden bu yana Roman sorunu ile uğraşıyor. Sorun bırakın çözülmeyi adeta kemikleşti ve saflar giderek daha sertleşiyor.


Romanlar Macaristan’da her türlü hakka sahip ama…

1993 yılında çıkardığı bir yasayla 13 gruba azınlık statüsü veren Macaristan, “Romanları” tanıyan ilk ülke olmuştu. 2002 yılında iktidara gelen hükümet, başta eğitim ve sağlık olmak üzere bütün bakanlıklara birer Roman getirip bu soruna dört elle sarılmaya çalıştı. 2002 yılında seçme ve seçilme hakkı tanınan Romaların Meclis’de temsil edilmesine de dikkat edildi. Roman milletvekilleri Meclis’de istedikleri dilde konuşabilme özgürlüğüne sahipler. Okullarda  kendi dillerini öğrenebilen Romanlar yine kendi dillerinde yayın yapma olanaklarına sahipler. Hatta bazı ticari yayın kuruluşlarına azınlık dillerinde yayın yapmaları için devlet zaman zaman teşvik bile sağlıyor. Buna rağmen Roman sorununun Macaristan’da aslında Avrupa’da çözülememesinin en önemli iki nedeni var.


Teşvikler boşa gidiyor

Birincisi sorunu çözmek için hükümetlerin ve AB’nin verdiği teşviklerin çoğunun amaçlarına uygun şekilde kullanılmıyorolması. Romanlara sunulan sağlık olanakları ve eğitim şansı ile çoğunluk toplumuna sunulanlar arasında hala gözle görülebilir farklılıklar var.Çok sayıda Roman çocuğunun haksız yere, özürlü olmadıkları halde, zeka özürlülerin gittiği okullara gönderilmesi ya da Roman sınıflarında toplanması sıkça rastlanan bir durum. AB’nin,  Doğu Avrupa ülkelerinde kurumsal ve toplumsal alanda demokratikleşmeyi hızlandırmak amacıyla oluşturduğu Phare adlı programının Romanlara ayrılan kısmıyla planlanan projelerin çoğu gerçekleşemedi. AB fonlarından yararlanmak için aşılması gereken bürokratik engellerin zorluğu bir yana Romanların büyük bir kısmı bu tür programlara başvurmak için gerekli bilgi ve ilişkiye sahip olamadılar. Ayrıca paraların siyasi kriterleregöre yani hükümete yakın kişi ve kurumlara verilmesi de bir türlü engellenemedi. Ayrıca hazırlanan projelerin Romanların entegrasyonuna ne kadar uygun olduğu ve entegrasyondan ne anlaşıldığı da tartışılır. İşte bu da ikinci nedeni su yüzüne çıkarıyor.


Romanlar da direniyor

Örneğin Macaristan’daki Romanlar genellikle kendi içinde klanlara ayrıldığı ve bu klanlar da sık sık birbirleri ile kavga ettiği için denetim sağlanamıyor. 2002 yılında kendilerine tanınan seçme seçilme hakkına zor alışan Romaların siyasete atılıp başarılı olanları genellikle etnik kökenini gizleme yoluna gidiyorlar. Yani Avrupalıların kendi ölçülerine göre lider yetiştirerek azınlık toplumunu entegre etme girişimleri Romanlarda hiç işlemiyor. Hatta bu tür girişimler Romanları daha fazla gettolarda yaşamaya kendi içine çekilmeye itiyor.Macaristan’da bu yüzden nüfusu 600 bini bulan Romanlara karşı gösterilen ayrımcılık çok uzun süredir günlük hayatta, okulda, iş yerlerinde, mahkemelerde bile hissedilecek kadar büyük. Aşırı sağcı saldırılarda onlarca Roman hayatını kaybetti.Roman sorununun sık sık gündeme gelmesi Romanlar ile aslında daha AB’ne üye olmadan bu konuda pes eden Macarlar arasındaki mesafeyi ve düşmanlığı arttırıyor. Macaristan uzun bir süredir bunun bir AB sorunu olduğunu iddia ediyor. Haklı da. Ve Avrupa’daki eğilim çözümü Romanları sınır dışı etmek.


Romanlar bütün Avrupa’nın sorunu

Aslında Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy Romanların sınırdışı edilmesini kameralar önünde yapmaktan çekinmediği için bu denli sert eleştirilere maruz kalmıştı. Çünkü geçen yılın ilk yarısında İtalya 350, Belçika 260, İngiltere 72, Almanya 65 Roman vatandaşını ülkesine geri gönderdi. AB içinde en demokratik İskandinav ülkeleri bile Romanları ülkesinde istemiyor. Danimarka’da sadece geçen yaz düzenlenen operasyonlarda Bulgaristan ve Romanya’dan gelen 40 AB vatandaşı tutuklandı ve sınırdışı edildi. Muhafazakâr İsveç hükümeti dilenerek para kazanmayı ahlakdışı bulduğu için 50 Roman’ı ülkelerine yolladı. Temmuz sonunda polis Helsinki’deki Roman çadır kampını boşalttığı için 100 kadar Roman zamanından önce Finlandiya’yı terk etmek zorunda kaldı. Hatta Finlandiya hükümeti dilenmeyi ülke çapında yasakladı. Romanların en iyi entegre olduğu örnek ülkelerden Slovenya’da bile dört yıl önce 30 kişilik bir Roman ailenin mülteci kampına yerleştirilmesi tartışmalara neden olmuştu.

Slovakya’nın doğusundaki Michalovce kentinde halk Romanların yerleşim bölgesini ayırmak için 500 metrelik bir duvar ördü. Çek Cumhuriyeti’nde de durum farklı değil. Yüzlerce Roman iltica başvurusunda bulunduğu için Kanada bunun önüne geçmek amacıyla Çek vatandaşlarına vize koydu.


İşe eğitimden başlanacak

AB Komisyonu Roman sorununu birlikte çözmek için nihayet geçen hafta yeni bir strateji belgesi hazırladı. Belgenin amacı Avrupa’da sayısı 12 Milyonu bulanRomanlara daha iyi eğitim, iş ve yerleşim yeri olanakları sunularak, Avrupa toplumuna entegre edilmelerini sağlamak. Belgeyi adaletten sorumlu AB Komiseri VivianeReding hazırladı. Reding, Romanları sınırdışı eden Fransa’ya yönelttiği ağır eleştirilerle adından söz ettirmişti. Belgede AB’ne üye 27 ülkeden sorunun çözümü ile ilgili bir taslak hazırlaması isteniyor. Bu taslaklarda yer alması zorunlu olan en önemli konu Roman çocukların eğitimi. Eğitimin sağlanması için Roman aileler ikna edilir, gerekirse zorlanırken, devletler de bu alandaki ayrımcı ve dışlayıcı uygulamaları engelleyecek.


Milyarlar yeniden dağıtılacak

Tabii bu AB’nde belli bir miktar paranın yeniden dağıtılması demek. AB’nin 2007-2013 yılı bütçesinde sosyal adaletin sağlanması için 28 Milyar Euro ayrılmıştı. Çok gibi görünüyor ancak bu paranın hepsinin Roman sorununun çözümüne ayrıldığını düşünürsek, her ülkeye yıllık ortalama 400 Milyon Euro düşüyor. Sadece Macaristan’da yaşayan Romanların nüfusun neredeyse %10’una karşılık geldiği ve bunların yarısından çoğunun sosyal olarak en alt tabakada olduğu göz önünde tutulursa bu paranın yetmeyeceği kesin. Ayrıca bugüne kadar uygulanan proje ve harcanan paranın kontrolünü sağlayamamış olan AB’nin bundan sonra bunu nasıl sağlayacağı yanıtlanması gereken en önemli sorulardan biri. Çünkü yeni strateji belgesi de Roman sorununu üye ülkelerin yasama ve yürütme erklerine bırakıyor ki, bu da yaptırımların önünü kesiyor. Fransa’ya yönelik yaptırımın eleştiriden öteye gidememesinin de nedeni buydu.  Ancak Romanlara ait sivil toplum örgütlerinin Fransa’dan sınır dışı edilenlerin yine geri döndüklerine, Fransa’daki Roman sayısının değişmediğine dikkat çektiklerini hatırlatmakta yarar var. Aslında sorunun AB’nin yapısından kaynaklandığı ve para vererek her azınlık grubuna aynı reçeteyi yazarak çözülemeyeceği apaçık.AB’nin yeni stratejisi de şimdilik umut vadetmiyor.


ETİKETLER

haber