Ekonomi

3. NÜKLEER SANTRALİN YERİ BELLİ DEĞİL ANKARA (A.A)

06 Nisan 2011 22:23

-3. NÜKLEER SANTRALİN YERİ BELLİ DEĞİL   ANKARA (A.A) - 06.04.2011 - Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, 3. nükleer santralin yeri ile ilgili olarak, şu anda ön plana çıkmış bir yer ismi olmadığını söyledi. Yıldız, NTV'de katıldığı bir programda, Türkiye'de yapılması planlanan nükleer santrallerle ilgili soruları yanıtladı. Basında 3. nükleer santralin İğneada'da yapılacağı yönündeki haberlerin yer aldığının hatırlatılması üzerine Bakan Yıldız, şu anda isimle alakalı bir telaffuzda bulunmadıklarını, ancak bir çok güvenlik sistemleri açısından ve depremsellik açısından güvenilir olabilecek bir yeri seçmeleri gerektiğini söyledi. Bununla ilgili jeolojik çalışmalarında içinde yer aldığı bütün çalışmalar sonuçlandıktan sonra 3. santralin yapılacağı yerin ismini açıklayacaklarını belirten Yıldız, ''Bu isim seçimi tabii siyasi olmayacak, teknik rakamlar bize hangi veriyi veriyorsa onu o şekliyle değerlendirmiş olacağız. Şu anda ön plana çıkmış herhangi bir isim yok ama İğneada seçeneklerden bir tanesidir'' dedi. -''ENDİŞE VE KAYGIMIZ YOK''- Sinop'ta yapılması planlanan santral için Japonlarla görüşüldüğü hatırlatılarak, Japonya'da yaşanan felaketin ardından bunun doğru olup olmadığı yönünde tereddütlerin bulunduğu belirtilmesi üzerine Bakan Yıldız, şunları söyledi: ''Bu tartışma ekseninin 'var mısın yok musun, evet mi, hayır mı? noktasına taşınmasının doğru olmadığı kanaatindeyiz ama tartışmanın güvenlik sistemleriyle alakalı konular üzerinde olmasını doğru buluyoruz. Bu açıdan Japonya ile yürüttüğümüz bir müzakere var, Rusya ile bitirdiğimiz bir müzakere var. Bu müzakereler Japonya'nın başına gelen bu elim kazadan sonra çok kısa bir aralığa uğramıştı, tekrar bu ay içinde başlayacak. Gerek Rusya'daki Çernobil'den sonra, gerekse de Japonya'daki Fukuşima kazalarından sonra özellikle güvenlik sistemlerinin artırıldığını görüyoruz. O santral üzerinde mühendislik çalışmalarının artırıldığını görüyoruz ve en son Çin tarafında yapılan hatta Tayvan tarafında yapılan bir santralde Rusya, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu tarafından dünyanın en güvenilir santrallerinden birisi olarak seçildi. Bu açıdan bir endişe ve kaygımız bulunmamaktadır.'' Son 20 yıldan bu yana nükleer güç santrallerinin güvenlik sistemlerine harcanan paranın elektrik üretim birimlerine harcanan para kadar yer işgal ettiğini belirten Yıldız, bunun aslında elektrik fiyatları açısından dezavantaj gibi görünmesine karşın bir avantaj olduğunu söyledi. Çünkü riskleri minimize etmek açısından bunun büyük önem taşıdığını vurgulayan Yıldız, özellikle Rusya'daki kazadan sonra dünyada 140 tane santralin işletmeye açıldığını, Çernobil'den alınan derslerle şu an Japonya'daki kazadan alınan derslerin mühendislik olarak bir analitik çalışmaya döküldüğünü ve güvenlik sistemlerinin daha çok artırıldığını kaydetti. ABD'de 1979 yılındaki kazanın bir kor erimesi sonucu olduğunu anlatan Yıldız, Çernobil'deki kaza nedeninin de aynı olduğunu ancak Çernobil'deki santralin koruma kabı bulunmaması nedeniyle daha fazla etkisinin olduğunu ifade etti. Dünyada yapımı devam eden ya da yapımına karar verilen 65 nükleer güç santrali bulunduğuna işaret eden yıldız, bunların her birinin bir veya iki tane koruma kabına sahip olduğunu, gerek uçak kazalarına gerekse iç kor erimelerine karşı dizayn edildiklerini söyledi. Müzakerelerin olumlu sonuçlanması halinde Rusya ile Akkuya'da, Japonlarla Sinop'ta yapılması planlanan santrallerin en önemli ögesinin, güvenlik sistemleriyle ilgili hassasiyetinin artırılması olduğunu belirten Yıldız, Rusya tarafından yapılan açıklamada, yapılacak santralin 9 şiddetindeki depreme dayanabilecek güçte olacağının belirtildiğini hatırlattı. Yıldız, her iki santralin inşaatı ve elektromekanik kısımlarının Türkiye'deki en sağlam yapılardan olacağını kaydetti. -BEKARLIK AÇIKLAMASI- Bakan Yıldız, bekarlığın, nükleer santralden daha riskli olduğuna yönelik sözlerinin hatırlatılması üzerine, risk paylarının ve ortalama ömür kayıplarına yönelik bilimsel bir çalışmada, bekarların evlilere göre yaşam sürelerinin 6 yıl daha az olduğunun belirlendiğini, aynı çalışmada sigara içmeden, kazalara, yıldırım çarpmasından nükleer santrallere kadar bir çok konunun oluşturduğu ortalama ömür kayıplarının da yer aldığını söyledi.  Bu çalışmada bir kişinin yıldırım çarpması sonucu ölme ihtimali 2 milyon da bir iken, nükleer sonucu ölme ihtimalinin 10 milyonda bir olarak belirlendiğini anlatan Yıldız, çalışmaya ilişkin doneleri açıklarken bekarlıktan da bahsettiğini ifade ettiğini, basının da en çok buna ilgi gösterdiğini söyledi.

ETİKETLER

haber