Sağlık

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu: Aile hekimlerimizin yüzde 80'i dezenformasyona inanmadı ve iş bırakmadı!

Türkiye bugünkü sağlık turizmi gelirlerinin en az 6-7 katını sağlayabilir, jeopolitik olarak çok iyi bir konumdayız"

27 Şubat 2025 11:31

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Aile hekimliği çok önemsediğimiz bir meslek grubu. Son iş bırakma eyleminde aile hekimlerimizin yüzde 80'i bu uygulamaya ve iş bırakmaya dahil olmadılar, dezenformasyona inanmadılar. Tabii ki eleştirileceğiz, tabii ki bazıları tepki duyacaktır. Hekimlerin tepki duymaması için uğraşıyoruz" dedi.

Sağlık Bakanlığı'nda 'Sağlık Muhabirliği Eğitim Programı' gerçekleştirildi. Programa, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürü Muhammed Atak, İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörü İdris Kardaş, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Basın ve Yayın Bölümü Öğretim Üyesi Erkan Yüksel, Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdür Yardımcısı Furkan Torlak katıldı. Eğitim programında, 'Dünyada Sağlığın Geliştirilmesi ve Sağlık İletişimi', 'Dezenformasyonla Mücadele ve Kamu Diplomasisi', 'Sağlık Haberciliği ve Tecrübe Paylaşımı', 'Sağlık Haberciliği Dili ve Sağlık Haberciliğinde Etik ve Hukuki Boyut', 'Sağlık İletişimi Bağlamında Enformasyon Süreçleri', 'Sağlık İletişimi ve Dezenformasyonla Mücadele' ve 'Sağlık Haberciliği Haber Simülasyonu' konularında sunumlar yapıldı.

"Sağlık objektif olmayı gerektiren bir husus"

Bakan Memişoğlu, sağlık muhabirlerinin de doktorlar gibi sağlıkçı olduğunu belirterek, "Esasında sağlığın işleyişi de dahil, insanların sorunları ve ihtiyaçları da dahil ve dertleri de dahil en çok vakıf olanlardan bir grupsunuz. Sonuçta hekimlik de başta olmak üzere bütün sağlık çalışanlarının amacı, dertli insanlara derman olmaktır. Sizler de bu insanların dertlerine nasıl çare bulunacağını önceleyen bir meslek grubusunuz. Sağlık; objektif olmayı, doğru olmayı ve insanları sağlıkla ilgili en küçük bir yanlış bilgilendirmemeyi gerektiren bir husus. O nedenle iyi niyetli olsa dahi bir hata kaldırmayan ve direkt insanın sağlığıyla ilişkili bir mesleği yapıyoruz" diye konuştu.

"Randevu bekleme oranlarımızı yüzde 60 azalttık"

Memişoğlu, aile hekimliğinin en önemli sağlık hizmet ayağı olduğunu vurgulayarak, "Mevzuat anlamında şunu yaptık; aile hekimliklerine kendi nüfuslarına ait sağlık sorumluluğunu taşıma zorunluluğunu getirdik. Bunları maaş olarak da kesmedik. Eğer kendi nüfusu bir önceki döneme göre daha az hastalanırsa, daha az ilaç ihtiyacı duyarsa, ona ilave bir teşvik ödemesi yaptık. Şu anda gerçekten 1,5 milyon insanımızın kronik hastalığını aile hekimleri sayesinde teşhis ettik ve daha hastalık ilerlemeden bunları kontrol edip, takip eder hale getirdik. Daha da güçlendirmek için birçok yatırım, birçok altyapı planlamasını 2025 yılında yaptık. Daha da yapmaya devam edeceğiz. Sağlıklı Hayat Merkezlerini özellikle ön plana çıkarmaya çalışıyoruz. Türkiye'de şu anda 300'e yakın Sağlıklı Hayat Merkezi var. Diyetisyeninden fizyoterapistine, diş hekiminden sosyoloğuna, çocuk gelişimcisine kadar orada bütün insanlara hizmet veriyor ve tamamen ücretsiz. Kanser taramaları; meme kanserinden rahim kanserine, bağırsak kanserine kadar hepsi ücretsiz taranabilir halde altyapımızda. Esasında baktığımız zaman, bunları aynı zamanda da hastanelerimizle eşleştiriyoruz. Bugün aile hekimliğine gittiğiniz zaman gerçekten hastalıkla ilgili bir ihtiyacınız varsa, ikinci ve üçüncü basamağa, kendi nüfusuna göre hastaneden randevu alır hale getirmiş durumdayız. Ve bunların birbiriyle haberleşmesini de artık sağlama aşamasındayız. Şunu bilin ki öncelikli hedefimiz, koruyucu hekimlik. Randevu bekleme oranlarımızı yüzde 60 oranında azaltmış durumdayız" dedi.

"En büyük çalışmalarımızdan bir tanesi ödeme sistemleriyle ilgili"

Özel sektör hastaneleriyle ilgili bir mevzuat değişikliği yaptıklarını belirten Memişoğlu, "Ayaktan teşhis tedavi mevzuatımızı revize ediyoruz. Sağlık meslek mensuplarının tanımlaması yaklaşık 12 yıl önce yapılmıştı. Onların da özel olarak nasıl çalışacağına ilişkin bir mevzuat çalışması yapıyoruz. Fizyoterapistler olsun, diyetisyenler olsun, psikologlar olsun özel olarak nasıl sağlık hizmeti vereceği konusunda da bir mevzuatsal çalışma içindeyiz. Esas en büyük çalışmalarımızdan bir tanesi, inşallah ödeme sistemleriyle ilgili de hep beraber Hazine ve Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bir çalışma içinde olacağız. Bunun yanında da esasında sahada hizmet sunan, gerçekten bu işi özveriyle yapan bilim insanları ve sağlık çalışanlarıyla beraber onların önerilerini alacak, aynı zamanda fikirlerini değerlendirip, mevzuata ekleyecek bilimsel komisyonlarımızla, komitelerimizle sağlıkta daha da iyi hizmet sunabilir hale gelmeye çalışıyoruz. Benim aile hekimliği ve koruyucu hekimlikle beraber en büyük hedeflerimden bir tanesi, daha doğrusu ekibimizin hedeflerinden birisi 'Üreten Sağlık' ve bununla ilgili de 'TÜSEB' dediğimiz Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı'nı kaldıraç olarak kullanmak istiyoruz" diye konuştu.

"Sağlıklı Türkiye Yüzyılı'nı program olarak başlattık"

Memişoğlu, hastanelerde teknoloji transfer ofislerinin kurulacağını söyleyerek, "Fikri olanın gelip orada fikrini söyleyeceği, onu aynı zamanda da hukuki korumaya alacağımız, patentini alacağımız, sonra da ticari ürün haline getireceğimiz ekosistemi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızla beraber, TÜBİTAK'ımızla beraber, aynı zamanda yatırımcılarımızla beraber, üniversitelerimizle beraber bu ekosistemi oluşturacağız. Bunun ilk adımlarını atıyoruz. Tabii sürprizlerimiz var. İnşallah bu sene insanımıza nasıl ventilatörü, bu mühendislerimiz, sanayicilerimiz solunum cihazını bu ülkeye hediye ettiyse bugün glikoz sensörlerini hediye edecek, kalp akciğer makinelerini hediye edecek, röntgen makinelerini hediye edecek, birçok monitöründen EKG'sine kadar her şeyi üretebilecek, ultrasona kadar. Hem teknik gücümüz var hem insanımız var hem de niyetimiz var. Bunları yavaş yavaş göreceksiniz. Onun için de Sayın Cumhurbaşkanımızın dediği gibi koruyan, geliştiren ve üreten sağlık modelimizle 'Sağlıklı Türkiye Yüzyılı'nı program olarak başlattık. Sağlık turizmiyle ilgili de bir çaba içindeyiz. 'USHAŞ' (Uluslararası Sağlık Hizmetleri A.Ş.) dediğimiz esasında bizim sağlık turizmini organize eden şirketimiz var ve bu şirketi özellikle sağlık turizmiyle ilgili gelecek hastaların güvencesi olarak görmenizi istiyorum. O bir hasta getirmeyecek, gelen hastaların sağlığıyla ilgili de bütün takibi, doğru işler yapılıp yapılmadığını devletin güvencesiyle sağlık hizmetini gelen misafirlerimize veya turistlere sağlamasına çalışacağız. Bunu Kültür ve Turizm Bakanlığı'yla da çalışıyoruz. Gelen turistlerin de sağlığıyla ilgili bir koordinasyon yapacağız. Türkiye öyle bir jeopolitik alanda ki; Türkiye bugünkü sağlık turizmi gelirlerinin en az 6-7 katını sağlayabilir. Türkiye bu konuda dünyaya çok daha lider hale gelebilir diye düşünüyoruz" dedi.

"Denetim mekanizmalarını oluşturacak sistem getireceğiz"

Gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını da yanıtlayan Memişoğlu, Ayakta Teşhis ve Tedavi Yönetmeliği ile sağlık meslek mensuplarının tanımlanmasına ilişkin, "Ayaktan teşhis, tedavi şu; yataklı hastanelerin mevzuatı farklı, ayaktan teşhis işte muayenehane, tıp merkezi, poliklinikler bunlar farklı, bunları revize ediyoruz. Revizyon dediğimiz standartlarını daha yükseltecek, denetim mekanizmalarını biraz daha oluşturacak sistem getireceğiz. Sağlık meslek mensupları özel uygulama mevzuatı oluşturulmadığı için zorluk yaşanıyordu, bunları oluşturacağız. Birkaç hafta içinde bunu inşallah yayımlayacağız. Ayaktan teşhis tedavide muayenehaneler de poliklinikler de tıp merkezleri de bu işin içinde olacak şekilde tanımlayacağız. Yaklaşık 6 aydır bunları çalışıyoruz. Tabii ki sağlıkla ilgili her süreç gözden geçirilerek yeniden bu dediğim 'Sağlıklı Türkiye Yüzyılı'na bu şekilde devam edeceğiz" cevabını verdi.

"Az bir gruba inisiyatifi verirseniz merdiven altı artıyor"

Ayakta Teşhis ve Tedavi Yönetmeliği'nin estetik uygulamaları bağlamındaki düzenlemelerine açıklık getiren Memişoğlu, "Hekimlerin ne yapabileceği, kendi eğitim müfredatlarımızda var. Pratisyen hekimler ne yapabilir, ne yapamaz; aynı zamanda uzmanlık eğitimiyle ilgili de biliyorsunuz Tıpta Uzmanlık Kurulumuz var. Uzmanların eğitim müfredatlarını, ne yapabilecekleri konusunda tanımlamalar orada yapılıyor. Bu estetikle ilgili düzenlemede şunu yapıyoruz; bazı branşlar haricinde, sertifikalı birkaç hekim grubu haricinde, bunu yapamaz haldeydiler. Nedir? Botoks gibi uygulamalar. Tabii ki ileri uygulamaları, uzmanlık gerektiren uygulamaları, ilgili uzmanlık meslek mensupları yapacaktır; ama basit uygulamalarla ilgili geçmişte sertifikasyon yapılarak bunun verilebildiği gibi bir çalışma içindeyiz. Bunun haricinde bazı branşlar eğer kendi müfredatında bunlarla ilgili bir eğitim, kendi branşıyla alakalı bölümlerde, müfredata koyup bunu Tıpta Uzmanlık Kurulu 'Tamam, bunu koyabilirsin' derse ki Tıpta Uzmanlık Kurulu'nda kimler var; üniversiteler var, diş hekimliği var, bizden uzmanlar var. Bu bütün sağlıkla ilgili uzmanlık eğitimini organize eden bir kurul. Bu kurulda eğer 'Tamam, bunu siz uygulayabilirsiniz' o ilgili branşa denirse, bunları yapabilir hale gelecekler. Biz de sertifikasyon programlarını ilgili derneklerle, ilgili hocalarla oluşturup bunların basit olanlarını, uzmanlık gerektirmeyenleri sertifiye edip uygulanabilir hale getireceğiz. Çünkü eğer siz, az bir gruba bu inisiyatifi verirseniz merdiven altı artıyor, kontrol mekanizmaları bozuluyor. Onun için bunu kontrollü hale getirip, bu dediğiniz yanlış uygulamaları veya buna yetkisi olmayan insanların da çok daha iyi kontrol edilmesini sağlatacağız" dedi.

"Hekimlik mesleği, çok değerli bir meslek grubu"

Bakan Memişoğlu, Aile Hekimliği Yönetmeliği'ne gelen tepkilerle ilgili, "Aile hekimliği çok önemsediğimiz bir meslek grubu. Son iş bırakma eyleminde aile hekimlerimizin yüzde 80'i bu uygulamaya ve iş bırakmaya dahil olmadılar, dezenformasyona inanmadılar. Tabii ki eleştirileceğiz, tabii ki bazıları tepki duyacaktır. Hekimlerin tepki duymaması için uğraşıyoruz. Ama hekimlik mesleğini gerçekten içine sindirmiş hekimlerimize şunu sizin vasıtanızla mesaj olarak vermek istiyorum; hekimlik mesleğini gönülden yapan, bu mesleğin etik değerlerine sahip olan her hekimin çok değerli olduğunu biliyoruz, onları destekliyoruz. Özellikle şunu söylüyorum; benim için hekimlik mesleği, çok değerli bir meslek grubudur" diye konuştu.

İstihdam sorusuna cevap

Memişoğlu, personel istihdamı konusunda ise "Biliyorum herkes çok merak ediyor. Elimizden geldiğince bu kadroları almaya çalışıyoruz. Burada devletin bir organizasyonu var. O da nedir; Hazine ve Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, bizler, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, hepimiz bunu çözmeye çalışıyoruz. Çok yakın zamanda bunu açıklayacağız" dedi. Sahte alkol üretiminde kullanılan etil alkolün satışına ilişkin eczanelerin denetimi konusuna değinen Memişoğlu, "Sadece eczaneleri değil, ilaç depolarını da üretim merkezlerini de zaten belli miktarlarda oluyor. Bunu yapanın insanlıktan nasibini almadığını düşünüyorum. 'Bir insanın hayatını tehdit edecek bir gelirin kendisine faydası nasıl olur' diye insan düşünüyor. Taammüden insanı katletmek" diye konuştu. (DHA)