4 asteroid John, Paul, George ve Ringo; Beatles efsanesi nasıl dağıldı?

  • Tarih

 

 

1 - Beatles: Zaman ötesi bir fenomen

2- Beatlesmania'ya doğru 

3 - Rock - Psychedelic Deneyler - Ölümler - Zirveye varış

4 - The Beatles'tan Hippilere; 68'e çeyrek kala...

5 - Mayıs '68, devrim ve Beatles

6 - Beatles müziğinin büyüsü

7 - Beatles, 1970, Dream is over: Rüya sona eriyor...

 

 

 

1970 yılı, Beatles’ın dağılmasının yanısıra birçok ülkede ve memleketimizde en az '68 kadar kalıcı izler bırakan olayların yaşandığı, son derece radikal kararların alınarak süratle hayata geçirildiği bir kopuşun başlangıç yılıdır aynı zamanda.

Kadın iç bilgeliğinin, dişil yaratının ayrdedici vasıflarından özgecil, şefkat, hoşgörü, sabır, tolerans, paylaşma, bağışlama, empati kurma, güzellik, doğa severlik, romantizm, barışçıllık…

Bunlardan kopuldu… 

Eril kültürün şiddet, savaşkanlık, vahşet, katliam, rekabet, bencillik, yokedicilik, inkarcılık, imhacılık, rekabet, hınç, silah fetişizmi, çirkinlik…

Yeni mecra böyle tanımlanabilir, bu evreye gelindi.

Bu olguya, hevessiz de olsa mecburen, tekrar değineceğim. 

BEN BU YAZIYA SON ŞEKLİNİ VERMEYE ÇALIŞIRKEN, DİŞİL UYGARLIKLA ERİL HEGEMONYA VE TAHAKKÜMÜ NASIL DAHA VURUCU İFADELENDİREBİLİRİM, DİYE KAFA YORUĞUM BİR ANDA, ANİ GELEN HABERLE ŞOKA UĞRADIM. YAZI BOYUNCA ANDIĞIM '60'LARIN GÖZ KAMAŞTIRAN RENKLİLİĞİNİ, BEATLES’I KEŞFETTİĞİM SURİYE SINIRINDAKİ KÜÇÜK AMA – O YILLARDA – YEMYEŞİL OLAN  DOĞUP BÜYÜDÜĞÜM REYHANLI, VAHŞİCE PATLATILAN BOMBALARIN ETKİSİYLE ONLARCA ÖLÜ VE YÜZLERCE YARALININ ACISIYLA SARSILDI. 

İNSANLARI DA RUHEN ÇÖKMÜŞ DURUMDALAR.

ŞAFİSİ, ALEVİSİ, SÜNNİSİ, ÇERKESİ, KÜRDÜ, ARAPI İLE HİTİT – BİZANS – İSLAM – FRANSIZ GEÇMİŞİYLE KÜLTÜR VE HOŞGÖRÜNÜN KADİM ZAMANLARDAN BERİ YAŞANDIĞI BİR KÜÇÜK İLÇE İDİ. TİP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI YAHYA KANBOLAT’IN, TÜRKİYE ENTELEJİYANSININ PARLAK İSMİ CEMİL MERİÇ'İN MEMLEKETİ  REYHANLI,  ŞİMDİ HİÇ BİLMEDİĞİ BU KORKUNÇ OLAYIN TRAVMASINI ON YILLARCA YAŞAYACAK. İŞTE ANLATMAK İSTEDİĞİM ERİL KÜLTÜR VAHŞET ÖRNEĞİ!..

1960’larda, uzun saçlı, rengarenk giysili, ellerinde portatif pikaplar ve Beatles plaklarıyla, İspanyol paça pantalonlarıyla ve gülen yüzleriyle Hippi etkisindeki genç insanların yaşadıkları, geçtikleri o sokaklarda şimdi ceset parçaları toplanmaya çalışılıyor. Zulmün, ölümün ve vahşetin ağır havası çökmüş Reyhanlı'ya.

1950’lerde popüler kültürün ikonu Elvis Presley idi. Ama, su katılmamış bir konformist ve Amerikan muhafazakâr egemen değerlerine mutlak itaatin sembolü Elvis mevzusuna, hususiyetleri konumuz dışında kaldığı için, detayına girmeye lüzum görmüyorum. Her muhafazakâr statükocu gibi iki yüzlü idi; Vietnam Savaşı konusunda, sanki öyle bir savaşın vuran tarafı ABD değilmiş gibi davrandı: Kendisine ikon muamelesi yapan Beatle'ları evinde ağırladıktan sonra ABD Başkanı Nixon'a "uyuşturucu kullanıyorlar", "asiler" diye şikâyet ettiği ortaya çıktı. Kendisi halbuki, avuç dolusu uyuşturucu kullanıyordu.

İlk hayal kırıklığını, her zamanki dürüstlüğüyle Ringo dile getirdi ve Elvis için, "adam değilmiş" anlamına gelecek açıklamasını yaptı.

Caz ve underground alt kültür, Budizm – Taoizm – non konformist – anti materyalist bileşkeleriyle Beatnik akımı, özellikle şair Allan Ginsberg, romancı Jack Keoruac, romancı ve deneme yazarı William Burroughs ile '50'li yıllarda dikkat çekici bir etki halesi oluşturdu. Bu hale, gelişerek, andığım isimlerin eserleriyle ve Beatnik'lerin gündelik yaşamlarındaki egemen kültür ve ideolojiye cepheden karşı koyuşuyla 1960'larda ortaya çıkan Hippi akımına ve karşı kültür hareketine ön evre işlevi gördü. 

1950'de ABD egemen ideolojisi, Beatnik'leri, işsiz-güçsüz-ayak takımı- serseriler olarak gördüğü için aşağıladı, ciddiye almadı. '50'li yıllarda özgüven sarhoşluğu yaşayan Amerikan rüyası için bir tehdit olarak algılanmıyordu. Ama Beatnik, Hippi'ye evrilince Beat Generation, San Francisco'yu Beatiful People'a teslim edince, caz ve rock, Elvis ve Beatles ile yer değiştirince, ve nihayet alt-kültür, karşı-kültür hareketine dönüşünce, ABD yerleşik kurumsallığı için işin rengi değişti. 

1960'ların karşı-kültür hareketi, okulun, kilisenin, devletin olumladığı ve empoze ettiği değerlere, yaşam tarzına karşı, bambaşka bir yaşamı geliştirmeye başladı. Yani endüstriyel kapitalizme hiç benzemeyen ve sistemle uyuşması uzlaşması mümkün olmayan dinamizmiyle bir çekim odağı haline geldi. Gün geçtikçe sayıları artan, bu uzun saçlılar, Vietnam Savaşı'nı ve ABD resmi söylemini sorgulayıp, savaş karşıtı militanlığına başlayınca, Sam Amca gerçek yüzünü göstermekte gecikmedi:

4 Mayıs 1970 günü, Kent State/OHIO üniversitesinde öğrenciler kampüs içinde savaş karşıtı gösteri yaparken, kampüse giren ulusal muhafızların silahlı saldırısıyla karşılaştılar. Ellerinde sapan bile olmayan göstericilerden 4 öğrenci, kampüs alanında ulusal muhafızların ateşi ile öldürüldü. Yukarıda artık alışık olduğumuz facianın, ABD ve dünyayı sarsan ilk resim, batı dünyasında birçok şeyin sorgulanmasının yolunu açtı. Fotoğrafı çeken John Filo'ya Pulitzer Ödülü'nü kazandırdı. CSN&Y grubunda da yer alan Neil Young, bu olayın etkisiyle, sıcağı sıcağına, politik/protest rock tarihinin en unutulmaz şarkısını yazdı: OHIO

“Tin soldiers and Nixon coming,

We’re finally on our own.

This summer I hear the drumming,

Four dead in Ohio.”

“Oyuncak askerler ve Nixon geliyor,

Sonunda kendi başımıza kaldık.

Bu yaz davulları duyuyorum,

Ohio’da dört ölü.”

Şarkıdaki davullları duymak, Kızılderili kültüründe kötücül - uğursuzluk anlam içerir.

Ohio ve benzeri yüzlerce olay, karşı-kültür hareketini de genç aktivistlerin başını çektiği muhalif hareketleri de derinden etkiler. Yazının girişinde söz ettiğim radikal kararlar almaya başlarlar.

Hipp–Flower Power–Beatiful People sahneden çekilir; Kızıl Ordu–Kızıl Tugaylar–RAF–Doğrudan Eylem-Weatherman… vb.leri boşalan sahnede yerlerini alırlar. Artık silahlı mücadele başlamıştır; kendi kültürünü, retoriğini, kahramanlık öykülerini yaratacak eylemlerini başlatırlar. 1970'lere damgasını vuracak süreç işlemeye başlar. Dişil karşı kültür ringin dışına itilir. Silahlı mücadele, karşı olunan sistemin eril kültürüne, töz olarak çok benzemeye başlayarak tarih yazmaya koyulur. Yazılan bu tarih 10 yıl sürer, efsaneleşir ama trajik imhalarla yenilerek sona erer. Dişil karşı kültür, sistemi reddederken, otoriteyi, hiyerarşiyi, buyurganlğı yadsır ve dinamikleri ile içlerinde türemesine asla tolerans göstermez. Yeni dönemde ise tamamen militer bir anlayış egemen olur. Çiçek Çocukları geçmişte kalır, şehir gerillası popülerleşir.

1970 bunların başlangıç yılıdır ve gelecek on yılın sinyallerini her alanda veren olaylarla geçerken, listelerde de paralel bir değişimbaşlar; Beatles, listelerin zirvesinden aşağılara inerken, yavaş yavaş Led Zeppelin yükselmeye başlar. Eril kültür, müzikte de sert rock soundu ile boy göstermeye başlar.

1970 yılında Fab Four'un üyeleri ayrı ayrı albümlerini çıkartırlar. Ama George Harrison'ın All things must pass adlı üçlü albümü en dikkat çekeni olur. Bu albümde, George, John'a 30. yaş günü için yazdığı "It's Johnny's Birthday" isimli şarkıya da yer verir.

 

Beatles neden dağıldı?

 

Paul'ün muhteris ve mütehakkim kişiliği artık diğerlerini çok rahatsız etmeye başlamıştı.

Mesela George şöyle anlatıyor: 

"Stüdyoya gelirdim, evde bir şarkı yaptım derdim, hemen Paul, ben de yaptım bak şöyle deyip çalmaya başlardı.

John: Parçaların hangisinin albüme gireceğine, hangi parçayı kendisinin söyleyeceğine, seçimlere hep Paul karar verirdi."

Şimdi John'a aşık olmak dışında Yoko'nun ne kabahati var? John ve George zaten daha Yoko ortada yokken Beatle olmaktan da, Paul'ün tutumundan da sıkılmaya başlamışlardı. Ne zamana kadar tahammül edebilirlerdi ki?

Zihinleri açtılar, yaratıcı deha ve tevazuyu en güzel örneklerini vererek gösterdiler, yüzyıllarca sürecek paha biçilemeyen bir define bıraktılar, şimdi iki kişi kalmış durumdalar (aşağıdaki resim insanı kahrediyor) ve '70'li yaşlarındalar.

1964 yılında bir gazetecinin "John, nasıl bir ölümün seni beklediğini düşünüyorsun?" sorusuna, "Manyağın biri tarafından haklanırım herhalde" yanıtını veren John'un sözü gerçekleşsin diye, 8 Aralık 1980 yılında dairesinin bulunduğu Dakota binasına girerken, J. D. Salinger okuyan Mark Chapman isimli bir manyak tarafından vücuduna sıkılan ve beşi de vücuduna isabet eden kurşunlarla, o unutulmaz şarkılarını seslendirdiği ağzından kanlar boşalarak haklanıyordu John. 

I, Me, Mine adlı otobiyografisinde George, kendisini bahçıvan olarak tanımlıyor, kitabını da dünyadaki tüm bahçıvanlara adıyordu. John'dan 11 yıl sonra da George yaşama veda etti.

1980'lerde uzayda yeni keşfedilen 4 asteroide John-Paul-George-Ringo isimleri verildi. Fab Four kozmik alemin sonsuzluğunda yerini aldı.

Yabancılaşmanın, anakonda gücündeki boğuculuğunu yaşadığınızda bir Beatles şarkısı dinleyemiyor iseniz uzaya bakın, o asteroidlerden içinize ışıklar saçıldığını duyumsayacaksınız. Örselenmiş ruhlarınızın biraz sağaldığını göreceksiniz.

Ne yazık ki bir daha '60'lar olmayacak, Beatles geri gelmeyecek, Hippiler, Çiçek Çocuklar, Güzel İnsanlar topluluğu hiç dönmeyecekler.

Ben on yıllardır arkalarından izlerini sürüyorum, belki rast gelirim diye, ama yoklar. Yoklukları yüreğimde dinmeyen bir sızı olarak simbiyoz halini aldı. 

Bu yazı dizisi boyunca hep rock müzikten söz ettim ama bu son satırları yazarken dilime bir türkü takılıyor:

 

Geçti dost kervanı eyleme beni

Bu ayrılık bize zulüm getirir...

 

-BİTTİ-

 

Reklam