Yirmi küsur yıl önce suçüstü, şimdi hangi geri adım

- A +

Genelkurmay İkinci Başkanı Dışişleri Bakanlığı ilgili daire genel müdürünü arıyor:

“Gelin hemen Güneydoğu’ya gidelim, size helikopterden atılan malzemeleri gösterelim”.

Yıl 1995.

Hangi helikopter, ne malzemesi, nereye atılıyor, kim atıyor, neden atıyor?

“Çekiç Güç” yılları.

O da ne, ne çekici, ne gücü?

1991 Körfez Savaşı sonrası, Saddam’ın Kuveyt’e saldırmasının ardından, Amerika’nın eline büyük bir fırsat geçiyor. Saddam’a karşı mücadele adı altında, Orta Doğu’ya doğrudan yerleşme planını hayata geçiriyor.

Nisan 1991’de “Kürtlerin yerleşim bölgelerine güvenli şekilde dönmelerini sağlamak”  amacıyla “Huzur Operasyonu” başlatıyor.

Operasyonun askeri ayağı “Çekiç Güç” olarak anılıyor. 77 uçak ve 1860 personelden oluşan askeri birlik Adana İncirlik ve Diyarbakır Pirinçlik Üslerine yerleşiyor.

12 Nisan 1991’de, Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Başbakan Yıldırım Akbulut başkanlığındaki ANAP Hükümetinin verdiği izinle.

Saddam devrilince

Çekiç Güç’ün barış zamanında operasyon yürütmekle görevli. İncirlik ve Pirinçlik’teki üslerine ek olarak, Irak tarafında, bizim sınırın hemen üç beş kilometre ötesinde Zaho’da askeri karargah kuruyor.

Çekiç Güç her ne kadar ANAP Hükümetinin verdiği izinle Türkiye’ye yerleşmiş olsa da, on iki yıl boyunca gelmiş geçmiş bütün iktidarlar DYP, SHP, CHP, RP, DSP, MHP hükümetleri Çekiç Güç’ün Türkiye’de kalmasını hep onaylıyor, kalma süresini önceleri her üç ayda bir, daha sonra her altı ayda bir uzatıyor. Hangi hükümet varsa.

Ne zaman ki, Amerika 2003’te Saddam’ı deviriyor ve Irak’ı işgal ediyor, Çekiç Güç o zaman sona eriyor.

Amerika’nın Çekiç Güç’e artık ihtiyacı kalmıyor.

Püf noktası

Şimdi durup dururken Çekiç Güç ne alaka? Aradan yirmi küsur yıl geçmiş, ne alaka?

Çok alaka.

Hem de, tam günümüze denk düşen biçimde.

Dönelim 1995’e, dönemin Genelkurmay İkinci Başkanının Dışişleri Bakanlığındaki genel müdüre telefonuna:

“Gelin Güneydoğu’ya gidelim, helikopterden atılan malzemeleri size gösterelim”.

Helikopter: Çekiç Güç’e ait.

Atılan malzemeler: Silah ve mühimmat ve gıda.

Atılan yer: Güneydoğu’da bizim bölge.

İşin püf noktası şimdi.

“Vur emri verdim”

Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş televizyonlara beyanat veriyor:

“Vur emri verdim”.

Bunu açıktan nereye söylüyor:

“Amerika’ya”.

Ne alaka?

Çok alaka.

Amerikan helikopterinden atılan malzemeler aslında PKK’ya verilen yardım malzemeleri.

Yanlışlıkla Türk tarafına düşüyor.

Genelkurmay İkinci Başkanı Dışişlerini o nedenle arıyor, Dışişlerinin devreye girerek, Amerika’nın protesto edilmesi, Washington’dan bilgi istenmesi, v.s.

Doğan Güreş de açıktan söylüyor ki:

“Bizim bu işten haberimiz var, tespit ettik, siz o malzemeleri PKK’ya veriyorsunuz”.

Saklısı gizlisi yok

Dahası var mı, Genelkurmay Başkanı söylüyor bunu. Açıktan.

Buna rağmen, 1995’ten, Amerika’nın kendi isteği ile kaldırdığı 2003’e kadar, Çekiç Güç’ün süresi bizim hükümetler tarafından önce her üç, sonra her altı ayda bir şakır şakır uzatılıyor.

Bu işin Türkçesi şu:

Amerika 1991’den bu yana PKK’ya yardım ediyor, Çekiç Güç üzerinden, dolaylı yoldan.

Şimdi ise, saklısı gizlisi yok, resmi açıklamayla YPG ve PYD’ye ağır silah yardımı yaptığını açıklıyor. PKK’nın uzantılarına.

Dünya petrol kaynaklarının yüzde 85’i Orta Doğu’da ise, dünya nüfusunun yüzde beşine sahip Amerika, o petrolün dörtte birini kullanıyorsa, o zaman Çekiç Güç, bugün PYD, YPG ve artık ne ise.

Erdoğan - Trump

Tayyip Erdoğan dün Beyaz Saray’da Başkan Trump ile bir araya geliyor.

Ana sorunlardan biri, Amerika’nın terör örgütlerine ağır silah vermesi ve bunu resmen açıklaması.

Böyle tarihsel bir geçmiş varken, böyle vazgeçilmez ekonomik bir gerekçe ortada dururken, hangi görüşme, hangi uzlaşma?

Adam yirmi küsur yıl önce helikopterden malzeme atıyor, suç üstü yakalanıyor, o tarihte bundan dolayı “özür bile dilemiyor”.

Bugün mü geri adım atacak?

Geçiniz.

Üç gün sonra bunlara zaten ihtiyaç kalmayacak, askeri ve ekonomik üslerini Kürdistan’da kuracak.

Türkiye kağıt üstünde “müttefik” kalacak, Amerika nesi var, nesi yoksa, hepsini oraya taşıyacak.

Sen sağ, ben selamet.

Okuyucu Yorumları