Hollanda büyüklüğünde toprak kaybedersen...

- A +

Buğday: Rusya, Almanya, Ukrayna, Fransa.

Pamuk: Amerika, Yunanistan, Türkmenistan, Hindistan.

Mısır: Amerika, Arjantin, Brezilya.

Pirinç: Amerika, İtalya, Tayland, Vietnam.

Kuru fasulye: Etiyopya, Mısır, Çin, Bangladeş.

Bezelye: Amerika, Ukrayna, Kanada.

Arpa: İngiltere, Hırvatistan.

Soya: Arjantin.

Saman: Gürcistan.

Bakliyat ve sebzelere gelirsek...

Nohut, Yeşil Mercimek: Kanada.

Kereviz: İspanya.

Enginar: Irak, Mısır.

Kabak: Çin, Rusya, Güney Afrika.

Sarımsak: Çin.

Patates: Hollanda, Almanya, Fransa.

Havuç: Avustralya.

Bu ülkeler ve ürünler, hangi tarımsal ürünü, tahıl, bakliyat ya da sebzeyi, hangi ülkeden ithal ettiğimizi gösteren “kendi halinde” bir tablo.

126 ülkeden 133 tür

Aslında tarımsal ürün ithalatı gerek tür, gerekse ülke olarak çok daha fazla.

Örneğin, 2016 - 2017 yıllarında Türkiye 126 ülkeden 133 tür meyve ve sebze ithal ediyor. 

Bu arada örneğin, yumurta ithalatına 41 milyon dolar ödüyoruz.

Örneğin, pamuk ithalatına 13.2 milyar dolar ödüyoruz.

Örneğin, buğday ithalatına 9.7 milyar dolar ödüyoruz.

Örneğin, mısır ithalatına 2.6 milyar dolar ödüyoruz.

Normal olmayan

Her ülke, herhangi bir ülkeden, herhangi bir tarımsal ürün ithal edebilir, bu normal.

Ama, bizde tarımda normal olmayan bir kaç olay var.

-Son on yılda Hollanda büyüklüğünde tarımsal araziyi kaybetmiş bulunuyoruz. Hollanda 42 bin kilometre kare büyüklüğünde, bizim kaybettiğimiz tarımsal alan işte bu ölçüde büyük.

-Türkiye yaklaşık kırk yıl boyunca tahıl, sebze, meyve üretiminde ve hayvancılıkta dünyada kendine yeten yedi ülkeden biri iken, son yıllarda tarımsal ürün ile canlı hayvan ve et ithalatına başvurmak zorunda kalıyor.

-Türkiye bir zamanlar pamuk ve buğday ihracatında dünyada ilk üç ülkeden biri iken, şimdi bu ürünleri ithal ediyor.

Normal olmayan bu.

Bu anormallik ekonomik yükünün ötesinde, ayrıca sosyal ve ekonomik bir yükü daha beraberinde getiriyor:

-Çiftçi geçinemez oluyor.

-Köyden kente göç hızlanıyor.

-Kentleşme ek sorunlar getiriyor.

-İşsizlik artıyor.

-Kentlerde güvenlik sorunu daha çok öne çıkıyor.

Hepsi tek başına birer dev sorun.

Tarımın yarattığı sıkıntılar nedeniyle hal-i pür melalimiz böyle

Hayvancılık başka bir alem

Geçenlerde Meclis KİT Komisyonunda Et ve Süt Kurumu görüşülüyor. CHP İzmir milletvekili Atila Sertel’in sorusu üzerine, o kurumun yetkilileri komisyonda şu bilgileri veriyor:

-Son sekiz yılda Türkiye bir milyon 38 bin 643 adet büyükbaş besilik hayvan ithal ediyor. Bunun için 3 milyar 917 milyon 626 bin lira ödüyor.

-Aynı sürede 446 bin 655 büyük baş kasaplık hayvan ithal ediyor. Bu ithalata 2 milyar 32 milyon 419 bin lira ödüyor.

-Canlı hayvan ithalatının yanı sıra, Türkiye son sekiz yılda 80 bin 463 ton karkas, 21 bin 679 ton kemiksiz sığır eti ithal ediyor. Bu ithalata 1milyar 704 milyon 366 bin lira ödüyor.

-Canlı hayvan ve et ithalatına toplamda ödenen para son sekiz yılda 7 milyar 919 milyon 549 bin lira.

Bu da hayvancılığın “kendi halindeki” tablosu.

2018 yılında 15 ülkeden, Brezilya, Uruguay, İrlanda, Romanya Macaristan, Ukrayna, Sırbistan, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Avustralya, İtalya, İspanya, Bosna Hersek, Polonya, Fransa’dan canlı hayvan ve et ithal ediyoruz.

Tarım ve hayvancılık ötesi

Neden tarım ve hayvancılık verileri?..

Aslında pek çok başka sosyal, ekonomik, kültürel veriyi dikkat almak mümkün.

Bunlar hep birlikte tek bir gerçeği gösteriyor:

Türkiye’nin nasıl yönetildiğini...

Son sekiz, on yılda Hollanda büyüklüğünde tarımsal toprağı kaybedersen, bir zamanlar ihracatında dünyada önemli paya sahip olduğun ürünleri şimdi ithal etmek zorunda kalırsan, bunun altından kalkamazsın.

Kaybedilen toprak ne oluyor?..

Çöl oluyor, çamur oluyor, ekilip biçilmez hale geliyor.

Daha da ötesi:

O toprağı yeniden ekilir, biçilir hale getirmek yıllar ve yıllar alıyor.

Şimdi o çiftçiden, o köylüden oy bekliyorsun.

Okuyucu Yorumları