- A +

O deyim geçen yüzyılda önce İngiltere’de kolejlerde kullanılmaya başlanıyor. Daha çok sporda ve özellikle futbolda. Zaman içinde genel bir kavrama dönüşüyor, sosyal yaşamın her alanına yansıyor:

“Fair play.”

İngilizce olmasına rağmen, hemen her dilde “fair play” olarak kullanılıyor, “dürüst oyun” anlamında.

Belli kurallar içeriyor “fair play” şöyle:

-Rakibe saygı duymak,

-Rakibe fizyolojik ve psikolojik açıdan zarar vermemek,

-Rakibi düşman olarak görmemek,

-Şiddet söylemi ve eylemine asla yer vermemek,

-Rakibi oyunun parçası olarak görmek,

-Kazanınca, zaferi kötüye kullanmamak,

-Rakibe dürüst davranmak.

Bu kurallar çerçevesinde, herhangi bir konuda geçerli kuralları saygı içinde yerine getirmek, hayatın bütün alanlarını kapsayacak biçimde genişliyor.

Ve bugün “fair play”, dürüstlüğün ve rakibe saygının yerine getirildiği her alanda kullanılıyor, “etik bir değer” haline dönüşüyor.

Japonya ve Senegal

Rusya’da oynanmakta olan Dünya Kupası'nda önceki akşam çok çarpıcı bir “fair play olayı” yaşanıyor. “Bir ilk” olarak.

Bir yanda Polonya ile Japonya oynuyor, Japonya 1 - 0 yeniliyor.

Aynı grubun diğer maçında Senegal ile Kolombiya oynuyor, Senegal de 1 - 0 yeniliyor.

Daha önce Japonya ile Senegal 2 - 2 berabere kalıyor.

Gruptaki maçlar sonucunda Japonya ile Senegal arasında pek sık rastlanmayan bir “eşitlik” ortaya çıkıyor:

“Puanlar eşit, atılan ve yenilen goller eşit, averaj eşit”.

Eşitliği bozan kural

Kupada her grupta dört takım var, her gruptan birinci ve ikinci takımlar bir üst tura çıkıyor ve son 16 takım arasında kalıyor.

Japonya ile Senegal’in grubundan ilk çıkan takım, puan farkıyla Kolombiya.

İkinci olarak o gruptan kim çıkıyor?

Japonya, Senegal ile eşitlik olduğu halde, Japonya.

Neden Japonya?

“Fair play” kurallarına bakılıyor.

Japonya ile Senegal arasında “fair play’i” belirleyen ne?

İki takımın grup maçlarında oynadığı üç maça bakılıyor.

Üç maçta Senegalli oyuncular altı, Japon oyuncular dört sarı kart görüyor.

Japonya Senegal’e göre, daha az sarı kart gördüğü için, o gruptan bir üst tura çıkan ikinci takım Japonya oluyor, yani “fair play” önceliği.

“Fair play” Japonya’yı bir üst tura taşıyor.

Rakiplere saygı, rakibi düşman olarak görmemek, şiddetten daha fazla uzakta durmak, rakibi oyunun parçası olarak görmek... “Fair play”.

Soylu ne diyor?

Ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu...

Ne diyor Bakan?

“Talimat verdim, bundan sonra CHP İl Başkanları şehit cenazelerine alınmayacak”.

Çok vahim bir söz.

Yeni gerilimlere yol açacak bir söz.

Hele de bir “İçişleri Bakanı” açısından talihsizin de talihsizi bir söz.

Herkesin tüylerini diken diken eden bir söz.

Rakibe saygı... Yok!..

Rakibi oyunun parçası olarak görmek... Yok!..

Rakibe psikolojik ve hatta belki de fizyolojik olarak zarar vermek... Evet, var!..

Kazanılan zaferi kötüye kullanmak... Evet, var!..

Kısaca:

“Fair play” kurallarına taban tabana ters bir söz.

Gruptan çıkamadı

Orada kalmıyor, tehlikeli olduğu için toplumun pek çok kesiminden haklı olarak tepki görüyor.

Hatta, Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın doğrudan olmasa da, dolaylı yoldan “sözün yanlışlığını” vurguluyor.

Gerçi, Soylu daha sonra söylediğini düzeltmeye çabalıyor ama, o söz toplumda derin etki yaratıyor. Kaldı ki, ilk söylediğinde, farklı biçimde aynı anlama gelen cümleleri yeniden ve yeniden sıralıyor.

AKP’den de parti olarak, toplumda bu sözle oluşan olumsuz hissiyatını düzeltecek düzgün bir açıklama gelmiyor. AKP sözcüsü Mahir Ünal “Bakan Bey gerekli açıklamayı yapmıştır” diyerek geçiştiriyor.

Böyle bir durumda Süleyman Soylu Dünya Kupası'nda “rakipleriyle eşit puan ve averaj” elde etmiş olsa, nasıl bir sonuçla karşılaşırdı:

Çok basit, gruptan çıkamazdı.

Oysa, “Bir Bakana” en çok yakışan “fair play” olmalı.

Okuyucu Yorumları