70. festivalin Altın Palmiyesi İsveç’in oldu

- A +

Cannes Film Festivali, 12 günlük maratonun ardından sona ererken, yılın en prestijli sinema ödülleri sahiplerini buldu. Jüri, yarışan 19 film arasında, ‘Altın Palmiye’yi İsveçli yönetmen Ruben Öslund‘un “The Square“ (Kare) adlı filmini verdi. İsveç sineması, Ingmar Bergman’dan sonra ilk kez Altın Palmiye kazandı.

Grand Prix’ (Büyük Ödül), Fas asıllı Fransız yönetmen Robin Campillo‘nun “120 Battements par Minute“ (Nabız 120) adlı filmine verilirken, 70. Yıl Özel Ödülü'nün sahibi, bu yıl yarışmaya iki filmle (Sofia Coppola ve Yorgos Lathimos’un filmleriyle) katılan Nicole Kidman oldu. Kidman, ABD'den gönderdiği video mesajıyla katıldı geceye.  

120 Battements par Minute

Açılışta olduğu gibi, İtalyan oyuncu Monica Belluci’nin sunuculuğu üstlendiği gece, Belluci’nin sinemanın iyileştirici gücünü vurguladığı, 70 yıl boyunca Cannes’dan geçen ustaları ve yıldızları selamladığı konuşmasıyla açıldı. Altın Kamera ve Kısa Film Ödüllerinin verilmesinin ardından, jüri üyelerinin teker teker sahneye çağrılması ile sürdü. Isabel Huppert’in söylediği “Happy Birthday” şarkısının da yer aldığı, 70. yıldan enstantaneler içeren bir kolaj gösterildi.

İspanyol yönetmen-senarist-yapımcı Pedro Almodovar başkanlığındaki resmi yarışma jürisi, kadın-erkek eşitliğini gözeten bir yaklaşımla, başkan dışında dört kadın ve dört erkek üyeden oluşmuştu: Geçen festivalde Sinema Yazarları Ödülü'nü (FIPRESCI) kazanan Alman yönetmen-senarist Maren Ade, Amerikalı oyuncu Jessica Chastain, Çinli oyuncu Fan Bingbing, Fransız yönetmen-oyuncu Agnes Jaoui, Güney Koreli yönetmen-senarist-yapımcı Park Chan-wook, İtalyan yönetmen-senarist Paolo Sorrentino, Amerikalı oyuncu-yapımcı-müzisyen Will Smith ve Fransız besteci Gabriel Yared.

Sevgisiz

Avrupa, ABD ve Uzak Doğu’dan filmlerin yer aldığı bu yılki yarışma seçkisinde beğendiğim filmlerin çoğunluğunun ödül listesinde yer aldığını söyleyebilirim. Michael Haneke’nin festivalden ödülsüz dönmesi dışında tek itirazım ‘Grand Prix’ye... Rus yönetmen Andrey Zvyagintsev’in “Nelyubov“u (Sevgisiz) bu ödülü hak ediyordu kanımca ama festivalin üçüncülük ödülü olarak nitelendirebileceğimiz ‘Prix du Jury’ (Jüri Ödülü) ile yetinmek durumunda kaldı.

The Beguiled

70. festivalin En İyi Yönetmen Ödülü’nü “The Beguiled” adlı filmi ile Amerikalı kadın yönetmen Sofia Coppola kazanırken, En İyi Kadın Oyuncu olarak, Fatih Akın’ın”Aus dem Nicht -In the Fade” filmindeki güçlü yorumuyla Diane Kruger seçlldi. Kruger, günümüzün en önemlü sorunlarından terörizmi konu alan filmin önemini vurguladığı konuşmasında Fatih Akın’a “kardeşim” diye seslendi. En İyi Erkek Oyuncu olarak da “You Were Never Really Here” (Hiç Burada Olmadın ki) filmindeki olağanüstü performansı ile (tıpkı Kruger gibi) bu ödülü hak eden Joaquin Phoenix seçildi.

Aus dem Nicht

Jüri, En İyi Senaryo dalında iki yazarı ödüllendirdi: “You Were Never Really Here” filmiyle Britanyalı yönetmen–senarist Lynne Ramsay ve “The Killing of a Sacred Deer” (Kutsal Geyiğin Öldürülmesi) ile Yunan yönetmen-senarist Yorgos Lanthimos.

Kutsal Geyiğin Öldürülmesi

Altın Kamera ve Kısalar

Her yıl olduğu gibi festivalin farklı bölümlerine seçilmiş ‘ilk filmler’, ayrı bir jüri tarafından değerlendirildi. Fransız oyuncu-yönetmen Sandrine Kiberlain başkanlığındaki jüri, 25 filmi (‘Un Certain Regard’ (Belirli Bir Bakış) bölümünden 6, Özel Gösterimler’den 3, Çocuk Filmleri bölümünden 1,  Cannes Klasikleri’nden 4, ‘Quenzaine des Realisateurs’ (Yönetmenlerin Onbeş Günü) bölümünden 5, ‘Critics’ Week’ (Eleştirmenler Haftası'ndan 6 filmi) değerlendirerek, Altın Kamera (En İyi İlk Film) Ödülünü ‘Belirli Bir Bakış’ bölümünde gösterilen Fransız kadın yönetmen Leonor Seraille’ın “Jeune Femme“ (Genç Kadın) adlı filmine verdi.

Romen yönetmen Cristian Mungiu başkanlığındaki jüri ise, Kısa Film Yarışması’na seçilmiş 9 filmi ve sinema okullarının yapımlarına ayrılan ‘Cinefondation’ bölümüne seçilmiş 16 filmi değerlendirdi. Cinefondation Ödülleri, bir gün önce açıklanmış; birincilik, Belçika sinema okulu INSAS’dan Valentina Maurel’in “Paul Burada”, ikincilik İran Ulusal Sinema Okulu’ndan Bahram ve Bahman Ark’ın “Hayvan”, üçüncülük Fransız sinema okulu FEMIS’den Tommaso Usberti’nin “İki Genç Öldü” adlı filmlerinin olmuştu. Festivalin kapanış gecesinde ise, Jüri başkanı Mungiu Kısa Metrajlı Film Yarışması’nın sonucunu açıkladı. Kısa Film Altın Palmiyesi, Çinli yönetmen Qiu Yang‘ın “Güzel Bir Gece“si olurken, Finli Teppo Airaksinen’in “Tavan” adlı kısa filmi bir mansiyonla değerlendirildi.

Belirli Bir Bakış’ta İran damgası

Cumartesi günü verilen ‘Belirli Bir Bakış’ ödülleri içinde aslan payı İran’ın oldu. Mohammed Rasoulof’un “Lerd” (Dürüst bir Adam) adlı filmi Un Certain Regard Ödülü’nü alırken, En İyi Oyuncu Ödülü “Fortunata”daki performansıyla Jasmine Trinca’nın, Şiirsel Sinema Ödülü “Barbara”ile Mathieu Almaric’in, En İyi Yönetmen Ödülü “Wind River”la Taylor Sheridan’ın, Jüri Ödülü Michel Franco’nun “Nisan Kızı” filminin oldu.

Dürüst Bir Adam

Cannes Festivali, ‘sanat sinemasının mekkesi’ olma özelliğini korurken, dünyadaki film pazarları arasındaki önceliğini de yitirmiyor. 70. Festivalin farklı bölümlerinde gösterilen 100’e yakın uzun metrajlı filmin yanısıra Uluslararası Film Pazarı'nda 4000’e yakın film alıcısının dikkatine sunuldu. Pazara 200’in üzerinde Amerikalı alıcı ve dağıtımcı katılırken, onları Fransız, İngiliz ve Çinliler izliyordu. Festivali, uzağından da olsa izlemek üzere, yaklaşık 200.000 kişinin Cannes’a geldiği söyleniyor; ki bu da kentin ekonomisine müthiş bir getiri... 200 milyon dolar gibi bir girdiden söz ediliyor.  

Festival, 70. yılında yeniliklerle çıktı izleyicinin karşısına. Televizyonun ve dijital platformların sinemaya etkisini-katkısını vurgulayan bir program hazırlamıştı Festival yönetmeni Thierry Fremaux. İki filmin (Bong Joon Ho’nun “Okja” ve Noah Baumbach’ın “Meyerowitz Öyküleri”) Netflix adlı dijital platform yapımı olması ve sinemalarda vizyona girmecek olmaları, eleştirmenlerin ve sinema dünyasının tepkileri ile karşılandı. Jürinin de bu tepkileri paylaştığı anlaşılıyordu.

Fremaux, televizyon için yapılmış iki diziden bölümlere de resmi programda yer vermişti. İkisi de Altın Palmiyeli olan David Lynch ve Jane Campion’un TV için yaptıkları dizilerden (“Twin Peaks” ve “Top of the Lake”) bazı bölümlerin Resmi Program içinde özel gösterimlerinin yapılması ve Alejandro Inarritu’nun “Carne y Arena” (Et ve Kum) adlı 6 dakikalık VR enstalasyonunun sergilenmesi, 70’lik festivalin zamana ayak uydurma çabası olarak yorumlanabilir.                                                                                  

Okuyucu Yorumları