Olimpiyat 'Rabia' ile tanıştı, tebrikler Mehmet Baykan!

- A +

Garip bir ülkede yaşıyoruz. Yaşananlardan ders çıkartma konusunda sürekli sınıfta kalıyoruz. Sınıfta kalanlar, beceriksizliğini örtmek için; kalabalıklar arasında elini kolunu sallayıp, bağır çağır kendini göstermeye çalışarak çaresizce işgal ettikleri koltukta kalmaya çabalıyor.

Rio Olimpiyat Oyunları’nın açılışında ekranda beliren bir karede, Türkiye kafilesinde yer alan Gençlik ve Spor Bakanlığı Genel Müdürü Mehmet Baykan beliriyor. Suratında savaşa hazırlanan bir ‘komutan’ ifadesi, bir elinde Türk bayrağı var. Diğer eliyle 'Rabia' işareti yapıyor.

Açılış töreninde Türkiye dışındaki bütün kafilelerin geçişinde gülümseyen insan yüzleri görüyoruz. Ancak Türkiye kafilesindeki yöneticilerin suratları sirke satıyor, olimpiyatlara gelinmemiş de, sanki Mohaç Muharebesi öncesi ‘düşman’a gözdağı veriliyor.

O 'Rabia' işaretini neden yaptı, orası yeri miydi, olimpiyat oyunlarında siyasi bir tavır sergilemek doğru mu türünden tartışmalara girmeden sormak lazım Mehmet Baykan’a; “O hareketin ne anlama geldiğini kim anladı?”

Elbette, bir Taylandlı’nın, Norveçli’nin ya da Perulu’nun bu hareketi anlamasına imkân yok.

Dopingli sporculardan utandınız mı?

Şimdi Mehmet Baykan’a tekrar sormak lazım. Sizin işiniz, olimpiyat açılışlarında Rabia işareti mi yapmaktır?

Hadi başka bir soru daha soralım.

Kafile başkanı olarak yer aldığınız 2012 Londra Olimpiyatları’nda sporcularınız dopingli çıkıyor, bundan hiç rahatsızlık duymuyor musunuz?

Sürekli genç nüfusuyla övünen bir ülkenin, Gençlik ve Spor Bakanlığı Genel Müdürü olarak, sporcu yetiştiremeyip; Emre Zafer Barnes, İlham Tanui, Polat Kemboi, Jak Ali Harvey, Vivian Jemutai, Yasmani Copello Escobar, Mike Kipruto Kigen ve daha ismini sıralayabileceğimiz Kenyalıları, Kübalıları, Etiyopyalıları ‘başarı’ için devşirmek midir?

Olimpiyat ruhundan, sporun siyasallaştırılmaması gerekliliğinden hiç söz etmiyorum bile. Çünkü sporu Nazi Almanyası’yla atbaşı gidebilecek kadar siyasallaştırdık.

Bernard Shaw, “Bir insan ne kadar fazla şeyden utanırsa o kadar hürmete layıktır” der ama bu ülkede artık utanma diye bir duygu yok. O duyguyu gömdük, üstüne de toprak atıp kapattık, kimse görmesin diye.

Siyasetinizi her tarafa bulaştırmaktan vazgeçin artık. Siyaset yapmak istiyorsanız da, işgal ettiğiniz koltuğu bırakıp, milletvekilliği yapın.

Yetersizliğinizden, çaresizliğinizden, yaşattığınız rezaletlerden utanacağınız yerde; dört parmağınızla işaret yapıp, mağrur komutan tavırlarıyla kameraya bakıyorsunuz.

“Bak beyim sana iki çift lafım var” desem, onu da anlayabileceğinizden şüphe duyuyorum. O yüzden utancınızla yaşayın, bundan daha büyük ceza olamaz size.

Okuyucu Yorumları