- A +

Süper Lig’de 2017-18 sezonu büyük bir heyecanla başladı ve 7 haftayı geride bıraktık. Bu sezon yurtdışından tanıdığımız pek çok önemli isim bu sezon Süper Lig’de top koşturmaya başladı. Bunun da olumlu etkisiyle de tribünler doldu. Genel olarak, alt sıradaki takımların da, üst sıradaki takımların da mücadeleleri geçen yıla göre daha keyifli ve heyecanlı hale geldi. Şu anda Süper Lig rüzgârı arkasına almış durumda.

Biz bu hafta Süper Lig’in parasal büyüklükler bakımından Avrupa futbol piyasası ile karşılaştırmalı analizlerini yapacağız.

Sizler de göreceksiniz ki, Süper Lig iktisadi ve mali olarak, hatırı sayılır bir büyüklüğe ulaşmış durumda ve en önemlisi de, Avrupalı yıldızlar için bir çekim merkezi haline geldi. Tabi ki, başta vergi oranlarının düşük olması, yüksek ücretler gibi maddi unsurların yanı sıra, Avrupa’ya yakın ve Avrupa’da olmamız, çoğu ünlü futbolcunun Süper Lig’e gelmesine neden oluyor. Nitekim, bu sezon Pepe, Belhanda, Clichy, Dirar, Valbuena, Nasri, Negredo, Kucka gibi daha bir çok önemli oyuncu bu sezon Süper Lig’de top koşturacak.

Avrupa futbol pazarı da, Türk futbol pazarı da büyüdü!

Deloitte’un son tarihli raporuna göre, Avrupa futbol piyasasının büyüklüğü 24.6 Milyar Euro olarak gerçekleşti.[1]

Aynı dönemde Türk futbol pazarı da benim de hesaplamalarıma göre 700-800 Milyon Euro civarında. [2] Ünlü Amerikan dergisi Fortune göre de bu Pazar 1 milyar Euro’ya ulaştı.[3] Deloitte’un bir çalışmasına göre Türk futbol pastasının büyüklüğü yaklaşık 580 Milyon Euro civarında.[4]

Sonuçta ne olursa olsun, Türk futbol pastası hızla büyüyor, havuz gelirleri sürekli artıyor. Nitekim, Türkiye Futbol Fedreasyonu’nun  dağıttığı yıllık havuz gelirleri 1 Milyar TL’na ulaştı.[5]

Yine, çalışmalarım gösteriyor ki, Türk futbol pastası son 17 yılda 150 Milyon Euro büyüklükten, 800 Milyon Euro’luk bir tutara ulaşarak, yüzde 433’lük bir artış kaydetti.[6]

Beş büyük, lig toplam gelirlerin yarısını alıyor

Deloitte’a göre Beş Büyük Lig (Premier Lig, La Liga, Bundesliga, Serie-A ve Lig1) 13.4 Milyar Euro’ya ulaşan gelirleriyle, toplam Avrupa futbol gelirlerinin %54’ünü kendi aralarında paylaşıyorlar.[7] Nitekim, İngiliz Premier League gelirleri 2017 itibariyle 4.9 Milyar Euro’ya ulaşırken, ikinci sıradaki Alman Bundesliga’nın gelirleri 2.7 Milyar Euro, İspanyol La Liga’nın 2.4, İtalyan Serie-A’nın 1.9 Milyar Euro ve Fransız League1’in de 1.5 Milyar Euro olarak gerçekleşti.

Özellikle, Premier Lig’de 2016’da gerçekleşen rekor yayın ihalesiyle, Premier Lig’in 2016-19 sezonlarını kapsayan naklen yayın hakları 5.136 Milyon Sterlin’e[8] (Yaklaşık 6 Mia €) satıldı. Yine, yayıncı kuruluş BskyB’nin Google, Apple, Facebook ve Netflix ile yaptığı yeni sözleşmerle Premier Lig kulüplerinin kasasına 2016-19 dönemi için yıllık ekstra 1.8 Milyar Sterlin daha girecek.[9] Buna göre yıllık Premier lig yayın hakları bedeli 4 Milyar Euro’ya ulaşmış olacak. Bu gelişmeyle, Premier Lig’le  diğer ligler arasında iktisadi ve mali olarak derin bir uçurum oluşacak.

Süper Lig’de havuz gelirleri artıyor!

Toplam Türk futbol ekonomisi büyürken, diğer taraftan buna bağlı olarak Süper Lig’de havuz gelirleri de arttı. Nitekim, 2014-2017 sezonları arasında son 3 yılın dağılımına bakıldığında, kulüplere dağıtılan toplam parasal ödül %31’lik bir artış kaydederek  988.275.000 TL’na ulaştı. Süper Lig 2016-17 havuz gelirleri takım başına dağıtılan ortalama tutar da, bu dönemde 41,8 Milyon TL’dan, 54,9 TL’na yükseldi.[10]

Süper Lig’de takım değerleri de artıyor

Parasal büyüme ve iktisadi gelişme bakımından bir başka gösterge de, takımlarımızın zenginliğini gösteren takım kadro değerlerindeki gelişmedir. Bu kapsamda değerlendirildiğinde, Süper Lig’in Ekim-2017 itibariyle değeri 901.8 Milyon Euro’ya ulaşmış bulunuyor.[11]

Süper Lig sahip olduğu  bu lig değeriyle Avrupa’nın en değerli altıncı ligi konumunda görünüyor. İlk beş sırada ise beş büyük lig yer alıyor.

Parasal gelir artarken, sportif performans düşüyor

Süper Lig’de parasal gelişim füze hızıyla yukarı doğru giderken, buna karşılık sportif performansta ne var ki, hala 2000’deki UEFA ve FIFA sıralamalarımızı yakalayamadık. Bence, bugün Türk futbolunun önünde duran en önemli sorun da bu çelişkidir. Bu soruya yanıt aramamız gerekiyor. Var olan çelişkinin altında yatan nedenleri saptayıp buna ilişkin gerekli yapıyı oluşturamadığımız, yani çelişkiyi çözemediğimiz sürece Türk futbolunu sportif performansta yukarıya taşımamız mümkün görünmüyor.

UEFA ülke sıralamasında Türkiye Ekim 2017 itibariyle 39.200 puanla 10.sırada iken,[12] FIFA sıralamasında ise 842 puanla 27.sırada bulunuyoruz. [13]

Oysa, Türk futbolunun 2000’den bu yana UEFA ve FIFA sıralamalarına baktığımızda, 2000’de UEFA’da 7.sıraya kadar yükseldiğimizi, 2003’de ise FIFA sıralamamızın sekizinci sıra olduğunu görüyoruz.[14]

Yukarıdaki açıklamalarımız, son 17 yılda Süper Lig’in parasal refah seviyesini yükseltirken, sportif başarıyı yakalayamadığını ortaya koyuyor. Diğer bir ifadeyle Süper Lig parasal gelişimini, dünya futbol pazarının gelişimine paralel olarak artırabilme becerisi gösterirken, yönetsel ve sportif bağlamda bu gelişimi gösterememiş görünüyor. İşte, Türk futbolunun temel çelişkisi budur.

Süper Lig’in finansal borçları, gelirlerini aştı!

Süper Lig’in 2017 itibariyle gelir, gider ve borçluluk durumlarını değerlendirdiğimizde, Süper Lig takımlarının gelirlerinin çok üzerinde bir borçlanmaya yöneldiklerini gözlemliyoruz. Nitekim, Süper Lig’de gelirlerin sekiz yüz milyon Euro’ya yaklaştığını daha önceden belirtmiştik, ligimizin finansal borçlar toplamı ise 5 Milyar TL’nı (Yaklaşık 1.2 Milyar Euro) aşıyor.[15] sadece şampiyon olan beş takımımızın şirket ve dernek olarak borçları toplamı 2015-16 itibariyle 4.966 Milyon TL olarak gerçekleşti. [16] Buna göre Galatasaray’ın toplam borcu 1,7 Milyar TL’na yükselirken, Fenerbahçe’nin borcu 1,4 Milyar TL, Beşiktaş’ın 1,2 Milyar TL ve Trabzonspor’un  433,1 Milyon TL’na, Bursasporun da 233 milyon TL’na ulaştı. [17]

BİST’te işlem gören dört büyük kulübün 2016 üçüncü çeyrek sonuçları bize, bu kulüplerin finansal yapılarında önemli mali sıkıntıların artarak devam ettiğini gösteriyor.  Aynı zamanda en fazla gidere sahip bu kulüplerin özkaynak açıkları bugün 2 Milyar TL seviyesine ulaşmış durumda. Yani, dört büyük takım sahip oldukları varlık ve gelirlerinin üzerinde harcama ve zarar yaparak, kendilerine haksız rekabet üstünlüğü sağlamış durumdalar. [18]

Türk futbolunun lokomotifi konumundaki bu dört kulübün KAP’taki finansalları, Türk futbolu için gelecek vaat etmediği gibi, var olan iktisadi ve mali yapıları da, bu kulüplerin sürdürülebilir bir performans gelişimine destek olabilecek yapıdan uzak olduğunu gösteriyor.

Süper Lig’de 2015-16 sezonu itibariyle futbol gelirleri toplamı 1.3 Milyar TL’na ulaşırken;[19]  üç kulübün yıllık finansal giderleri (faiz giderleri) toplamı 440 milyon TL’na yükselmiş durumda.[20] Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray’ın 2016-17 sezonu itibariyle yıllık gelirleri 1.397 Milyon TL, zararları ise 500 Milyon TL olarak gerçekleşti.[21] Bu verilere göre 3 Büyük kulüp yüzde 30 negatif kar marjıyla (zararla) faaliyetlerini sürdürüyorlar.

Yaz transfer dönemini net zararla kapattık

2017-18 yaz döneminde Süper Lig kulüpleri toplam 103.582.500 Euro (kulüp başına 5.754.583 Euro) transfer harcaması yaptılar. Buna karşın, kulüpler transferden 78.862.500 Euro transfer geliri (kulüp başına 4.381.250 Euro)  elde ettiler. Net de ise Süper Lig 24.720.000 Euro zararla (kulüp başına 1.373.000 Euro) kapattılar.[22] Bu dönemde Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray’ın transfer harcamaları, toplam transfer harcamalarının yüzde 60’ını oluşturdu.

Son transferler sonrası Süper Lig’de yabancı oyuncu sayısı 270’e yükselirken, toplam yabancı oyuncu sayısının oranıysa yüzde 52,4 oldu.[23]  

Sonuç

Süper Ligimiz son yıllarda parasal olarak önemli bir büyüme göstererek, sahip olduğu ekonomik değeriyle Avrupa’nın altıncı en fazla gelir yaratan ligi oldu. Bunun en somut göstergelerinden birisi olan takım kadro değerlerinin hızla yükselmesini örnek gösterebiliriz. Buna karşın, beklenen sportif performans seviyesinin ne yazık ki, gerisinde kaldık. Süper Lig kulüpleri siyasi otoritenin etkisiyle başta naklen yayın gelirleri olmak üzere, vergi, SGK vb. kamu yükümlülüklerinin yanısıra, kendilerine sağlanan diğer dolaylı avantajlarla da hızla iktisadi ve mali olarak büyüdüler. Bu bağlamda Süper lig gerçekten de “Süper” oldu. Ancak, yönetsel ve sportif yapılanma bakımından, bu parasal gelişmenin gerektirdiği üst yapı değişimini gerçekleştiremediği için Türk futbolu Avrupa ve Dünya’da hak ettiği sportif performansa ulaşamadı.

Bu nedenle, hızla parasallaşıp bir gösteri endüstrisine dönüşen günümüz futbolunda sürdürülebilir bir büyümeyi Süper Lig’de yakalayabilmenin yolu, bu konjonktürün gerektirdiği geliri/ekonomiyi kendi dinamikleriyle yaratabilecek iktisadi, mali alt yapıyı kurmak ve bu gelişimi yönetebilecek sportif ve yönetsel yapılanmayı üst yapıda oluşturmaktan geçiyor. Bunlardan birisi eksik olduğunda, kalıcı bir başarıya ulaşmak çok mümkün olamıyor.


[1] http://futbolekonomi.com/images/stories/raporlar/Genel/deloitte-uk-annual-review-of-football-finance-2017.pdf

[2] http://futbolekonomi.com/index.php/haberler-makaleler/mali/110-tugrul-aksar/4114-2017-04-26-14-35-22.html

[4] http://www.posta.com.tr/ingiltere-den-carpici-rapor-turk-futbol-ekonomisi-2-milyar-430-milyon-tl-haberi-1333506

[5] http://futbolekonomi.com/index.php/haberler-makaleler/ekonomi/35-tugrulaksar/4167-2017-07-16-16-58-48.html

[6] Tuğrul Akşar, https://www.dunya.com/kose-yazisi/paran-pulun-olmus-neye-yarar-sportif-basari-olmadiktan-sonra/24345

[7] http://futbolekonomi.com/images/stories/raporlar/Genel/deloitte-uk-annual-review-of-football-finance-2017.pdf

[8] http://www.bbc.com/news/business-31379128

[9] https://www.theguardian.com/media/2017/aug/11/premier-league-broadcast-battle-hots-up-as-sky-face-doling-out-extra-600m

[10] “Süper Lig’de Dengesiz Ekonomik Rekabet”,http://futbolekonomi.com/index.php/haberler-makaleler/ekonomi/35-tugrulaksar/4167-2017-07-16-16-58-48.html

[11] https://www.transfermarkt.com/wettbewerbe/europa

[12] https://kassiesa.home.xs4all.nl/bert/uefa/data/method4/crank2017.html

[13] http://www.fifa.com/fifa-world-ranking/ranking-table/men/index.html

[14] Tuğrul Akşar, https://www.dunya.com/kose-yazisi/paran-pulun-olmus-neye-yarar-sportif-basari-olmadiktan-sonra/24345

[15] “Dört Kulübün gelirleri, zararlarını karşılayamıyor.” http://futbolekonomi.com/index.php/haberler-makaleler/mali/110-tugrul-aksar/4114-2017-04-26-14-35-22.html

[16] “Süper Lig’de Borç Durumu”, http://www.ntvspor.net/futbol/super-ligde-borc-durumu-579dda2fc873cc40a465ad67

[17] Aktifbank Ekolig 2014-15,2015-16 sezonu Futbolekonomisi raporu,  sh.58-59, http://www.aktifbank.com.tr/tr/Documents/FUTBOL%20EKONOMISI%20RAPORU.pdf

[18] Dört Kulübün gelirleri, zararlarını karşılayamıyor.” http://futbolekonomi.com/index.php/haberler-makaleler/mali/110-tugrul-aksar/4114-2017-04-26-14-35-22.html

[19]Aktifbank Ekolig 2014-15,2015-16 sezonu Futbolekonomisi raporu,  sh.58-59, http://www.aktifbank.com.tr/tr/Documents/FUTBOL%20EKONOMISI%20RAPORU.pdf

[20] Üç kulübün 2017 ilk çeyrek itibariyle Borsa İstanbul’a gönderdikleri finansal tablolarından derlenmiştir. Bakınız Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP)

[21] Üç kulübün 2017 ilk çeyrek itibariyle Borsa İstanbul’a gönderdikleri finansal tablolarından derlenmiştir. Bakınız Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP)

[22] https://www.transfermarkt.com/super-lig/transfers/wettbewerb/TR1/saison_id/2017

[23] https://www.transfermarkt.com/super-lig/startseite/wettbewerb/TR1

Okuyucu Yorumları