TRT artık sadece propaganda değil, hükümet adına hâkimlik ve savcılık da yapıyor!

- A +

TRT bildim bileli hükümetler tarafından siyasi çıkarları için kullanıldı. Anayasa'nın bu kuruma verdiği 'kamu yayıncılığı' görevi, istisnai bazı kısa dönemler dışında yerine getirilmedi. TRT Kanunu'nda açıkça ifade edilen yetki ve sorumluluklar da kurum yöneticileri tarafından görmezden gelindi. TRT hep iktidarın baskısı altına ezilmiş, taraflı bir yayın organı oldu.

Şimdi durum biraz daha farklı ve daha kötü. TRT artık sadece  bir propaganda aracı değildir; bugüne kadar hiç görmediğimiz başka roller üstlenerek, aktif bir siyasi aktör gibi davranmaya başlamış, görev ve yetkileri ile hiç bağdaşmayan yeni bir siyaset organı haline gelmiştir. Daha da ürkütücü olan, TRT, hükümet adına hâkimlik ve savcılık da yapmaya başlamış görünmektedir. İşte bu  ilk defa karşılaştığımız bir durumdur.

TRT hakkında böyle bir sonuca ulaşmamın nedenleri epey derine gidiyor, ama son üç dört gündür yaşananlara bakmak, böyle bir saptamada bulunmaya yeterli ve ikna edici olacaktır sanırım.

TRT1, 14 Aralık'ta çok sayıda kişinin göz altına alınmasını duyurduğu haberinde ekranda haber başlığı olarak, #Edenbulur etiketini ifadesini kullanmıştır. Haberi okuyan kişi de, "Günün gündemi Türkiye'de 14 Aralık, diğer adıyla Tahşiye operasyonu oldu. Bu operasyonda gözaltılar var, serbest bırakmalar var. Bu konuları tek tek inceleyeceğiz. Etiketimiz, 'Edenbulur', bu etikete yorumlarınızı bekliyoruz" demektedir. TRT burada açık bir şekilde suç işlemekte, hukuki sürece karışmakta, henüz tamamlanmamış bir soruşturma hakkında hüküm vermektedir.

Durum daha da vahim, çünkü bu yayın, haber koşuşturmacası içindeki bir iki editör ve sunucunun yaptığı bir yanlış da değildir. Kurumun genel müdürü, Şenol Göka,  'Edenbulur' başlığı için, "Bu daha çok habere dikkat çekmek maksadıyla yapılıyor. Haberlere başlıklar atılıyor, yorum gibi algılanıyor ama dikkat çekmek açısından da yapılabilir. Sözünü ettiğim, yargıya intikal etmiş bir konuyu konuşmak. Böyle bir başlıkla sunmuş. Bir öncesi ve sonrasına etki edecek bir yorum olarak düşünmüyorum" demiştir. Biraz karışık bir cümle, ama ne demek istediğimi anlatmak açısından iyi bir örnek. Lafı evirip çevirmeye hiç gerek yok, bu örnekte, 'yargıya intikal etmiş' bir konuda en azından tarafsızlık ilkesi açık bir şekilde çiğnenmiş, savcılık ve yargıçlık dışında Anayasa ve yasalara aykırı davranılmıştır. Yanlış mı ?

'17-25 Aralık Darbe Girişimi' adlı bir belgesel!

TRT'nin oynadığı yeni role yönelik bir başka örnek, dün gece (17 Aralık 2014) TRT'de yayınlanan '17-25 Aralık Darbe Girişimi' adlı sözde belgeseldir. Hükümetin dört bakanının istifasına uzanan yolsuzluk iddialarının yıldönümüne denk getirilen bu yayında yaklaşık bir saat boyunca, hükümetle cemaat arasındaki siyasi kavgadan bahsedilmiş, 17-25 Aralık'ın seçilmiş hükümeti devirmeye yönelik bir darbe girişimi olduğu ileri sürülmüş,  yolsuzluk soruşturmalarının hukuka aykırı olduğu iddia edilmiş, soruşturma sürecinin siyasi bir hesaplaşma olduğu sonucuna varılmıştır. Programda sadece çok sayıda bakan ve hükümetin görüşünü yansıtan gazeteci/yazar yer almış, karşı görüşte tek bir kişiye yer verilmemiştir. Ayrıca yolsuzluk iddialarının ne olduğu, kimlerle ilgili olduğu, yayına katılanların bu konuda ne düşündüğü gibi konulara da hiç girilmemiştir. Böylece yine yansızlık ve tarafsızlık, doğruluk ve hakkaniyet gibi en temel yayın ilkeleri açık ve sanki bile bile çiğnenmiştir. Habercilikte 'iddia' ile 'gerçek' arasındaki ayrım önemlidir, oysa dün geceki yayında,  'yargıya intikal etmiş' suç iddiaları hep mutlak hakikat olarak sunulmuştur.  TRT bu yayında da tüm taraflara söz hakkı tanımamış, böylece tek bir görüş açısını empoze ederek, yine savcı ve hakim rolünü oynamayı tercih etmiştir.

Arınç'a göre eşitsizliğin gerekçesi adalet!

Son olarak, biraz daha eski bir örnek olarak, geçen Cumhurbaşkanlığı seçiminde Yüksek Seçim Kurulunun TRT'ye taraflı yayınları nedeniyle tam yedi program için durdurma cezası vermesinden de söz etmeliyiz. Bu örnek, TRT'yi yönetenlerin temel yayıncılık ilkelerini nasıl anladıklarını yansıtması açısından çok değer taşıyor. TRT'den sorumlu Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, YSK'nın o zamanki Başbakan'a yayınlarda diğer rakiplerinden daha fazla süre verilmesini değerlendirirken, konuşma sürelerinde eşitliğini değil, adaleti gözettiklerini savunmuş, "Başbakan diğer adaylarla eşit mi olacak" diye sormuş, "Sürece eşitlik yok, burada adalet olacak. Eşitlik olabilir mi? Sen kimsin, o kim, bu kim" demişti.

TRT'nin görevi kamuoyunun
yanında taraf olmak mı?

TRT Genel Müdürü Göka'nın yayın ilkelerine bakışı da bir hayli sorunlu duruyor. Medyanın tarafsızlığıyla ilgili görüşünü yansıtırken, "Tamamen tarafsız, ve her şeyden bağımsız olarak orada olayı aynen buraya yansıtabilmek gibi bir şey aklınıza gelmesin. Mutlak bir biçimde onu çerçeveleme şekli, veriliş biçimi, veriliş biçiminden sonraki beklentileriyle birlikte bir taraflılığı vardır. Tamamen tarafsız olması mümkün değildir. Bu taraflılık TRT için biz gelenek, milletten, kamuoyundan yana bir taraf sergilediğimizi düşünürüz" demekte. Göka'nın bu zor anlaşılan, karmaşık cümlesi, uzun uzadıya tartışılabilecek görüşlerle dolu, ancak ben sadece şu kadarını söyleyebilirim ki, yayıncının, herhangi bir kişi ya da yer ya da topluluk yanında olmak gibi bir görev ya da sorumluluğu yoktur, yayıncı, 'kamuoyunun yanında taraf' olmaz, sadece kamuoyunu bilgilendirir. Hem de doğru bir yargıya varabilsin diye, tüm tarafların görüşlerine yer vererek.

Anayasa ve yasa ne diyor?

Galiba herkese, yansızlık, hakkaniyet, bilgi verme, kamuoyunu aydınlatma gibi kavramların ne olduğunu bir kez daha hatırlatmaktan başka yapacak bir şey yok. İşin ilginci, ellerindeki Anayasa ve TRT yasaları bunları söylüyor zaten. Bakın, Anayasanın 133'üncü maddesi, TRT'yi, 'Devletçe kamu tüzel kişiliği olarak kurulan tek radyo, televizyon kurumu' olarak tanımlamakta ve "kurumun özerkliği ve yayınlarının tarafsızlığı esastır" demektedir.TRT Kanunu'nun 5'inci maddesinde ise, Göka'nın  kamuoyu ile ne yapılacağı konusundaki sıkıntısını giderecek bazı net tanımlar var. Bu madde içinde sıralanan yayın esasları TRT'nin ne yapması gerektiğini şöyle belirliyor:

"Kamuoyunun sağlıklı ve serbestçe oluşabilmesi için, kamuoyunu ilgilendirecek konularda yeterli yayın yapmak; tek yönlü, taraf tutan yayın yapmamak ve bir siyasi partinin, grubun, çıkar çevresinin, inanç veya düşüncenin menfaatlerine alet olmamak."

Bunları okuduktan sonra şimdi vicdanınızı yoklayın ve sorun kendinize, 'Eden Bulur' diye başlık atmak doğru oldu mu diye. Ve '17-25 Aralık Darbe Girişimi' programında karşı görüşe bir cümle bile yer vermeyerek doğru mu yaptık diye. Yanıtları  bir önceki paragrafta okudunuz.

TRT şu son zamanlarda ciddi sınavlarda çok başarısız olmuştur. Gerçek bir kamu yayıncısı olmadığını hepimiz biliyoruz, ama yasalar karşısındaki yükümlülüklerini yerine getirmek zorundadır, çünkü hepimize karşı sorumludur. Şu anda, konumunu kötüye kullanır görünmektedir. Bu durum kabul edilemez, çünkü hepimiz TRT sorumlu kamu yayıncılığı yapabilsin diye vergi ödüyoruz.

                                                          

Okuyucu Yorumları