Hayır demek, bugünkü fiili düzenin devam edeceği anlamına gelmez!

- A +

Anayasa değişikliği önerisi Meclis’te oylanarak referandum aşamasına geldiği andan itibaren iktidar partisi ve yandaşları kimi öznel gerekçelere istinat ederek ‘evet’ oyu için çalışmaktadırlar. Buna karşılık başta ana muhalefet partisi sözcüleri olmak üzere tanınmış hukukçular ve demokrat yazarlar ise tek adam rejimini önlemek amacıyla ‘hayır’ oyu kullanılması için çaba göstermekte. Bu amaçla değişiklik önerisinin kabul edilmesi halinde Meclisin işlevini kaybedeceği, erkler birliği esasına dayanan otoriter tek adam rejimi kurulacağı ve demokratik hukuk devleti düzeninin son bulacağı öne sürülmektedir.

Anayasa değişikliğinin benimsenmesi, diğer bir deyimle ‘evet’ oylarının üstün gelmesi halinde nasıl bir düzen kurulacağı oyalanacak metinde açıkça yazılıdır. Bunları durmadan yinelemenin ve tek adam rejiminin mahzurlarına işaret etmenin başarılı olmak için yeterli olduğunu sanmıyorum. Bir de ‘Hayır’ oyunun üstün gelmesi ile nasıl bir değişiklik olacağına yanıt vermek gerekir. Bu, seçmeni en çok meşgul eden bir konudur. ‘Hayır’ oyunun üstün gelmesi durumunda Sayın Erdoğan (beni halk seçti, ben anayasanın öngördüğü bağımsız ve tarafsız Cumhurbaşkanı olmam. Cumhurbaşkanlığı görevini kendi bildiğim gibi yaparım) diyecek mi? 

Diğer bir deyimle referandum öncesi fiili durum devam edecek mi? Kuşkusuz gerçek bir demokrasi de bu sorunun cevabı hayırdır. Hatta halkın kendisine verdiğini zan ettiği anayasa dışı yetkilerin geri alınması anlamına gelen ‘hayır’ kararı karşısında Sayın Cumhurbaşkanı’nın derhal istifa etmesi gerekir. Bu gerçeği kamuoyuna duyuracak ve Sayın Erdoğan’ın görevden çekilmesi gerektiğini hatırlatacak olan ana muhalefet partisidir. Ne yazık ki, ana muhalefet partisi CHP’nin bu gerçekten ve böyle bir görevden haberi bile yok. Vatandaş haklı olarak ‘hayır’ oyu bugünkü fiili durumun devamını sağlayacaksa sandığa gitmenin ve oy kullanmanın hiçbir anlamı yok diye düşünmektedir.               

Oysa her vatandaşın referandumda ‘evet’ ya da ‘hayır’ oyu kullanmasının nasıl bir sonuç doğuracağını bilmesi gerekir. ‘Evet’ oyunun tek adam rejimi olduğu biliniyor. Ama ‘hayır’ oyunun Sayın Erdoğan’ı ya anayasa çizgisine getirmeye zorlamak ya da istifasını sağlamak olduğunu hiç kimse bilmiyor. Çünkü muhalefet ya bu gerçeğin farkında değil ya da Sayın Erdoğan’a örtülü bir destek sunmak arzusundadır.

Unutmamak gerekir ki, Sayın Erdoğan Cumhurbaşkanlığı’na seçildiği ilk günden başlayarak  “Beni halk seçti. Ben anayasada yazılı kurallara göre hareket etmeye mecbur değilim” demektedir. Bu nedenle ‘hayır’ oylarının üstün çıkmasının bir anlamı da halkın Sayın Cumhurbaşkanı’na şöyle bir uyarıda bulunması anlamına geleceği açıktır:

“Evet, seni biz seçtik, amacımız demokrasimizi askeri cuntanın müdahalelerinden kurtarmaktı. Oysa sen bunu kendin için özel bir ayrıcalık zan ettin ve anayasa dışı davranışlar içine girdin. Şimdi ‘hayır’ diyerek seni anayasa içinde kalmayla davet ediyoruz.”

Sanıldığı gibi ‘hayır’ demek eski düzene yani statükoya geri dönmek demek değil, Erdoğan’ın yeminine sadık kalmasını, bağımsız ve tarafsız bir Cumhurbaşkanı olmasını sağlamaktır. Ana muhalefet partisi CHP’nin ‘evet’e karşı eleştirileri vardır. Ama bugüne kadar ‘hayır’ın ne anlama geldiğine ilişkin hiçbir açıklaması olmadı. Vatandaşın kafasında ‘hayır’ın üstün gelmesi durumunda bile bugünkü alışkanlıkların devam edeceği düşüncesi egemendir. Oysa ‘hayır’ın asıl anlamı referandum öncesine dönüş değil, Cumhurbaşkanı’nı anayasa çizgisine getirmektir.

Ana muhalefetin görevi referandum kampanyası boyunca bu düşünceyi etkin biçimde savunmak ve vatandaşın ‘hayır’ oyu kullanmakla nasıl bir görev yapacağının bilinciyle hareket etmesini sağlamak olmalıdır. Keza ‘hayır’ oyu üstün çıktığı andan itibaren de Cumhurbaşkanı’nı yeminine sadık kalarak anayasa içinde kalmaya davet etmek amacıyla yeni ve etkin bir kampanya başlatmaktır. Sayın Erdoğan fiili durumu sürdürmekte ısrar ettiği takdirde de istifasını istemek için gerekli zemini hazırlamaktır.

Başta ana muhalefet partisi olmak üzere Türkiye demokrasi güçlerinin tümünü, demokrasimizin içine girmekte olduğu bu darboğazdan kurtarılması için, ağır bir görev beklemektedir. 

Okuyucu Yorumları