- A +

Siyasi düşünce dedikleri, toplum yapısı ile bu yapının dünü ve yarını hakkındaki değişim ve kıpırtıları izlemenin yanı sıra,  bu değişimin nasıl olması gerektiği konusunda kafa yormanın, karar ve eylem sahibi olmanın da bir adıdır.

Bu konuda bir karar verildikten sonra, bunun önünde gidilecek iki yol görünür, ikna veya zorlama. Sabır ya da ezip geçme gibi. Olan bu…

Yalnız dikkat edilmesi gereken, burada iktidar, muhalefet veya partiler konu edilmemektedir.

Siyasi düşünce sahibi ya tartışarak, ya inandırarak, ya yalan söyleyerek, ya da kendine güvenilmesini isteyerek, toplumun kendi kendine bir karar vermesi için ona yardımcı olacak. Sonrasında beklenen ise, siyasi düşünce sahibinin arzusu ve düşüncesi doğrultusunda toplum değişecek. Olması istenen de bu…

Ancak siyasi düşünce sahibi kişinin önünde  kullanabileceği yine iki araç vardır. Biri açıklamalar, diğeri eylem. Bu ikilem ayrı ayrı da olabiliyor, aynı anda ya da sıra ile de.

Ortak yanları ve amaçları ise, sahip oldukları siyasi düşünce doğrultusunda fazla 'tayfa toplamak'dır. Yazarak, çizerek, konuşarak veya örgütlenerek çoğalmak, yani güçlenmek! Meşruiyet kazanma içgüdüsü de olabilir, belki de…

Ne adına? Halk, toplum, millet, ümmet, cemaat, insanlık adına, Allah adına..

Oysa hakikat; kişinin kendi menfaati, yakınlarının ve sevdiklerinin menfaati, kendi gibilerinin menfaati, kısacası tümünün çıkarı adına, her şeyin güvence altına alınıyor olmasındadır. Gerisi kıvırma ve oyalama olabilir ancak... 

Bir de çok çok eski yıllardan bu yana taşınıp, günümüze kadar getirilen demokrasi kelimesine, olabildiğince anlam ve umut yüklemek var. Nasıl?..

Halkın, halk için, halk tarafından yönetilmesi biçimi gibi, bu giderek...
Halkın, halk için, halkla beraber yönetilmesi şekline girmiş, sonra...
Halkın, halk için, halk adına yönetilmesi, derken...
Halkın, halk için, halka rağmen yönetilmesi, ile negatife geçilmiş ve…
Halkın yönetilmesi, sadeliğine varılmıştır.
Halkın hizmetkârı olmak, diye de söylenebiliyor, efendisi olmak değil…
Yani halk kendi başına asla bırakılamıyor…

Halk nedir, kimdir?

Sayın Erbakan'ın halk tanımı şöyle idi; "pazar yerinde toplanan kalabalığa, işte halk denir."

Bu halk tanımında haklılık payı vardır. Sınıflı toplumun hatırlatılması kadar, gözden kaçırılmasını da içerir. Çünkü halk deyimi toplumsal bir kategori değildir.

Oysa, Gazi M.Kemal’in “…ülkenin hakikî sahibi ve efendisi, hakikî  üretici olan köylüdür” tanımı, sınıflı topluma daha yakın bir yanıttır.

Halk yerine, millet demek ise bir genelleme olarak kullanılır.  Üreticiler ile sermaye sahipleri ve idareci kesim ayırımını, özetle sınıflı toplumu, tek ve ortak bir kader altında toplama ve yönetme isteğidir bu.

Tarafsız yazarından, iktidar yada muhalefetine kadar, idealist bir yaklaşım…Bir tür kolaylık mı desem, tembellik mi, kurnazlık mı, unutkanlık mı, umusamazlık mı?..

Günümüzde geçer akçe olan siyasi düşüncenin temeli budur.

Toplum yapısının ve bu yapının dünü ve yarını hakkındaki değişim ve kıpırtıları izlemek kadar bu değişimin nasıl olması gerektiği  konusunda bir düşünce ve eylem sahibi olmak, işte böyle oluyor!..

İster beğen, ister beğenme!..

Sanat, bilim, din, fen vs.. gibi faktörler bunun peşinden geliyor?...

Siyasetin sağı solu belli olmaz!..                                                        

İlle de içim rahatlasın, bunun bir yolu olmalı derseniz, vardır. Size şu sözü hatırlatmak isterim;

"Her soru cevap alacaktır, her cevap tartışmaya açıktır." 

Sayın Demirel'in bu sözü, bir yöneticinin amentüsü olmalı, yönetilenlerin de…

                                               

Okuyucu Yorumları