- A +

Ne diyor seçim propagandası yapan parti sözcüleri; geçmişi bilmeyen geleceği kuramaz!

Demek isterler ki,  geçmişte olduğu gibi bizler de zafer peşindeyiz,  yani bize oy verin!..

Savaştan medet ummak, seçim zaferi getirir mi?

Savaşlardan ve  kazanılan zaferlerden sonra yapılan seçimler, pek başarı getirmiyor.

II.Dünya Savaşı’nın muzafferlerinden Birleşik Krallık'ın Başbakanı Winston Churchill  daha sonra yapılan seçimleri de başbakanlığını da kaybetti.

Zafer ile sonuçlanan Kurtuluş Savaşı kahramanlarından İsmet İnönü, yapılan  ilk serbest seçimlerde, seçimleri de cumhurbaşkanlığını da kaybetti.

Kıbrıs fatihi diye göklere çıkartılan Bülent Ecevit ve koalisyon ortağı Necmettin Erbakan bu zaferden sonra yapılan seçimlerde, her ikisi de iktidarlarını kaybettiler.

Kıssadan hisse, bu örnekler…

Askeri zaferler büyük ve yeterli olmanın ötesinde fazlası olan kazançlardır. Seçim gibi sık sık tekrarlanan, sıradan bir halk oylamasının üzerinde dengeli olan bir etki yaratamazlar. Tersine yıkıcı, ezici ağırlıkları olur. Olmuştur da, zaferini  seçimde kullananlar, o  gücün  etkisi altında kalabilirler.

Kandil’in bombalanması, kimbilir kaçıncı  zafer denemesidir?

Zaferler kılıçların mı, kalemlerin ucunda mı yükselir? İşte benzer sorulardan biri daha.

“Biz istiyoruz ki, gençlerimizin okuma kültürünü geliştirelim” öyle diyorlar. Demek isterler ki gençlerimizde okuma kültürünün gelişmesi hak getire!!. Onaltı yıldır akıla  gelmeyen ‘Kıraathane’ ler artık gerekli hale geldi, işte şimdi yapacağız, anlamında.

Başkan adayı o sözleri bir kütüphane’de söylüyor üstelik, şuradaki kitapları görüyorsunuz değil mi, diye soruyor, ilk defa görüyormuşcasına…                                                                             

Kütüphane kitap deposu, kitap yuvası, vs. Ktb kökünden kitap, hani şu yıllarca yasaklanan, toplatılan, imha edilen, yazanın, okuyanın, bulunduranın  başına olmadık işler açan ve yine de bilgi içeren ciltlenmiş kağıt demeti, Kitap!..

Kitap’ı telaffuz etmek istemeyen ancak kıraat etmeyi öneriyor, gazete, mektup, reklam broşürü,  el ilânları, ilaç prospektüsü, kullanım talimatı, tweeter, facebook  vb. şeyleri kıraat etmeyi.

Ne diyorlar; “Biz okuma kültürünü ayağa kaldırıyoruz, okuma kültürünü geliştiriyoruz.”  Okuyanı, yazanı içerde tutarak mı?.. Gel de sorma.

Şıngır şıngır çay içilirken, kahve falına bakılırken, şapur şupur kek atıştırılırken, bir yandan da kitap okunacak, okuma kültürü ayağa kalkacak, her halde daha sonra da kapıdan çıkıp gidecek.

Ülkede çok  iyi düzenlenmiş, çok iyi hizmet veren kütüphaneler ne güne duruyor. Kek yemek şart mı? Değil!..

Bu konuda okuma yazma özgürlüğünün güvence altına alınmış olması yeter.

Yetmez!.. Kağıt fiyatları, yayıncılıktan alınan vergiler, kredi kolaylıkları vs..de gerekli.

Sonracığıma…

Devletin kıraathanesinde bedava çay, kahve, kurabiye servisi bir müdürün yönetiminde mi olacak, yoksa başıboş mu bırakılacak?

Mahalle kabadayıları, sabaha kadar açık tutulacağı söylenen kıraathanede okuduğumuza, kitabımıza karışırsa bizi kim koruyacak?

Kıraathane’de yer alacak kitaplar denetlenecek mi, meselâ?

Kitap alımları, yayınevi seçimleri nasıl olacak? Hangi bakanlığın bütçesiyle karşılanacak? Alımlar ihale ile mi olacak, yazar ve yayınevi kayırılarak mı?

Vakit geçirmek için kek atıştırıp, dergi kıraat eden birileri ile önünde biriken nitelikli kitapların içinde araştırma yapan bir akademisyenin arasında görülen dağlar kadar fark ile  bu Millet Kıraathanesi,  acaba  şu eski Halkevleri'ni çağrıştırıyor olmasın sakın.

Okuyucu Yorumları