- A +

Görünen odur ki, AKP’nin büyük Arap hayranlığı, yerini hızla Arap düşmanlığına bırakıyor. Arap hayranlığı gibi Arap düşmanlığının da gerekçesi de yoktur, yararı da.

Mağrip’ten Maşrık’a Arap ülkeleri, Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılmasıyla ortaya çıkmış devletlerdir. Dağılan imparatorluklardan geriye, o döneme ait olumsuz algılamalar da kalır.

Arapların en büyük korkusu, yeniden Türk egemenliği/etkisi altına girmektir. Türkiye’nin 1990’lı yıllarda Kuzey Irak’ta gerçekleştirdiği harekâtlara Arap tepkisinin arkasında bu korku yatmaktaydı. Bugün Suriye harekâtlarımıza tepkinin ilk nedeni de yine bu korkudur.

Arap ülkelerinin, en azından bugünkü yönetimlerinin ikinci büyük korkusu, Müslüman Kardeşler hareketidir

Sünni Arap ülkelerinin tarihten gelen diğer büyük korkusu ise Şii İran’dır.

İsrail, Arap ülkelerinin diğer bir sıkıntısıdır. Ancak bu sıkıntının tek hatta en önemli nedeni Filistin sorunu değildir çünkü Filistin, Arap ülkeleri için İsrail olmasa da sorundur.

Araplar için Rusya, gerek genel ve bölgeye yaklaşımı, gerek İran ve Suriye ile ilişkisi nedeniyle bir diğer önemli korku kaynağıdır.

Öte yandan Arap ülkeleri bilirler ki ABD olmadan İsrail’in ve Filistin’in, hiç değilse bir ölçüde denetim altında tutulması, Rusya’nın ve İran’ın bölgedeki etkisinin sınırlanması olanaksızdır.

Bu nedenlerledir ki son yıllarda İran ve Rusya’nın bölgedeki etkisi artmaya başlayınca, daha bir kaç yıl öncesine kadar Suriye’nin en büyük destekçisi olan Suudi Arabistan bile tutum değiştirmiş ve ABD-İsrail kampına daha da yaklaşmaya başlamıştır.

Gerçekler böyle iken Türkiye, Arap ülkelerinin iç işlerine karışıp, bu ülkelerde Müslüman Kardeşler’i iktidara getirmeye kalkışarak; Müslüman Kardeşler’e dayanarak bölge liderliği düşleri kurarak; Filistin’de Hamas’ı destekleyerek; attığı yanlış dış politika adımlarının sonucunda Arap ülkesi Irak’ta ve şimdi de Suriye’de askeri harekâtlara girişmek zorunda kalarak Arapların Türkiye’ye duyduğu büyük korkuyu canlandırmıştır.

Üstelik bunu yaparken Rusya ve İran ile ittifak içine girmiştir.

Bu ittifakta da bir terslik yok mudur?

Türkiye Özgür Suriye Ordusu ile birlikte Esat rejimini devirmeye çalışırken, Esat rejiminin arkasında, dolayısıyla çıkarları Türkiye’ye ters olan Rusya ve İran ile ittifak yapmak tek seçeneği ile karşı karşıya kalmıştır.  

Kısacası, Türkiye, ne yaptığını, niçin yaptığını bilmeyerek Arap ülkeleri ile de “imam olmuş”, Kürt sorunu dâhil, Ortadoğu’daki yaşamsal siyasi ve ekonomik çıkarlarını ciddi biçimde tehlikeye sokmuştur.

Durum bu iken, “Araplar bize düşman.” diyene, “kim kime düşmanlık ediyor?” diye sormazlar mı?

Okuyucu Yorumları