Hizmet istihdamında yüksek artış işsizliği düşürdü

- A +

TÜİK her ayın 15’inde yaptığı gibi Haziran dönemi işgücü piyasası istatistiklerini Cuma günü açıkladı. Rakamları merakla bekliyordum. Hatırlayacak olursanız geçen ayki işsizlik yazım “İşsizlik düşüşünde sürpriz duraklama: N’oluyor?” başlığını taşıyordu. Gelişmelerin şaşırtıcı tarafı, nispeten yüksek beklenen ekonomik büyümeye rağmen (nitekim yüksek geldi) Mayıs döneminde mevsim etkilerinden arındırılış işgücü ve istihdam rakamlarının beklenmedik ölçlüde düşük artışlar (sırasıyla 31 bin ve 27 bin) kaydetmesiydi. Sonuçta Nisan dönemine kıyasla genel işsizlik oranı yüzde 11,3’te, tarım dışı işsizlik oranı da yüzde 13,4’te sabit kalmıştı.

“N’oluyor?” sorusuna yanıtım ise şöyledi: “Şimdilik şu kadarı söylenebilir. Bir dönemlik  bu anormal gelişmeler istatistiki arızadan kaynaklanabileceği gibi ekonomide yavaşlama beklentisinin işaret fişekleri de olabilir. Ne olduğunu anlamak için en az bir dönem daha beklemek yani Haziran rakamlarını görmek gerekiyor.”

Haziran dönemi rakamları gösterdi ki istihdam artışı büyüme ile tutarlı düzeyde; dönemsel artış 97bin. İşgücü artışı 44 binde kalınca işsizlik oranlarında 0,2 puanlık azalma var: Genel işsizlik oranı yüzde 11,3’ten 11,1’e, tarım dışı işsizlik oranı da yüzde 13,4’ten 13,2’ye gerilemiş durumda. İstatistiki arıza mı yoksa yavaşlayan büyümenin işaret fişeği mi ikilemine gelince. TÜİK’in Mayıs dönemi işgücü rakamını 31 binden 53 bine, istihdam rakamını da 27 binden 56 bine revize ettiği görülüyor. Demek ki tutarsızlık istatistiki arızadan kaynaklanıyormuş.

İşsizlikte görülen düşüşün arka planına bakıldığında vurgulanması gereken bir kaç nokta öne çıkıyor. Birincisi, dönemsel istihdam artışının tümüyle hizmet sektöründen kaynaklandığı görülüyor. Tarım, sanayi ve inşatta az da olsa (6-8 bin) azalmalar gerçekleşirken hizmetlerde istihdam artışı 114 bin. Bu sektörde zaman zaman 100 bini aşan istihdam artışları gözelmlense de istisnai olduklarını not edelim. Gelecekte artışlar bu düzeyde olmayabilir.

İkinci nokta inşaatta iki dönemlik istihdam kaybının 62 bini bulmuş olması. Dönemsel rakamlar üç aylık ortalamalar olduğundan Mayıs ve Haziran dönemlerinde Haziran ve Temmuz aylarının ağırlığı var. Acaba inşaat setöründe durağanlık mı başladı sorusu akla geliyor. Yakından takip etmekte yarar var.

Vurgulanması gereken bir diğer nokta kadın işsizliğinde azalma görülmemesi. TÜİK cinsiyet ayrımında rakamları mevsim etkilerinden arındırmıyor. Betam bu arındırmayı bir süredir yapıyor. Betam’ın Cuma günü yayınladığı işgücü notuna göre Mayıstan Hazirana kadın işsizlik oranı yüzde 19’da sabilt kalırken erkek işsizlik oranı yüzde 10,9’dan 10,8’e gerilemiş. Anlayacağınız kadınlarla erkekler arasındaki işsizlik uçurumu biraz daha derinleşmiş.

Son olarak iki noktaya daha dikkat çekmek istiyorum. Mevsim etkilerinden arındırılmış genç işsizlik rakamları mevcut değil. Bu nedenle mecburen bir yıl öncesi ile karşılaştırıyoruz. Geçen yılın Haziran döneminde yüzde 19,4 olan genç işsizlik oranı halen yüzde 20,6’da. Ocak ayından itibaren işsizlik oranlarında görülen azalmanın genç kesimi fazla etkilemediği anlaşılıyor. Keza “ne okulda ne de işte” olan gençlerin oranı da bir yılda yüzde  23,8’den 24’e yükselmiş durumda. Bu rakamlar iyiye işaret değil.

İşgücü piyasasının son bir yılına kuş bakışı bir göz atacak olursak şu saptamaları yapabiliriz. Geçen yılın mart döneminde tarım  dışı işsizlik oranı yüzde 11,7’ye kadar gerilemişti. Ardından düşen büyümeye paralel olarak istihdam artışlarının yetersiz kalması sonucu aralık ayında işsizlik oranı yüzde 14,2’,e kadar yükseldi. Ekonomik canlanmanın sürükledilği istihdam artışları güçlenince işsizlik azalmaya başladı. Ama halen yüzde 13,2 gibi çok yüksek bir düzeyde. Bu tempoyla yüzde 11,7 gibi nispeten düşük bir düzeye ancak 9-10 ayda gelir. Tabi bu arada büyüme temposunda bir yavaşlama olmazsa.   

İşsizlik düşüşünde sürpriz duraklama: N’oluyor?

Son bir yılda (Mayıs 2016- Mayıs 2017) işgücü piyasasında çok hareketli bir dönem yaşandı. Mayıs 2016’da büyük sıçrama gösteren işsizlik Aralık dönemine kadar artmaya devam etti. Ocak döneminden itibarden dört ay boyunca ise işsizlikte düşüş başlamıştı. Pazartesi günü açıklanan Mayıs dönemi işgücü rakamları gerilemenin durduğunu gösteriyor. Mevsim etkilerinden arındırılmış genel işsizlik oranı ile tarım dışı işsizlik oranı değişmeyerek yüzde 11,3 ve 13,4’te sabit kaldılar.

İşsizlikte artış başlamadan önce Nisan 2016’da bu oranlar sırasıyla yüzde 10 ve 11,9’du. Görüldüğü gibi son aylarda ekonomik canlanmanın sürüklediği istihdam artışlarının sağladığı işsizlik düşüşü 2016 Mayıs-Aralık döneminde yaşanan işsizlik patlamasını telafi etmekten halen oldukça uzak.

Oysa ekonomi yönetimi olumlu gidişatın güçlenerek devam edeceğini ve çok geçmeden genel işsizlik oranının yüzde 10’un altına düşürüleceğini iddia ediyordu. Mayıs rakamları bu bakımdan soğuk duş etkisi yaptı. Siyasal arka planı da akılda tutarak oldukça hareketli geçen son bir yılın işgücü piyasası açısından nispeten ayrıntılı bir analizinin faydalı olacağını düşünüyorum.

Mayıs 2016’dan itibaren Aralık ayına işsiz sayısı yaklaşık 3 milyondan 3 milyon 600 bine, tarım dışı işsizlik oranı da yüzde 11,9’dan 14,1’e yükselmişti. Bu artışların nedeni ise işgücünda güçlü artışlar devam ederken (8 ayda 580 bin) istihdamın az da olsa gerilemesiydi (- 52 bin). Fazla ayrıtıya girmek istemiyorum. Özetle mevsim etkilerinden arındırılmış tarım dışı istihdam 15 temmuz darbe teşebbüsünden önce Mayıs döneminden itibaren düşmeye başlamış ve bu düşüş ekonomik daralmayla birlikte Eylül dönemine kadar devam etmişti.

Eylül döneminden itibaren darbe teşebbüsünün neden olduğu ekonomik şok önemli ölçüde atlatılmış ve durgunluk yerini canlanmaya bırakmıştı. Bu bağlamda istihdam da artmaya başladı. Ekim-Aralık döneminde yaklaşık 200 bin kadar artan tarım dışı istihdama karşılık şgücü aynı dönemde  400 bin arttığından işsizlik oranı da yükselmeye devam etti.

Bu sırada Adalet ve Kalkınma Partisi anayasa referandum tarihini 16 Nisan olarak belirledi. Artmakta olan işsizlik referandumun başarısı için önemli bir tehdit unsuruydu. 2016 sonlarında ve 2017 başlarında Hükümet canlanmayı hizlandırmak için çok sayıda teşvik açıkladı. Dayanıklı tüketim mallarında süreli kdv istisnaları, ilave istihdamda yine süreli sosyal sigorta primi ve vergi istisnaları getirildi. Ama en önemli teşvik hazine garantili 50.000 TL’lik KOBİ kredileriydi. Bir kaç ay içinde 200 milyar küsur kredi pompalandı.Daha ikincil başka teşvikler de uygulandı.

Bu teşviklerin özel tüketim ve kamu harcamaları üzerinde ekonomide beklenen canlanmayı fazlasıyla desteklediği görülüyor. Bu yılın ilk üç ayında yıllık büyüme TÜİK tarafından yüzde 5 olarak ilan edildi. İkinci  çeyrekte Bahçeşehir Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (Betam) daha da güçlü (yüzde 6,4) bir büyüme tahmin ediyor. Bu koşullarda istihdamın canlanması çok doğladır. Nitekim tarım dışı istihdamın  ilk dört ayda 574 bin arttığı görülüyor. Buna karşılık işgücü artışı 487 binde kalınca işsiz sayısı da 100 bin kadar azaldı, tarım dışı işsizlik oranı da yüzde 14,1’den 13,4’e, genel işsizlik oranı da 11,9’dan 11,3’e geriledi.

Bu gidişat ekonomi yönetimini haklı olarak umutlandırdı. İlgili bakanlar Şubat ayında büyük bir kampanya ile ilan edilen istihdam teşvikinin çok etkili olduğunu, işsizliğin çok geçmeden yüzde 10’un altına (genel işsizlik oranı itibariyle) düşeceğini müjdelemeye başladılar. İzninizle burada bir parantez açıp istihdam teşvikinin etkisine inanmadığımı (“Artan işsizmlik vve boş umutlar”, 20 şubat 2017 tarihli yazıma bakabilirsiniz) yüzde 5-6 düzeyinde bir GSYH artışının ilk 5 aydaki 601 binlik istihdam artışı yaratmasının abartılı olsa da mümkün olduğunu, daha önce de görüldüğünü (örneğin 2014 yılı) not etmek isterim.

Bugüne dönecek olursak...  Ekonominin canlı olduğu bir süreçte tarım dışı istihdam artışının Mayıs döneminde 27 binle sınırlı kalmasını doğrusu beklemiyordum. Tam bir sürpriz oldu. O kadar ki, yılın ilk 4 ayında dönemsel ortalama artış 144 bin, en düşük dönem artışı da Nisan da 117 bin olarak gerçekleşmişti. Bu arada mayısta çok düşük istihdam artışına rağmen işsizlik oranın değişmemesinin işgücü artışının da 31 binden ibaret olmasından kaynaklandığını belirtelim; bu da istisnai bir durum.

Haziran işgücü rakamlarının açıklanacağı 15 Eylül’ü beklerken şu noktaya da dikkat çekmek isterim. Eğer istihdam artışının bu ölçüde olmasa bile belirgin ölçüde yavaşladığı görülürse, işgücü artışı normal trendinde devam edeceğinden işsizliğin yeniden artışa geçeceğinden kuşkunuz olmasın.

Okuyucu Yorumları