- A +

ŞEHİR TELLALI

New York - Londra - Roma 

Vaktiyle Londra’nın en berbat sokağıydı”  Türk sokağı, “sonunda dört mayın ve bir avuç patlayıcı ile kül oldu, silindi bitti gitti.”

Tarihte sadece bir kereleğine, o da bir polisiyede varolan, 1963’de yayınlanan Margery Allingham’ın yazdığı “Çinli Dadı”da anlatılan Türk Sokağını arıyorum. Londra’da.

Gerçek hayatta hiç olmayacak şey, bu şehirde sıcaklık 30 derece çünkü. Bu yazı gerçeklerden uzak, ırkçı, başı bozuk, kadın düşmanlığı, şiddet, sapıklık, kan revan, acımasızlık, kötülük, pislik ve akla gelebilecek her türlü felaket ile dolu, hayal ürünü polisiyelerle geçirmek için iyi fırsat.

Aaaah, tabii biliyoruz. Ailesini. Türk sokağından geliyorlar. Ebbfield’den ama artık o sokak orada değil. Bombalanıp yerle bir oldu.

Vay canına. Türk sokağı mı? Bana bunu söylememiştin!

Hayır! dedi gözlüklü adam özür dilercesine bakarak: bu bilgi hani belki “çok güvenilir olmayan kaynaklar” denilebilecek bir yerden geldi de ondan.

...Türk sokağının berbat bir yer olduğunu bilmiyordum dedi kendi kendine. Bayan Broom da bilmiyordu. Sadece değişik olduğu için isim aklında kalmış. Ne kadar berbat?  Sahtekarlık mı, hırsızlık mı, katillik mi, suç ne?

....kurtarılanlar Türk sokağından Londra’ya otobüslerle geldiler ama onların arasında olmasına rağmen oğlanın da oradan geldiğine dair kesin bir kanıt yok. Türk sokağının vaktiyle pek renkli bir namı vardı.

... evet, Türk sokağının civarını kapsayan yirmi yıllık soruşturma. Çok bir şey keşfetmedim, ama, düşünürken aklıma bir şey geldi, oldukça yeni bir şey, dosyayı inceleme fırsatı bulduğumda ancak belki bir şeye bağlanabilir diye düşünüyorum. Ebbfield Observer’ı okur musun hiç bilmem?

Tahmini bırak da konuş be adam!

Tamam tamam endişelenme. Orada bir parağraf var bir kaç sayı önce, seni ilgilendirebilir. Yayınlandığına göre bir habere dikkatini çekmek benim bölümün sırlarını sana açıklamış olmak anlamına gelmez. “Örnek yerleşimde büyük ayıp. Kiracının kimliği belirlendi. Ülkeyi terkettiği sanılıyor” başlıklı haber.   

 Evet. Örnek yerleşim dediği orayı delik deşik eden yeni beton yapılar değil mi?

Evet. Daha fazla yerleşim yeri açmak için beş tane daha yapılması planlanmıştı. Beş hafta önce en üst katta bir sorun çıkmıştı. Yaşlı bir çift kiracılarıyla birlikte aşağıdaki birahanede iken. Daireye bir hırsız girmiş. Herşeyi altüstü etmiş. Ev sahipleri ve kiracı eve döndüklerinde manzarayı görünce kiracı polisi aradıktan sonra sırra kadem basmış. Bu durumu gören yaşlı kadıncağız da kalp krizi geçirip ölmüş. Bu gelişme de bizim soruşturmayı altüst etti tabii.

...biz belli ki sesten hızlı bir şekilde buraya varmışız! Müsade ederseniz sebebi ziyaretimizi açıklayayım. 1939’da savaş çıktığında Türk sokağından kurtarılarak Suffolk’da bir adrese tahliye edilen bir kadın ve bir çocukla ilgili.

...Londra’nın en berbat sokağı diye biliniyordu vaktiyle ve girişi tam buradaydı. Sanırım sokağın girişi bu lamba ile öteki lamba arasında bir yerde olmalı. Yeni başlayan baharın karanlık soğuk gecelerinden biriydi. Bölgenin baş dedektif müfettişi bilgili bir rehber edasıyla kendinden emin ve halinden hoşnut tavırla konuşuyordu. Temiz, pembe bir tipti...polis görevlisinden çok belediye yetkilisine benziyordu. Şoförün kullandığı siyah polis arabasından onunla birlikte çıkan adam da işaret ettiği karanlık gölgelere endişe ile bakarak ona eşlik ediyordu.

Doğu Ucun ortasında bir yerdeydiler, yeni bir kaldırımın üzerinde, önlerindeki duvarın gerisinde dev büyülükte karaktersiz uzanan beton bir binanın çevresini dolanan yarımmillik bir boşluktan ibaret bir yerdi, o kadar. Arkalarında, zaman ve dumanla iyice kararmış, kalınlaşmış, matlaşmış ve orada burada aynı buraya benzeyen kel tepelerle dolu büyük Londra vardı...”  

Okuyucu Yorumları