- A +

TBMM açıldı. Yeni yasama yılı başladı.  Başlayan Türkiye'yi bundan böyle yönetecek olan yeni rejim. TBMM’nin açılması ile yeni rejimin tüm oyuncuları yerlerini aldı. Perde açıldı, oyun başladı. Oyun tek bir başoyuncu üzerine kurulmuş. Bütün oyun onun çevresinde dönüyor. Diğer oyuncuların rolleri ise başoyuncuyu destekleyen, onu tamamlayan nitelikte.

Böyle bir oyunda Meclis’e düşen rol ne?  Meclis başoyuncuyu dengeleyici ya da denetleyici bir role sahip değil. Yasama yetkisi ise, başoyuncu izin verdiği ölçüde var. Türkiye bundan böyle cumhurbaşkanı kararnameleri ile yönetilecek. Yeni rejim bunu öngörüyor. Cumhurbaşkanı kararnameleri Meclis tarafından verilen bir yetkiye dayanmıyor. Gerçi değişen anayasanın 104. maddesindeki “kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi” çıkarılamayacağı ve “Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunda farklı hükümler bulunması halinde kanun hükümleri uygulanır”  ifadeleri yasama organına Cumhurbaşkanı üstünde bir yer veriyor gibi bir izlenim yaratıyorsa da bu yanıltıcı. Çünkü yürütme organı olan Cumhurbaşkanı aynı zamanda Meclis’teki en büyük partinin başkanı. Sert bir disiplinle yönetilen bu partinin Meclis’ten kendi başkanlarının kararnamesi ile çelişen bir yasayı geçireceğini düşünmek gerçekçi değil.

Yeni rejimde Meclis’in yetkileri Cumhurbaşkanı’na devredilmiş, yargı bağımsızlığını yitirmiş, güçler ayrılığına son verilmiştir. Bir an için Meclis’in kapandığını düşünsek Türkiye'nin yönetiminde hiçbir şey değişmez. Oynanan oyunda Meclis’in görevi, rejime demokrasi görüntüsü vererek meşruiyet kazandırmak. Bir de muhalefet milletvekillerinin dokunulmazlığını kaldırarak cezaevine göndermek.

Oyunda muhalefet partileri de var. Böyle bir ortamda muhalefet partileri için sorulacak soru Meclis'te ne denli etkili muhalefet yapacakları değil, bu oyunun bir parçası olup olmayacakları. Mevcut koşullarda muhalefet Meclis'le sınırlı kalmayıp, mevcut rejime karşı bir toplumsal itiraz oluşturursa bir anlam taşır. Yoksa sistemin bir parçası olarak oyunu oynamak, oyunun bir oyuncusu olmak gerçek bir muhalefet değil.

Sistemin reddi, siyasetin ağırlığını Meclis dışında, kamusal alanlara taşıyarak ve sivil toplumla bütünleşerek mümkün olabilir . Türkiye büyük bir kriz içinde. Bu krizin siyasal, ekonomik, toplumsal boyutları var. Kriz derinleştikçe muhalefetin krizden çıkma reçeteleri de daha radikal olmak zorunda. O nedenle muhalefetin büyük, ülke çapında çok yönlü bir kampanya başlatmasına gerek var. Türkiye'nin her yanında düzenlenecek demokrasi mitingleri, demokrasi toplantıları, yerelde katılımcıları teşvik edecek, halkı siyasetin içine çekecek mahalle meclisleri, sendikaları güçlendirerek toplu sözleşme, grev haklarına içerik kazandırarak, işçi işveren ilişkisini daha dengeli yapacak bir program,  barışın, huzurun gelmesini sağlayacak bir barış planı da böyle bir kampanyanın öğeleri.

Türkiye'nin içinde bulunduğu koşullarda muhalefet, muhafazakâr sağ seçmenden oy almak için iktidardaki partilere benzemeye çalışan ve bu nedenle partinin kimliğini belirsizleştiren politikaları uygulamak yerine, siyaset alanını genişleten, geniş kitlelerle birliktelikler kuran anlamlı bir demokrasi mücadelesi vermektir. Bunun için her şeyden önce Türkiye'de estirilen şoven milliyetçiliğinin dışında kalma ve halka gerçekleri söyleme cesaretini göstermek gerekir. Bugün Türkiye'de muhalefet, gerçekleri yüksek sesle söyleyebilmek demek. Bir özgürlük, demokrasi, hukuk devleti talebiyle ortaya çıkmak  gerekir. Bununla birlikte başka bir demokratik Türkiye ütopyasını da topluma sunmak, bu mücadeleyi kazanmanın önemli bir koşulu.

Sistemin reddi aynı zamanda,  içi boşaltılmış, işlevlerini yitirmiş, tek bir lidere bağlanmış  kurumlar yerine halkın kendi kurumlarını kurması demek. Bunun için, katılımcı bir yerel demokrasi anlayışını yaşama geçirmek, halkın kendisiyle ilgili kararları vermesini sağlamak böylelikle,  iktidarı halka devretmenin yolunu açmak gerekir.

Önümüzdeki yerel seçimler, bu bakımdan iyi bir fırsat. Halk forumlarıyla saptanacak halk adaylarının birkaç yerde seçim kazanması Türkiye'de yeni bir yönetim anlayışının yaygınlaşmasına ve yerleşmesine yol açabilir.

Çocukluğumuzda büyük bir coşkuyla bir şarkı söylerdik:

“Bugün 23 Nisan ∣ Neşe doluyor insan ∣ Kamutay bugün doğdu ∣ Karanlıkları boğdu.

Meclis’in açılmasıyla yeni bir “kamutay” doğdu. Ve rejimin karanlığı içinde boğuldu.


 

Okuyucu Yorumları