- A +

Adalet yürüyüşü katılanları ve etkisi çoğalarak sürüyor.

Herhalde “ümidin yazı” olarak kazınacak hafızalarımıza bu günler.

Tarihi bir yürüyüş…

Ahmet Altan’ın tarihi savunması…

Peş peşe gelen umut fişekleri.

İkisi de Türkiye’de var olmayan adaleti yeşertecek tohumlar.

Biri adaletin yükselen sesi, diğeri adaletin yaklaşan adımları.

Adalet herkes için olmadığında adalet değildir…

Ahmet Altan herkese eşit adalet istediğinden tutuklu; adaletin herkese hak olduğunu bıkmadan usanmadan yazıp söylediği, vesayetin her türlüsüne onlarca yıldır karşı çıktığı için bugün, hakkındaki asılsız iddialara birer birer yanıt verdiği yazılarına ve “karşı iddianame” dediği savunmasında o iddiaları kökünden çürütmesine rağmen, hâlâ birilerinin hedef göstermeye çalıştığı insan.

Avukatlarına “hukuk varmış gibi davranın” dediğini okudum, sarsıldım.

Bu cümle tek başına o kadar çok şey anlatıyor ki…

Ve hukuku temel alan bir birikimden ve anlayıştan gelen Altan’ın ne geçmişte ne şimdi hukuk dışı bir adım atabileceğini düşünmek öylesine yersiz ki.

Ona yönelik suçlamalar ve en hafif deyimiyle “eleştiriler” de bu yüzden hukuki değil siyasi zaten.

Ortada cımbızla ayıklansa dahi hukuka ve gerçeklere aykırı hiçbir şeyin çıkmayacağı aşikâr bir metin var.

Muhteşem savunması karşısında söyleyecek söz bulamayanlar yine tarafgir bir siyaset bakışıyla kara çalma çabasındalar.

O savunma Ahmet Altan’ın ta kendisi halbuki…

Savunmayı beğendiyseniz Ahmet Altan’ı yerme şansınız yok…

Aksi kendinizle çeliştiğiniz anlamına gelir.

Aslında bunları yazmaktan mahcubiyet duyuyorum.

Siyasi damarı güçlü, çarpıcı ve kendini apaçık ifade eden…

Öyle haklı, etkili, zeki, korkusuz bir savunmanın üstüne daha ne söylenebilir ki…

Mahcubiyetim bundan işte.

Başkaları yazdı, hiçbir tarihi savunmaya gönderme yapmayacağım ben.

Yalnızca Müşfik Kenter’den izlediğim, hatıramda yer etmiş bir oyuna değineceğim.

Kenter’in efsanevi avukat Clarence Darrow’u canlandırdığı Savunma adlı tek kişilik oyuna.

Darrow hak ve hukuk mücadelesini sadece girdiği davalarla sınırlamayıp bütün hayatına yayan, sistemi de yargı düzenini de cesurca eleştiren bir avukat.

Oyun da onun savunmasını üstlendiği önemli davalar üzerinden düzene getirilen bir sorgulamaydı.

Bu oyunu seyretmemin üzerinden çok uzun yıllar geçti, 80’li yılların başlarıydı, yine zor zamanlardı.

Clarence Darrow, Müşfik Kenter’in müthiş oyunculuğunda yeniden hayat bulmuş, “savunmasıyla” çarpmıştı seyredenleri.

Onun hukuka bakışı, adalet anlayışı ölümünden neredeyse yarım asır sonra seyrettiğimiz oyunla bir ümit uyandırmıştı içimizde…

Ahmet Altan’ın savunmasında işaret ettiği “hukuk bazen uyur ama asla ölmez” sözünün verdiği umut benzeri.

Clarence Darrow’un savunmaları bugün, ölümünden artık yetmiş yıl sonra bile, dünyanın çeşitli köşelerinde  okunmaya, sahnelenmeye devam ediyor.

Eminim ki Ahmet Altan’ın savunması da gelecek nesillere kalacak öyle bir iz bırakacak.

Kim bilir, belki tek başına belki diğer makaleleri ve konuşmalarıyla birlikte bir uyarlamayla bir gün bir yerlerde sahneye konarak bambaşka insanlara ümit olacak.

Romanları yabancı ülkelerde yayımlanıyor, okunuyor, ilgi görüyor zaten.

Son Oyun romanı da o tutukluyken, geçen Ocak ayında İtalya’da Scrittore e assassino (Yazar ve Katil), Nisan ayında ABD’de Endgame adıyla yayımlandı.

“Önümdeki birkaç yıl için arkamdaki onlarca yılı korkaklık ederek çöpe atacak biri değilim” diyordu savunmasında yer verdiği beni çok duygulandıran cümlesinde.  Çünkü daha önceleri yazdığı gibi “ismini hayatından daha çok önemseyen” biri o.

Onunla aynı davada yargılanan Mehmet Altan da savunmasını yaparken, “Geride bıraktığım ömrümü ve verdiğim mücadelemi baskı ve hukuksuzluğa, sindirilmiş ortama heba etmeyeceğim” sözlerini söylüyordu.

Yargılanmayı, savunma yapmayı bekleyen 150’ye yakın tutuklu gazeteci var daha.

Adalet bekliyorlar.

Adalet talebinin birleştirdiği binlerce insan ise büyük bir dayanışmayla günlerdir yürüyor.

Arkalarında milyonların desteği var.

“Hukuk bazen uyur ama asla ölmez”.

Adaletin şafağı sökecek.

Ümidimizin yazı sürüyor.

Okuyucu Yorumları