- A +

Bir insanı tanımak için hikâyesini bilmek gerekir, büyüdüğü toprağı, baktığı manzarayı, geçtiği yolları, verdiği ödünleri anlamak gerekir ve televizyon ekranı bu hikâyeyi öğreneceğiniz, kıyaslayacağınız, sınayacağınız yer değildir.

TV8’de yani Acun Ilıcalı’nın sahip olduğu bir kanalda yarışma programına çıktı diye popüler kültüre hizmet ettiği yönünde eleştirenlerin kaçı Dodan’ı daha evvelden tanıyor, dinliyordu? Kitle iletişim araçları sayesinde daha fazla tanınırlık kazanmasa bu ülkede kaç kişi Dodan’dan haberdardı? Her gün lanet yağdırılan televizyon sayesinde tanıdığınız bir insanı oturduğunuz yerden ahkam keserek eleştirmek kolay.

Dodan’ın Dodan olana kadar verdiği mücadele üzerine ne biliyorsunuz? Bir kişinin bu ülkede kendisi olabilmesi ve kendisi kalabilmesi için ödediği bedeller hiç de az değilken üstelik. Hele Vartolu bir Kürtse, hele Aleviyse…

Hadise “Senin burada şarkılarını özgürce söyleyebilmen benim için çok önemli,” dedi Dodan’a… Aslında keşke Kürtçe bir şarkı seslendirseydi finalde. Acun reyting kaygısına düşüp bu riski göze alamadı mı diye sormadan edemiyorum. Keşke Kürtçe şarkı söylemek bir risk sayılmasa artık televizyoncuların, plakçıların gözünde. Bu ‘riski’ göze alabilen çok fazla sanatçı, yapım şirketi yok maalesef. Varlığını sürdürmeye çalışanlar kitlelere ulaşmadığı müddetçe kenarda kıyıda kalmış muamelesi görür. Yıllar yılı sahnelerde yer alan, albüm çıkartan, konser veren Dodan’ı halkın büyük bir kısmının tanımamasının sebebi budur.

Dodan’ın sesinde dengbejlerin küllü ağıtlarının kokusu var. İnsanın içine işleyen bir tını saklı sesinin, duruşunun, yüzünün ahenginde. Vakurluk ve naiflik arasında bir yerde duruyor o ses. Karşılıksız iyiliğe, göz boyamayan estetiğe, kendinden çok başkasını düşünmeye, birlikte kavgasız, gürültüsüz yaşayabilmeye duyulan hasretin ezgisi var o seste. Bazı sanatçılar sanatlarını icra etmenin ötesinde bir tılsıma sahiptir, Dodan’ın sesindeki karakteristik yapının cevherinde işte bu saklı.

Bir yarışma programında Kürt bir şarkıcı birinci oldu diye Kürt sorununun topyekûn çözülmeyeceği aşikar. Ancak bu türden adımları küçümsemek hiç de doğru bir tavır değil.

Kürtçe şarkı söylemek istediği için yuhalanan, neredeyse lince maruz kalan Ahmet Kaya gurbette vefat etmedi mi? Yaklaşık yirmi yılda gelinen nokta, Dodan’ın birinciliğine Kürt olduğu için sevinmekse bunda ne yanlışlık olabilir?

Şöyle bir gerçeklik var üstelik: Dodan yarışmaya bizzat başvurmadı, videosunu arkadaşları göndermişler. Acun Medya, Dodan’ı ikna etmek için epey dil dökmüş, bunu da açıkça söylediler ekranda. Dodan’ın Kürtlüğü TV8’in kanına dokunsaydı ne yarışmaya alırlardı ne de şampiyon yaparlardı. Ayrıca katılımcılar kendi müzik türlerine yakın kişiyi seçmek zorunda değiller. Örneğin, rock söyleyen biri Sibel Can’ı seçebilir pekala. Kaldı ki, seçmeler sürerken jürinin listesi dolmaya başladığı için devreye başka stratejiler giriyor. Hangi jüride hangi seslerin olduğuna, çapraz düellolarda elenmemek için kimin kiminle karşı karşıya geleceği ihtimaline kadar. Üstelik altı yıldır şampiyon olamamış Hadise’ye bu mutluluğu yaşatmak da programın bir stratejisi olabilir. Dodan Hadise’yi Hadise olduğu için bile seçmiş olabilir, ne var bunda? Acun Ilıcalı’yı sevmiyorsunuz diye Dodan’a bu kadar yüklenmenin ne faydası var? Gözden çıkarmak, yok saymak, bedavadan itham etmek, hatta şerefsizlikle suçlamak ne kadar kolay sizin için?

İnsanların akıl almaz kibiri, benbilirimciliği, üstten bakarak basmakalıp yargılarla ahkam kesmesi beni yoruyor artık. Bırakınız Dodan şarkı söylesin, Hadise’yle düet yapsın, birinci seçilsin, albüm çıkarsın, konser versin. Opera okuyup kötü pop şarkıları söyleyenlerle aynı kefeye koymayın lütfen. Onlara yaptığınız muameleyi Dodan’a yapmayın.

Çünkü bu sonuç ne siyasi hamaset, ne de popüler kültüre boyun eğmek demek.

Dodan bir yarışma programında şampiyon oldu. Hepsi bu.

Peki, bu sonuca sadece Kürtler mi sevinmeli? Hayır, tüm Türkiye sevinebilmeli.

@NarDogu

Okuyucu Yorumları