- A +

Ülkemizde “yerli ve milli” nitelemesinin kitleler üzerinde derin etkisi olduğu düşünülür. Politikacılar yarışırlar birbiriyle, “ben daha yerliyim, daha milliyim” diye. Ancak benim anlamadığım, kimse “yerli ve milli” ne demek , doğru dürüst anlatmaz, tartışmaz. Sanki herkesin üstünde mutabık olduğu, bildiği bir tanım vardır da, herkes o tanıma en uygun olduğunu ya da hiç ters düşmediğini kanıtlamaya çalışır.

Bu sözün tanımını yalnızca ben bilmiyor olabilir miyim diye resmi belgeler dahil olmak üzere, ne anlama geldiğini göz ucuyla şöyle bir aradım. Bunu yapmamın nedeni, bir önceki başbakanımızın ve nice değerli insanımızın okulu olan Boğaziçi Üniversitesi’ne yöneltilen bence haksız yergi oldu. Dolayısıyla üstün körü aramamı “yerli ve milli değerler” üzerinde yaptım. Yerli değerlerin tanımına pek rastlamadım. Milli değerlerin de çeşitli tanımlarını gördüm, ama tartışmasız tek bir tanımını bulamadım. Bir de değerler sözcüğü var. Kastedilen, hayatın hangi alandaki değerler belli değil. Hadi, hepsi diyelim.

İlk bakışta hem yerli, hem de milli demek gereksiz gibi görüyor. Bildiğimiz gibi, ele aldığımız terimin kaynağı yerli ya da milli değildir. Batıdan alınmıştır. Batıda genellikle ulusal sıfatı yeterli görülür. Bizde iki sıfatın birden kullanılması, 'işiten üzerinde katmerli etki yapmak, sözün duygusal yükünü arttırmak' için olabilir. Yoksa yerlinin milli, millinin de yerli olmayabileceğini düşünmek gerekir. (Belki de öyle düşünülüyor. Onlar gibi milli tanımı yapmayan yerlilere sadece yerli demekle yetiniyorlar. Sormalı!)

Yerli değer, o yerde üretilen değer demek. Bizim yerimiz Doğu Trakya ve Anadolu. İnsanlık tarihinin en eski bölgelerinden biri. Binlerce yıl boyunca çok önemli değerler üretilmiş. Örnegin Kibele, yani kadın erkek eşitliği, hattâ anaerkillik. Yerli değer deyince bunu anlıyor muyuz? Ya Heraklitos, Diyojen, daha nice düşünür? Noel Baba da bizim yer’li. Acaba yerli değer deyince Noel Baba’yı da kapsıyor mu? Biliyorum. Bizim yerlere türlü kavimler gelmiş, yerleşmiş. Yerleşmişler de yerlileşmiş. Bu çerçevede, bizim alevi kültürümüz, cem evimiz, yedi ulu ozanımız da yerlidir. Acaba yerli deyince onlar da anlaşılıyor mu? Ya, kadınların statüsü açısından çok önemli değerleri yansıtan Selçukluların Bacıyan – ı Rum örgütü? Ya Anadolu’ya özgü bir etnik grup olan Zazalar? Zazaca? Kırmança? Patrikhane bu yerde çok çok eski. O da yerli... Biliyorum, “yerli” sıfatını sık sık kullananlar sadece bin yıl önce yerlemişlerin, o da tümünün değil, yerlisini kastediyorlar.

Milli değer deyince, dinsel açıdan Müslüman milletini mi, yoksa modern ulusu mu kastediyoruz?  Modern ulusu anlıyorsak, milli deyince, ona, ülkedeki bütün etnik gruplar, diller, dinler girmez mi? Girer. Geçenlerde Fransa’da bir kitap çıkmış. Laikliğin Cumhuriyet’in temel değeri, ortadireği olduğunu anlatıyor. Ülkemizdeki milli değerlerin tanımının yapıldığı belgelerde laiklik kavramına ben pek rastlamadım. Farklılıklara saygı var mı? Kadın erkek eşitliği var mı? Demokrasi? İnsan hakları? Bağımsız yargıda ifadesini bulmuş olarak adalet?  Herkesin üstünde anlaştığı ahlâki düsturlar bir yana, bizim anladığımız şekilde Müslüman milleti değerlerinin, başka bir deyişle, dinsel değerlerin ön plana çıktığı görülüyor. (Öyleyse her millinin yerli olması gerekmeyebilir.) Nitekim, okullarda değerler öğretiminde din yetkililerine baş rol verilmesi de bunun teyidi. Dinsel değerlere karşı değiliz, adam gibi öğretilmesini istiyoruz, ama aynı zamanda laikliği öğretmezseniz, hoşgörüyü, farklılılıklara saygı öğretmezseniz ancak taassup üretirsiniz. Kapsayıcı değil, dışlayıcı bir millilik ortaya çıkar. Bunun bir örneği Fransa’daki aşırı sağcı partidir. Adı Milli Cephe. Bu tür milli cepheler milleti birleştirmez, böler. “Bölünsün, yeter ki çoğunluk bizde olsun!”  demek, kısa vadede siyasi getirisi olsa da, uzun vadede millleti birbirine düşürür, çoğunluk, azınlık, herkesin bahtını karartır. Değer mi, seçim kazanmak için değer kavgası çıkarmaya?

Yapılması gereken, yerli sıfatını en geniş anlamıyla, bu toprakların bütün geçmişini ve ürettiği kültürlerin hepsini kapsayacak şekilde kullanmaktır. Yapılması gereken, milli sözcüğünü, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının hepsini kapsayacak şekilde, laikliği, farklılılara saygıyı, hoşgörüyü başyüce değer yaparak kullanmaktır. (Edebiyat alanından örnek vermek gerekirse, Robert Kolejde öğretmenlik yapmış Tevfik Fikret de yerli ve millidir, Mehmet Akif de.) Ülkemize, hepimizin ülkesine hizmette Boğaziçi Üniversitesi kadar kalıcı olmamız için izleyebileceğimiz bir yol da budur.

Okuyucu Yorumları