Ketojenik beslenme hakkında bilinmesi gerekenler artılar ve eksiler

- A +

1920’li yıllarda epilepsi ilaçla tedavi edilebilen bir hastalık değildi. Yağ/protein+karbonhidrat oranı 2/1 ile 5/1 arasında olacak şekilde dizayn edilen ketojenik beslenme bu dönemlerde kullanılmaya başlandı. Erişkinlerde kullanımı daha sonraki zamanlarda başlayan ketojenik beslenme, yüzde 40-50 vakada çocuklarda nöbetlerin sıklığı ve şiddetinde yüzde 50’den fazla düzelme sağladı.  

Açlık durumunun da epilepsi nöbetlerinin tedavisinde etkili olduğunu biliyoruz. Ketojenik beslenme metabolik olarak açlığı taklit ederken, kalori kaynağı olarak yağlardan keton cisimciklerini üreterek enerji kaynağı olarak kullanıyor. 

Ancak ketojenik beslenme bugün modern tıpta ilaca dirençli epilepsi vakalarının tedavisinde ancak ilaç tedavisi denendikten sonra başvurulabilecek son yöntem olarak kabul görüyor. 

Bunun dışında Alzheimer Hastalığı’nda hayvan deneylerinde hastalığın seyrinde yavaşlama veya iyileşme sağlayabileceği konusunda çelişkili de olsa ipuçları veriyor. 

Bugünlerde ketojenik diyet adını çok sık duyar olduk. İsminde ketojenik geçmese de eğer birisi size bol bol yağ, bol bol et yemenizi önerirken; meyve, tahıl, bakliyat, ekmek, makarna, sadece pirinç değil, bulgur pilavından da kaçınmanızı tavsiye ediyor ve/veya tüketiminde katı kısıtlamalar getiriyorsa, adı ne olursa olsun o beslenme ketojenik beslenmedir.

Herkeste epilepsi veya Alzheimer olmadığına göre ketojenik beslenme/diyet neden şu anda bu kadar popüler oldu? Ketojenik beslenme oburlara göre bir zayıflama yöntemi olarak taraftar buldu diye düşünüyorum. Yani hem ye hem zayıfla, kim istemez yaptığı yanına kar kalsın? Ancak herkesin aldığı kilonun sebebi farklıdır ve bu sebebin derinine inmeden yapılan tüm zayıflama çabaları verilen kiloların geri alınmasıyla sonuçlanır. Ketojenik beslenme eğer hayat boyu bu tarzı benimserseniz bol bol etli ve yağlı yemekler yerken zayıf kalacağınızı, enerji kaynağı olarak yağlarınızı yakacağınızı (Aman Tanrım! Sihirli kelime, siz hiç zahmet etmeyin biz sizin yerinize yağlarınızı yakalım! Ne olursa olsun, bu şekilde satacağınız garanti!) Peki o kadar etkiliyse, zararı yoksa neden yapılmasın değil mi?

Burada ketojenik beslenmenin/diyetin artılarını ve eksilerini araştıralım istiyorum. 

Ketojenik diyetin faydalarını tekrarlayalım, ilaç tedavisine dirençli epilepsili hastaların tedavisinde vakaların bir kısmında yarar sağlıyor. 

Alzhemer’da da hatlığın seyrini yavaşlatma ve belirtilerde düzelme sağlayabilir mi yönündeki hayvan deneyleri çelişkili de olsa bu konuda araştırma yapmayı gerekli kılıyor. Kilo verme yöntemi olarak kullanılması bol bol etli, yağlı yerken zayıflamayı vaadetmesi ve eğer hayat boyu fazla sebze, tahıl, bakliyat, meyve yemezseniz yani hayat tarzı haline getirirseniz zayıf kalmak için en iyi yöntem olduğunu iddia ediyor. 

Bazı sağlık yararları olduğu iddiasında bulunuyor ama temel iddialarını nöbet ve Alzheimer konusundaki çalışmalara dayandırsa da çoğunlukla yan etk,ilerin önemli olmadığı konusunda içimizi rahatlatmaya yönelik ikna çabasında. Hatta yüksek proteinli diyetlerle karşılaştırılarak daha iyi olduğunu ve kilo vermede kullanılabilecek etkin ve güvenli olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. Hatta kardiyomyopatinin (ölümcül bir kalp hastalığı), bütün diyetlerde olabilecek bir yan etki olduğuna sizi ikna etmeye çalışıyor.  Eğer bilimsel makale okuma bilgi ve beceriniz yoksa size gösterilen güçsüz kanıtlara inanmanız umuluyor. Oysaki 1920’lerden beri bilinen ve uygulanan bu beslenmenin nelere sebep olduğunu araştırmış ve göstermiş olan çok fazla sayıda çalışma var. 

Şimdi de ketojenik diyetin zararlarına bakalım:

1. Düşük yağlı düşük karbonhidratlı diğer diyetlerle karşılaştırıldığında yakılan yağ aynı hatta daha az seviyelerde ve hiç bir metabolik avantaj sunmuyor. En ufak bir kuralın çiğnenmesi veya diyetin bırakılması hemen kilo almayla sonuçlanıyor, çünkü karbonhidrat oranı yüzde 5 değil, 6 bile olduğu zaman vücudunuz yağları değil, tekrar karbonhidratı enerji kaynağı olarak kullanmaya geri dönüyor, çünkü yaradılışı ve işletim sistemi böyle. 

2. Diyetin uzun vadede pek çok yan etkisi bulunuyor. Kısa vadede ortaya çıkan yan etkilerinden biri yorgunluk ve vücutta keton cisimlerinin artmasıyla doğru orantılı. Bu diyeti uzun süre uygulamayı tercih edenlerin çoğunluğu spor yapan insanlar ve bu etkinin geçici olduğunu, daha sonra enerjilerinde yükseliş olduğunu, bu belirtinin  ortaya çıkmasının uyum döneminde normal kabul edilmesi gerektiğini söylüyorlar. Kısa vadede ortaya çıkan diğer yan etkiler arasında böbrek taşı oluşumu, çocuklarda büyüme geriliği ve kemik kırıkları var. Ketojenik beslenmeden yarar gören epilepsi’li çocukların bu yan etkilere karşı dikkatle takip edilmeleri gerektiği konusunda görüş birliği var.

İlk görülen yan etkiler:

* Yorgunluk

* Vücudun susuz kalması

* Beraberinde bulantı/kusma

* İshal/kabızlık

* Gastrit

* Fazla yağın sindirim sistemi tarafından tolere edilememesi gibi sindirim sistemi ile ilgili diğer yan etkiler görülüyor. 

Diğer erken yan etkiler:

* Hipertrigliseridemi

* Hiperkolesterolemi

* Geçici hiperürisemi (ürük asit yüksekliği)

* İnfeksiyon hastalıkları

* Belirti veren hipoglisemi

* Hipoproteinemi

* Hipomagnezemi

* Tekrarlayan hiponatremi (sodyum düşüklüğü, neden bol bol tuz yiyin dediklerini anladınız mı?)

* HDL düşüklüğü (iyi kolesterol)

* Yağ aspirasyonuna bağlı pnömoni

* Hepatit

* Akut pankreatit ve ölüm riski 

* Kalıcı metabolik asidoz

Uzun vadeli yan etkiler:

* Kemik kitlesinde kayıp (kemik erimesi) 

* Böbrek taşı

* Kardiyomyopati

* Demir eksikliği anemisi

* Hipokarnitinemi

* Uzun vadede erişkinlerde nöbetlerin tedavinde beslenmenim etkisinin azalması

* Ani ölüm

Bu komplikasyonların bir kısmı kolay tedavi edilebiliyor ve geçici olanlar var. Ancak hastaların %22’sinde ciddi yan etkiler görülüyor ve %2’sinde ölüme sebep oluyor. Dolayısıyla eğer ketojenik beslenme sağlık için mutlaka uygulanacaksa bu yan etkilerden korunabilmek için yakından tıbbi olarak takip gerekir. Zayıflamak için ketojenik diyet mi dediniz? Yediğiniz her lokmanın size sadece sağlık ve ideal kilo sağladığı bitki temelli zayıflama yöntemiyle kıyaslanınca alacağınız risklere değer mi diye iyice düşünmeniz gerekir.

Okuyucu Yorumları