- A +

Soruyu duyar gibiyim. Et insülin salgılatmaz, diyabet hastalarına protein önerilir, neden diyabetle bir ilişkisi olsun ki? Diyabet için risk faktörlerini de biliyoruz, fazla kilolu olmak. Et yiyerek zayıflamak ve diyabetten kurtulmak da mümkün diyorlar. O halde... Neler oluyor?

  1. 2003 yılında toplam et tüketimiyle diyabet arasında belirgin bir risk artışı olduğunu gösteren bir çalışma yayınlandı. Sadece et değil, özellikle işlenmiş et, özellikle tavuk tüketimi ile risk artıyordu. Fakat bu nasıl olabilir? Buna neden olabilecek muhtemel suçluları içeren ipuçları listesine bakalım.
     
  • Hayvansal/doymuş yağ, ette doğal olarak bulunan trans yağ, belki kolesterol veya hayvansal protein. 
     
  • Ette bulunan ‘demir serbest oksijen radikallerinin oluşmasına neden oluyor ve demir nedeniyle oluşan oksidatif stres kronik inflamasyona ve tip 2 diyabete neden olabilir.
     
  • Yiyeceklerin pişirilmesi ile oluşan ileri glikasyon son ürünler (AGE: Advanced glycation End products: AGEs) bir diğer problem. Oksidatif stres ve inflamasyonu tetikliyorlar. . Diyabette beslenme yoluyla alınan AGE’ler doku ve organ hasarına neden olur. İyi haber bu tür yiyecekler yenmediğinde inflamasyon sürecinin baskılanıp durmasıdır. AGE alımını sınırlamak için bu gıdalardan uzak durmak veya yalnızca buğulama ve haşlanmış et tercih etmek diyabetli hastada bu toksinlerin yol açtığı hasarları önemli ölçüde azaltabilir.
  1. Yiyeceklerin analizleri bize ette bulunan  glikotoksin denen kimyasalların varlığını gösteriyor
     

Özellikle fırın, kızartma veya ızgara yöntemleriyle pişirildiklerinde mevcut. Hayvansal kökenli herhengi bir yiyecek bu pro-oksidan kimyasalların kaynağı olarak düşünülebilir. Bu çalışmada denekler glikotoksin içeren tavuk, balık ve yumurta ile beslenerek tümör nekrotizan faktör, CRP, damar adhezyon molekülleri gibi inflamatuar belirteçlerin artmaları sağlandı. Hayvansal yağ ve et tüketiminin tip 2 diyabete neden olmasını açıklamak için glikotoksinler ilk etapta düşünülebilecek eksik bağlantı olabildiğiydi

2003’de yayınlanan meta-analiz’den sonra da 10 yıl boyunca yaklaşık 17.000 kişi tüketilen  et miktarı ile hastalık riski açısından takip edildi. Günlük et tüketiminin her 50 gramında, hastalık riskinde % 8'lik bir artış gözlemlediler. Yani, avuç içinden daha az tavuk göğsü yemek diyabet riskini önemli ölçüde artırabilir. Evet, etteki glikotoksinler, doymuş yağ, etteki trans yağ, demir et pişirilirken kanserojen olan nitrozaminler’in oluşumuna katkıda bulunuyor olabilir ama etin pişirilmesi esnasında bu toksinler zaten  kendiliğinden de oluşur. Yaşamak için et yiyenlerde diyabet bağlantısı açıkça görünüyor. Bu duruma neden olan şey etten geçen virüsler de sebep olabilir. 2003’teki çalışmanın sonuçları burada da doğrulandı.

  • Belki de yaşlanmaya neden olan enzim yolağının (TOR) sadece herhangi bir gıda ile değil, aşırı beslenme nedeniyle aşırı uyarılması da diyabet salgınının altında yatan neden olabilir. Hayvansal proteinler sadece IGF-1’i arttırmakla kalmaz, aynı zamanda TOR aktivasyonunu uyaran lösin içerirler. Fazla lösin TOR’u aktive eder ve insülin üreten beta hücrelerinin aşırı çalışarak tükenmesine neden olurlar. Bu da diyabet oluşmasına katkıda bulunan önemli bir faktördür . Yani şeker hastaları ve şeker hastalığı riski yüksek olanlar sadece işlenmiş karbonhidrat değil, hayvansal proteinin tüketimine de dikkat göstermelidirler. Düşük lösin seviyelerine ancak ve gerçekten hayvansal proteinin kısıtlanması ile ulaşılabilir. Lösin kaynaklarının yalnız etle sınırlı olmadığını, süt ürünlerinde de bulunduğunu hatırlatayım. Günlük olarak alımı önerilen et ve süt ürünleriyle alınan lösin miktarı için yaklaşık beş kilo lahana veya 100 adet elma yemeniz gerekir.
     
  • Standart Amerikan tarzı beslenme ve yaşam tarzı diyabet ve obezite salgınına neden olur. Fakat endüstriyel toksinlerin katkısı da görmezden gelinemez. Şu anda deneysel olarak elde ettiğimiz bilgiler bu endüstriyel toksinlere maruz kalmanın bile tek başına kilo alımı, insülin direncine neden olduğunu ve diyabet ve obezitenin bugüne kadar görmezden gelinen sebepleri olduğunu gösteriyor. Bebeklere bakın. 6 aylık bir bebekte görülen obezitenin tek nedeni kötü beslenme ve az hareket etme olamaz. Ama bu bebekler annelerinden gelen kordon kanıyla bazısı obeziteye neden olan yüzlerce kimyasala maruz kalıyor. Her yıl milyonlarca ton ağır metal ve kimyasallar çevreye yayılıyor. Bu durumda bir durup ne yediğimizi düşünmemiz gerekiyor. 2014 yılında yapılan bir çalışma diyabet ve çevresel toksinler arasındaki bağlantıya kanıtlar sunuyor.  İnsan bu toksinleri en fazla hayvansal yiyeceklerleri yiyerek vücuduna alıyor. Ve burada en büyük parçayı, yediğimiz sebzeleri üzerindeki toksinler değil, beslenmemizdeki hayvansal yağ oluşturuyor.

Okuyucu Yorumları