- A +

Muhalefet “seçim sath-ı maili”ne düzgün adımlar atarak girdi gibi geliyor bana. Bu tabii düzgün adımlar attıracak düzgün kararlar vermenin sonucu; ama aynı zamanda, iktidarın “defo”lu davranışlarının da genel manzaraya katkısı var.

“Defo”lu dediğim davranışlar arasında, iktidarın kısa zamanda önüne geçemeyeceği yapısal sorunlar var. Başta, ekonomik durum, doların çıkışı v.b. Seçim tarihinin erkene alınmasında da önemli yer tuttuğunu sandığım bir çaresizlik var burada. Seçimden, siyasette olanlardan fazlaca  etkilenmeden devam edeceği anlaşılıyor.

Öbür uçta ise “Reis”-i Cumhur’un denetimsiz dilinin muhalefete verdiği propaganda imkânlarına bakabiliriz. “Tamam” kelimesinin kullanımı gibi. Bunun verdiği imkânı hemen sezen ve “göle çeviren” milyonla yurttaş sevimli bir gösteri yapmış oldu. İktidar ise, artık alışık olduğumuz biçimde ağzını bozarak, “tamam” diyenlere yönelttiği suçu kendisi işleyerek (düzmece “devam” kampanyası), sevimli gösterinin etkisini büyüttü.

Bu olay ciddi bir mizah içeriyor ki bu başlı başına önemli. “Güler yüz” her zaman bir zenginliktir. İktidar bu bakımdan çok dezavantajlı çünkü gülme ve güldürme yeteneğinden büyük ölçüde yoksun. Erdoğan kalkıyor, rakibine “gariban” gibi sözlerle laf yetiştirmeye çalışıyor. Komik değil, gereksiz ve düzeysiz bir hakaret olmaktan başka bir özelliği yok.

Muharrem İnce ise şimdiye kadar dozu iyi ayarlanmış bir mizahtan yararlandı. Söz gelişi, Erdoğan’ı yuhalayan kitleyi “emeklilik çağı”na gelmiş birine karşı daha saygılı olmaya davet etmesi pekâlâ hoş bir espriydi. Sinirini bozmadan, öfkelere kapılmadan, sonuna kadar bu “performans”ını devam ettirebilecek gibi görünüyor.

AKP’nin ve Reis’lerinin politika değiştirmeye karar vermelerinden bugüne kadar sergiledikleri davranışların en belirgin olanı, bir “düşmanlık” dili. Bir gün “tek-parti dönemi” , bir gün “FETÖ’cü hainler” derken “Esed”, sonra “Amerika”, bitmez tükenmez bir “kavga” dili. Bundan nasibini almayan yok ama doğal olarak en sert, en “kindarane” saldırılar içerideki muhalefete yönelik. İş buraya geldiğinde olay zaten “sözel” olmaktan çıkıyor. İşte aylardır süren tutukluluklar, havsalanın alamayacağı hükümler v.b.

“Bizimkiler” diye benimsediklerinin dışında kalanları yaşatmama azmi içeren bir anlayışın kin dolu tezahürleri.

Dolayısıyla bu koşullarda “ben muhalifim” diyerek ortaya çıkan her kimse, her şeyden önce bu “düşmanlık” atmosferini dağıtmak üzere kollarını sıvaması gerekiyor. Çünkü “en büyük tehlike” bu.

Muharrem İnce burada da sağduyulu davranıyor. Ziyaretleri olumlu ve anlamlıydı. Onun adaylığı kesinleşmeden önce CHP’nin İyi Parti’ye yaptığı jest de olumlu ve anlamlıydı. Dayanışma, güç birliği, hakşinaslık doğrultusunda değerli bir örnek oluşturdu ve muhalefet cephesinde olumlu bir hava doğmasına yol açtı. Temel Karamollaoğlu’nun Demirtaş için söyledikleri de bu olumlu havayı devam ettiriyor. “Kürtler” konusunda İnce de partisinin şimdiye kadar gösterdiği performansın ötesinde, ilerisine geçebildi.

Seçimler kazanılsın ya da kazanılmasın, bunlar seçimi izleyecek dönem için iyi işaretler.

Muharrem İnce, Demirtaş’ı ziyaret etti. Erdoğan’ı da ziyaret etti. Bu ikinci ziyaret sonrası söylediği “devr-i sabık yaratmam” sözü de bence olumluydu. İktidarı bunun da sinirlendirdiği anlaşılıyor; “önce seçimi kazansın” yollu tepkiler gelmekte gecikmedi. Ancak dediğim bu barıştırıcı, aynı zamanda esprili havanın devamı için bunlar yararlı ve gerekli. “Reis”in ve yakın maiyetinin alacağı tavır bana o kadar önemli görünmüyor. Onların seçtiği “şahin politikası”nda bir şeyi değiştirmez zaten. Ama onları destekleyen kesimin bu mesajı alması önemli. Onun için bu mesajın öyle geçerken söylenmiş rastgele bir lakırdı olarak anlaşılmaması, daha inandırıcı olması gerekiyor.

Öte yandan, rövanşist AKP’ye ve rövanşist “Reis”ine rövanşist bir gözle bakan muhalif sayısı da az olmasa gerek. Bu da şüphesiz anlaşılır bir şey çünkü bu iktidarın yaptığı işler yenilir yutulur cinsten değil. Ama toplumun uzun vadeli selameti için bir barış atmosferi yaratmamız gerekiyor. Onun için İnce’nin kendi partisindeki rövanşistleri de bunun çıkar yol olmadığına ikna etmesi gerekli.

Ancak bütün muhalefetle, yola sağlam çıkmış olmanın getirdiği bir rahatlık, sağduyu ve Güleryüz var. Umarız böyle devam eder.

Seçim kaybedilse de…

Okuyucu Yorumları