Zarrab'ın cini şişeden çıkıyor

- A +

Reza Zarrab, New York’ta yargıç önüne çıkarken, AKP çevrelerindeki panik havası elle tutulur hâle geldi.

Korkunun nedeni açık:

Zarrab hapiste yatmama veya az yatma karşılığında savcıyla işbirliği yapmayı kabul etti.

Suçlu olduğunu itiraf etti. Savcının ona soracağı bütün sorulara cevap verdi. Tanık olmayı kabul etti. Sorgulanma sırası geldiğinde, cevaplarını dün başlayan davada tekrarlayacak.

Amerika’da ceza davalarının yüzde 97’si bu şekilde,  yargı aşamasına gelmeden, sanık ile savcı arasında pazarlıkla sonuca bağlanır.

Sanık, cezasında büyük bir indirim karşılığında, suçlu olduğunu ve bildiklerini anlatmayı kabul eder.

Yargıç, bilahare, üzerinde anlaşılan hafifletilmiş cezayı onaylar.

Zarrab bu yola girmeseydi beş ila otuz yıl arasında hapis cezasına çarptırılabilecekti.

Bu avukatlar, ne böyle tehditlere izin verirler ne de Zarrab’ın bunlara boyun eğmesine

Bu demektir ki Zarrab, Amerikan ambargosu altındaki İran’ın dış ticaretini kolaylaştırmasına yardımcı olan bankaların, bürokratların ve politikacıların isimlerini verecek. Onlara ne kadar komisyon ödediğini açıklayacak.

Zarrab kimlerin ismini vermiş olabilir?

Bunların kim olduğunu kendileri de biliyor, Türkiye’de neyin nasıl olup bittiğini bilen herkes de.

Yakında bütün dünya da öğrenecek.

Zarrab’ınki kadar büyük bir sahtekârlığın en yüksek düzey siyasi koruma olmadan yapılması ve yıllarca sürdürülmesi imkânsızdır.

Yirmi aydır ABD’de tutuklu olan otuz dört yaşındaki iş adamının itirafları AKP iktidarı için iyi olmayacak. Dünyaya rezil olacaklar. En çok da Batı’da prestiji zaten yerlerde sürünen Erdoğan yara alacak.

Zararı asgariye indirmek için hükûmet, Türk kamuoyunu Zarrab’ın açıklamalarına inanmamaya hazırlamaya başladı bile.

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Zarrab olayının “Türkiye'ye tartışmasız bir kumpas” olduğunu söyledi.

Bozdağ’a göre, Türkiye'ye karşı “siyasal bir operasyon” yürütülüyor. “FETÖ eliyle Türkiye ekonomisine yaptırım uygulatmayı ve ekonomiyi çökertmeyi hedefliyorlar.”

Zarrab “Ceza tehdidi ile korkutularak iftiralara imza atmaya zorlanıyor.” Ona "Ya ölene kadar hapiste kalacaksın ya da bizim dediklerimizin altına imza atacaksın," denmiş olabilir.

Bu pek olası değil.

Zarrab, Amerika’nın A listesindeki en iyi avukatları tuttu. Bu avukatlar, ne böyle tehditlere izin verirler ne de Zarrab’ın bunlara boyun eğmesine.

Ayrıca, “kumpas” ve “operasyon” iddiaları gerçek ise endişe edecek bir şey yok, demektir. Bu iddiaları destekleyen kanıtları New York’ta Zarrab’ı savunan avukatlara yollarlar. Onlar da bunları kullanarak Zarrab’ın beraatını sağlar. Herkes evine gidip rahat bir uyku uyur.

*

Araştırmayı başlatanlar görevden alındı, olay örtbas edildi

Zarrab, çağımızın en büyük rüşvet ve yolsuzluk olayının baş kahramanlarından biridir. 17 Aralık 2013’te gözaltına alındı, mal varlığına el kondu.

Zarrab’la birlikte gözaltına alınan veya ismi olaya karışan 50 kişi arasında bakanlar, bakan evlatları, ünlü iş adamları, müteahhitler, bankacılar vardı.

Zarrab, suç çetesi kurmak, rüşvetle yasal olmayan para ve altın  transferi yapmak ve yasal olmayan yollardan Türk vatandaşlığı almakla suçlandı.

İddiaya göre rüşvet verdiği kişiler arasında, o zamanki İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu Barış Güler, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın oğlu Salih Kaan Çağlayan ve o zamanki Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan da vardı.

O günlerde, Erdoğan ve oğlu olduğu iddia edilen iki kişi arasında geçen konuşmalar da internete düşmüştü. Bunlardan biri, diğerine, evindeki bavul dolusu parayı sıfırlamasını söylüyordu.

Erdoğan, rüşvet iddialarını kendine karşı düzenlenmiş bir “darbe” olarak niteledi. Fethullah Gülen ve cemaatini bu “darbenin” düzenleyicisi olmakla suçladı.

Gözaltına alınanlar serbest bırakıldı, mal varlıkları iade edildi. Araştırmayı başlatan savcı ve emniyet müdürleri görevden alındı. Olay örtbas edildi.

Özgürlüğüne kavuşan Zarrab, 20 Nisan 2014’te verdiği bir televizyon mülakatında, yaptığı altın karşılığı petrol ticaretinin Türkiye’nin dış ticaret açığını yüzde on beş oranında azalttığını söyledi

Erdoğan, olay kapatıldıktan sonra Zarrab’ı savundu. “Ülkeye katkıda bulunan” bir “yardımsever” olduğunu söyledi.

Yolsuzluk skandalından bir buçuk yıl sonra, Haziran 2015’te, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Zarrab'a mücevher sektöründe “İhracatın Şampiyonu”  ödülü verdi.

Törende Erdoğan da vardı.

Okuyucu Yorumları