- A +

Enflasyon, suç işlemeden cezalandırılmak demektir.

Kazanmakta olduğunuz paranın satın alma gücünü düşürür, biriktirmiş olduğunuzun değerini azaltır.

Aynı yerde durmak için koşmak zorunda bırakır.

Ekonomik kriz ise maraton koşarken görünmeyen bir elin sizi kapıp başlama noktasına geri götürmesidir. Artık kazanmanız, hatta bitirmeniz mümkün olmayan bir yarıştasınız.

Fethullahçı derecelendirme kuruluşu Moody’s’in birkaç gün önce Türkiye’nin notunu düşürmesi, görünmez bu elin ensenize doğru yaklaşmakta olduğunun bir işaretidir.

Türkiye için ekonomik kriz, Muş laleleri gibi, endemiktir.

Eğer Türk iseniz, iki şey er geç sizi bulacaktır: Ölüm ve ekonomik kriz.

Enflasyon, suç işlemeden cezalandırılmak demektir

Türkiye, ya ekonomik krizin arifesindedir, ya ekonomik kriz yaşamaktadır ya da ekonomik krizi atlatmaya çalışıyordur.

Hayır, unutmadım. İşlerin iyi gittiği ara dönemler de oldu.

Bu ara dönemlerin sonuncusu, AKP iktidarının ilk yıllarında yaşandı.

AKP’den önce devasa bir kriz yaşandı; IMF ve Dünya Bankası devreye girip hükûmeti sıkı mali disiplin uygulamaya ve köklü reformlar yapmaya zorladı.

Reformlar meyve vermeye başlarken AKP seçimleri kazandı. Hazır bulduğu reçetelere, istikrar unsurunu da katınca Türkiye kalkınmakta olan ülkeler arasında ilk sıralara girdi.

Ama ara dönem uzun sürmedi. Bu ara dönemler hiçbir zaman uzun sürmez, çünkü Türk hükümetlerinde İngilizlerin “staying power” dediği şey yoktur. Staying power, bir işi sonuna kadar götürecek irade ve akla sahip olmak demektir.

Sebat ve tâkat, ne yazık ki Türk genlerinde bolca yoktur. “Türk gibi başla İngiliz gibi bitir,” sözü bu fenomenin atasözüne dönmüş şeklidir.

AKP, her şey yolunda gitmeye başlarken, ağacın gövdesine nüfuz eden kurt gibi, doğru ekonomik politikaları kemirmeye başladı. Reform yapmaktan vazgeçti. Avrupa Birliği standartlarından saptı.

İyileşme, otomatik pilotta gider sandı.

AKP demokratik kurumları da çürüttü. Geri-götürücü tarikatları teşvik etti. Kürt sorununu çözmekten vazgeçti. Dış politikada maceraperest oldu. Geleneksel müttefiklerini hasım sınıfına koydu.

En geç gelecek yıl, tek adam rejimine geçişi tamamlanmış olacak.  

Eğer Türk iseniz, iki şey er geç sizi bulacaktır: Ölüm ve ekonomik kriz

Türkiye ile ilgili en büyük muammalardan biri, dünyanın en müreffeh ülkelerinden biri olabilecekken, neden sürekli ekonomik krizle flört hâlinde olduğudur.

Ama belki bu bir muamma değil.

Doğru olanın ne olduğu açık iken bunu değil, bunun tersini yapmakta ısrar etmektir, belki neden. Bir tür akılsızlık. Bir tür slow-motion intihar.

Konu sadece kalkınma da değil. İşin bir de “gelişme” boyutu var: Belirli bir uygarlık düzeyini yakalama, özgürlük ve hoşgörü, ikonik binalar, yeşil çevre, dünya çapında üniversiteler ve sanatkârlar.

Aradan mucizevî bir şekilde sıyrılanlar hariç, bunları tamamen unutabilirsiniz.

Kalkınma literatüründe belki Türkiye için yeni bir sınıf açmak lazım: Geri Kalmaya Kararlı Ülke.

Okuyucu Yorumları