- A +

Sayıları her geçen gün artıyor, Bu nedenle “nesli tükenme” tehlikesi hiç olmayan bir canlı türüne sahibiz: Cumhurbaşkanlığı danışmanları.
Bunların bazısı “başdanışman”, bazısı ise sadece “danışman”.
Aralarında nasıl bir fark var, bence kendileri de bilmiyor.
Ama sanırım “başdanışman” olmak daha havalı olsa gerek.
Kaç kişi oldular, ben saymayı bıraktığımda sayıları 30’u geçmişti ki bu da sanırım neresinden baksanız bir yıldan öncesine ait bir rakam.
Maaşlarını da gizli tutuyorlar ki kimsenin gözü kalmasın!
Saray’a son tayin edilen danışman, şu anda Kuala Lumpur Büyükelçisi Merve Kavakçı’nın kızı.
Merve hanım, 28 Şubat döneminde ABD vatandaşı da olduğu için TC vatandaşlığından çıkarılıp, milletvekilliği hakkını kaybetmişti.
Büyükelçi yapılarak itibarı iade edildi ama “ABD hükümetine sadakat yemini” ne oldu, bu yeminin bozulması için gerekli kefaret ödendi mi, bilmiyorum.
Merve hanımın kızı Danışman Mariam Kavakçı, maşallah iyi okumuş bir hanım kızımız.
Adı niye Mariam da Meryem değil, bilmiyorum, gazetelerde Mariam diye yazıldı.
Kim bilir, belki de Merve hanımın ABD vatandaşlığı günlerinden bir hatıra olarak nüfusta ismi böyle kalmıştır.
Bizi ilgilendirecek bir konu değil bu, insanların çocuklarına istedikleri ismi verme hakları vardır.
Mariam Hanım iki tane yüksek lisans yapmış ki sonuncusu “İletişim Bilimleri ve Bozuklukları Bölümü”nde tamamlanmış.
“Konuşma dili pataloğu” olarak tanımlanıyor, gazetelerdeki biyografisinde.
Bu “konuşma dilindeki bozukluklar” ile ilgili bir bilim.
Tam Saray’ın ihtiyaç duyduğu bir danışman olmalı!
Bakalım, yararı olacak mı, seçim kampanyası sırasında göreceğiz. Yararlı olursa Mariam Hanım’ın maaşının, benim vergilerime düşen payını helal ediyorum!

***

Milletvekili danışmanları “me too” der mi?

Sözü danışmanlardan açınca, geçtiğimiz yılın son günlerinde bıraktığımız bir tartışmayı hatırladım.

Türkiye öyle bir ülke ki üzerinde üç ay konuşsak doyamayacağımız konular böyle geride kalıp, unutulabiliyor.

Çünkü her gün yeni bir şey çıkıyor karşımıza, tam onunla ilgilenecekken bir de bakmışsın, başka bir gündemin içindesin!

Olay, AKP Sakarya Milletvekili motosiklet yarışçısı Kenan Sofuoğlu’nun paylaştığı bir fotoğrafla alevlenmişti, hatırlarsınız.

O fotoğraf ile aşağılandıkları ileri sürülen danışmanlardan biri, patronu Sofuoğlu’nu savunmak için sosyal medyadan şunu paylaşmıştı:

“Diğer milletvekilleri danışmanlarının maaşlarından pay alırken, Kenan ağabeyim giydiğimiz kıyafetimize kadar her şeyimizle kendisi ilgileniyor.”

Danışmanın bu açıklamadan sonra istifaya zorlandığını ve istifa ettiğini de belirteyim.

Ne kadar ağır bir suçlama, değil mi?

Adam milletvekili olmuş, danışmanı diye işe aldırdığı insanın maaşından komisyon alabiliyor!

2013 yılına kadar böyle bir şey mümkün değildi sevgili okurlar.

2013 yılında, neden gerekli görüldüyse (tahmin edilebilir tabii) milletvekillerinin danışmanlarının maaşlarının, milletvekillerine verilen ödeneklerden milletvekilleri tarafından ödenmesinin yolunu açtılar.

O günden beri de ortaya böyle utanç verici iddialar atılıyor.

Ne dersiniz, canına tak diyen bir danışman bu rezaletlerin tümüyle ortaya dökülmesini sağlayabilir mi?

Hollywood’dakine benzer bir “me too” hareketi, TBMM’de başlarsa bazı  milletvekilleri utanıp, istifa filan ederler mi?

***

Camide aerobik, Ayasofya’da bale!

İskenderun’da Gençlik ve Spor Müdürlüğü “Namazda bereket, sporda hareket var” sloganıyla bir proje başlattı.
Proje çerçevesinde İskenderun Kaptan Paşa Camii cemaatine, sabah namazının ardından aerobik yaptırılıyor.
Stretching de yaptırılıyor mu bilemiyorum, haberlerde sadece “aerobik” diye geçmiş.
Haberde ismi belirtilmeyen bir vatandaş, cami içinde daha önce kahvaltı veya çorba ziyafeti verildiğini de anlatıyor.
Geçenlerde Ayasofya’da bir özel tur sırasında bir genç kadın bale yapar gibi poz verdi, bu fotoğraf da sosyal medyada yayımlandı ve kıyamet koptu, hatırlarsınız. Ayasofya’nın önünde gösteri namazı bile kıldılar.
İki gündür bakıyorum, “camide aerobik” olaylarına bir isyan yok.
O zaman sorun caminin içinde, ibadet dışı bazı eylemlerin gerçekleşmesi değil demek ki.
Yoksa temel mesele “biz sorun çıkarmak istersek, çıkarırız, istediğimiz yerde istediğimizi yaparız” meselesi mi?

Okuyucu Yorumları