- A +

“Türkiye’de kadın hakları için kimler ne gibi mücadelede? Kim neyi değiştirebildi ki?” diye soruluyor ya hep; bu soruların cevabı da değişim için elini taşın altına sokmaktan çekinmeyen, kendi haklarını kendi mücadeleleri ile kazanmaya çalışan kadınlardan geliyor. Örgütsüz biat toplumundaki birçok kadın, hakları için “yukarıdaki bir yerlerden” değişim bekleme sürecindeyken; yine aynı toplumun örgütlü kadınları, eşit hakların bahşedilmesini beklemeden, bu hakları kazanabilmek için mücadeledeler.

Bu mücadelede oldukça aktif olan platformlardan bir tanesi de “Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu”.  Bu platform, 2010 yılında Adalet Bakanlığı’nın kadın cinayetlerinde son yedi yılda artış oranının %1400 olduğunu açıklaması üzerine, kadınların başta yaşam hakkını elde edebilmesi ve bunu koruyabilmesi adına kuruldu.

2010’dan bu yana hızla büyüyen ve çalışma alanlarını genişleten bu platform, hem hukuki hem de eylemsel düzlemde çalışmalar gerçekleştiriyor. Kadın cinayetlerini durdurmak adına toplantılar düzenleyip, toplantılarda aldıkları kararlar doğrultusunda eyleme geçiyorlar. Sokak mücadelesinde yer aldıkları gibi, sadece protestolardan da ibaret değiller; sundukları çözümlerle devletin her kapısını tek tek çalıyorlar.

6284 sayılı “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun”un 8 Mart 2012’de kabul edilmesini sağlayan platform, aynı zamanda bu kanunun etkin uygulanması için de takipte. Türkiye’nin dört bir tarafında erkek şiddetiyle katledilen kadınların cinayetlerini takip ediyor, aileleri ile dayanışmaya giriyor, “Sahip Çıkıyoruz” eylemlerini başlatıyor ve davaları takip ediyorlar. Platform sayesinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kadın cinayeti davalarına avukat göndermeye başlamış bile!

Platformun talepleri oldukça net. Birincil olarak devlet temsilcilerinden kadına yönelik şiddetin kınanmasını talep ediyorlar. Bu kınama birçoğuna göre sığ bir talep gibi görünse de, biat kültürü Türkiye topraklarına o denli hâkim ki, kanunun uygulanma biçimi de devlet liderlerinin algısına göre şekilleniyor. 6284 sayılı kanun yürürlüğe girmiş olmasına rağmen ne yazık ki gerek pratik gerekse de bilinç eksikliğinden ötürü, uygulanması hâlâ çok zayıf. Platform temsilcisi Gülsüm Kav’ın bir röportajında da söylediği gibi: “Şikâyet dilekçeleri hakkında kadınlara ‘A4 kâğıtlarımızı bitiriyorsun’ diyen polisler var. Korumanın kâğıt üzerinde kaldığının tam bir itirafı.” Korumanın kanunda da uygulanabilmesini sağlamak için yönetmelik yayınlanmasını dahi sağlamış platform; ancak kanunun uygulanmasıyla sağlanan sonuçlar yavaş yavaş ortaya çıkıyor.

Platform aynı zamanda Ceza Kanununda da caydırıcı ceza düzenlemeleri yapılmasını talep ediyor. 2009 yılından beri TBMM’de Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu var; kadın haklarını ilgilendiren tüm yasa tasarıları da bu komisyonun değerlendirmesinden geçiyor. Komisyonda bekleyen yasa tasarılarına baktığımız zaman “töre ve namus saiki ile işlenen cinayetlere ilişkin cezanın ağırlaştırılmasını öngören” yasa tasarısı Mayıs 2014’den beri komisyonda beklemekte. Türkiye’de kadının erkek şiddeti ile katledilmesinin en mühim sebeplerinden biri töre cinayetiyken, bu konuda alınan ceza bile ağırlaştırılmış değil. Kadın cinayetleri ise töre cinayetleri gibi nitelikli halden sayılmıyor ve çoğu zaman katil kişi “haksız tahrik indirimi” alıyor ve cezası azalıyor. Bu haksız tahrik indirimi ne mi? 2013 Haziran ayında İzmir’de Yeliz Umman’ı başını taş ile ezerek öldüren Yusuf Barlak aldı mesela geçen hafta bu indirimi. Çünkü Yeliz Umman’ın “marjinal” bir kişiliği vardı ve Yusuf Barlak’a “Sen erkek misin?” demişti. Yeliz Umman’ın bu “tahrik edici” sözleri yüzünden katil Yusuf Barlak, ömür boyu değil sadece 15 yıl hapis yatacak. Bu ve bunun gibi örnekler ise neredeyse her kadın cinayeti davasında görülmekte. Zira bu konuda ne TCK kadının yanında ne de kanunu uygulayan ataerkil zihin sahibi, erk sarhoşu kanun “adamları”.

Platform aynı zamanda kadını özne olarak alan ve aileden bağımsız mücadelesini sürdürmesini destekleyecek Kadın Bakanlığı’nın kurulmasını talep ediyor. Zira şu an Türkiye’de artık bir “Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı” bile yok. Bu bakanlık 2011 yılında “Kadın ve Sosyal Politikalar Bakanlığı” olarak değiştirildi. Bu bakanlık ile kadın, kutsal annelik göreviyle ailenin içerisinde iyice eritildi.  Platform ayrıca cinsiyet ve cinsel yönelim eşitliğini esas alan yeni bir anayasa da talep ediyor.

Zeren Göktan’ın kadınlara ithaf ettiği anıtsayaç’ta 2008 yılından bu yana Türkiye’de erkek şiddeti ile katledilen kadınların sayısı verilmekte. 2014 yılının başından beri Türkiye’de erkek şiddeti ile öldürülen kadın sayısı 240. Demem o ki, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu eylemlerini kuvvetlendiriyor ve taleplerini arttırıyor olsa bile, Türkiye’de işlenen kadın cinayetlerinde bir düşüş gerçekleşmiyor. Bu noktada da “haydi, bu platform çalışsın da biz de sonuçlarını görelim” demek yerine iş başa düşüyor.

Platform katılımcı kitlesini büyütmek ve tüm kadınların sesini duyabilmek için 15 Kasım 2014 Cumartesi günü, İstanbul Şişli Kent Kültür Merkezinde bir “Kadın Konferansı” düzenliyor. Kadın cinayetleri ve çözüm yollarının konuşulacağı konferans saat 11:00 – 17:00 arasında gerçekleşecek. Sadece kadınlara açık olan bu konferansta, erkek hegemonyasından uzakta, kadın cinayetlerini tartışacak bu kadınlara katılmak istiyorsanız tek yapmanız gereken, konferans merkezine gitmek ve #KadınKonuşursa nelerin değişebileceğini göstermek.

Şahsen benim bu platform konusunda tek bir eleştirim olacak, o da “erkeksiz alan” üzerinden ilerlemesi. Türkiye’de birçok feminist platform, örgüt ve kuruluşta da bunu gözlemliyorum. Erkekleri dayanışmaya dâhil etmek yerine, nefret öznesi haline getirmeyi tercih ettiğini fark ediyorum birçoğunun. Fakat bu platformun öncelik aldığı konu kadın cinayetleri ve bu cinayetleri işleyenler de erkek. 4 yıldır kadın cinayetlerine karşı birçok farklı komisyon eşliğinde örgütlenmeyi gerçekleştirebilmiş; bu denli yol katetmiş bir platformu “Erkeği dâhil etmeden, cinsiyet eşitliğinden nasıl bahsedebilirsiniz?” diyerek eleştirme cüretim ne kadar doğru tartışılır. Türkiye’de feminizm hâlâ kadınların tekelinde en nihayetinde.

15 Kasım Cumartesi gününe gösterilecek katılımı ve bu katılım sonucunda filizlenecek fikirleri merakla bekliyorum. AKP hükümetinin iktidarda olduğu dönemde bile, 4 yıl içerisinde birçok değişime imza atmış bu platformun, büyüdükçe çok daha fazla değişimi gerçekleştireceğinden zerre şüphem yok. Yeter ki desteğimiz tam olsun!

Okuyucu Yorumları