- A +

“Güvensizlik nedir, biliyor musunuz?  Dünyaya değerli biri olduğunuzu göstermek için başka birine sahip olmanız gerektiği hissidir; yalnız olmanın bir suç olduğu hissidir” (Ramtha, 2016;113)

Alıntı Ramtha’nın günümüzde çok popüler olan, büyük bir kesimin arayıp durduğu, çalışmalara katıldığı, bulduğunu sandığı bir konu ile ilgili, adını da direkt konunun kendisinden alıyor: “Eşruhlar”

Çok uzun yıllar önce okuduğum Kürşat Başar’ın “Aşkı Bulmanın Ve Korumanın Yolları” kitabını hatırlattı. O zamanlar toplu taşıma araçlarında okurdum, insanların bakışından korktuğum için, diğerleri ne düşünür diye, kitabı kaplamıştım.  Şimdi bu çok saçma geliyor. 

Kürşat Başar’ın kitabı 2014 yılında yeniden basılmış. Arka kapaktaki tanıtım yazısında geçen cümleye bakınca, gülümsedim:

“Yine de 'Seni neyin mutlu edeceğini biliyor musun?’ diye soruyor. Tabii bilmiyorum!” 

Ramtha’nın kitabının kapağında da şunlar yazıyor: 

“Başlangıçta birlikte yaratıldığımız eşruhumuzdan zamanla nasıl ayrıldık? Yeniden nasıl birleşebiliriz?” 

Çok havalı değil mi? Şu eşruhu bulsaydık nasıl güzel olurdu hayat! 

İki kitabı birbirine denk tutmuyorum, birisi oldukça mistik, diğeri bambaşka bir roman ama ortak noktaları çok. 

Ramhta’nın kitabı sadece yüz kırk iki sayfa. Mart ayında başladım, yeni bitirebildim. İlginç bir yazım dili var, zaten bu konuda yapılmış olan bir oturumun ses kayıtlarının deşifre edilmesi ile yazılmış. 

Okurken ister istemez elinizden düşüyor, başka şeyler giriyor araya, ama zihin arka planda sürekli sorguluyor. Hayatınızdaki bir çok olayı, ilişkiyi kitabın anlattıklarının penceresinden görmeye başlıyorsunuz. Tabii bu dönem dönem şok etkisi yaratıyor. 

Kendinizle olan ilişkinizin hiç bilmediğiniz yanları su üstüne çıkıyor. 

Sonuna gelebildiğinizde bu dünyadaki eşruhunuzun kim olduğunu anlıyorsunuz!  Ve koşup ona sarılmak,onunla bir ömür boyu mutlu olmak için can atıyorsunuz. 

Zaten kitap biterken büyük ölçüde onunla buluşmuş olduğunuzu da biliyorsunuz. 

Çok heyecanlı ve güzel. Yepyeni bir maceraya yelken açmış oluyorsunuz. 

Süper! Değil mi? 

Herkesin bu dünyadaki eşruhunun kim olduğunu biliyorum. Bu büyük sırrı size de açıklıyorum. Herbirinizin eşruhu yine kendinizsiniz. 

Kendinize aşık olmaya hazır mısınız? “Yooo, olur mu öyle saçmalık” demeyin. 

Önce kendinize aşık olacaksınız, önce her bir zerrenizi ölesiye seveceksiniz ve kendinizi onurlandıracaksınız. Sonra biraz kendinizi şımartacaksınız. Ardından baş başa romantik bir akşam yemeğine çıkıp, mehtaba karşı kırmızı şarap içeceksiniz. 

Ertesi gün dünyaya meydan okuyacaksınız: 

“Heey! Buradayım ve kendimle gurur duyuyorum.” diyebileceksiniz. 

Ne kadar çok erdeme sahip olduğunuzu, hayata katkınızın ne olduğunu bilip ardından bunu insanlığa sunacak, gördüklerinizi anlatacaksınız. 

Bedeninize iyi bakacaksınız. 

Düşüncelerinizi seveceksiniz, beğenmediklerinizi değiştireceksiniz. Zihninizin nasıl işlediğini bilecek, oyununa katılmadan önce kalbinizin gerçekten bunu isteyip istemediğini bileceksiniz. 

Hissettiğiniz her şeyi kabul edip, hissetmekten korkmayacak, hissettiklerinizden utanmayacaksınız. 

Varlığınızın dünyaya yansımasına izin vereceksinizBurası mühim! 

Neden? 

Genelde ne yapıyoruz?

Sevgimizi, şefkatimizi, iyi niyetimizi yakınımızdaki insanlara gösterip, hatta belki bazılarımız bundan da çekiniyor, diğerlerine mesafeli durmaya çalışıyoruz. Diğerleri dediklerimizin bize zarar vermesinden, eleştirmesinden, etiketlemesinden, kullanılmaktan korkuyoruz. 

Oysa, bu dünyada en çok sevgi olsun istiyoruz değil mi? Sevgi, şefkat ve güven duygusu içinde özgürce yaşamayı istiyoruz. Anlayış ve kabul bekliyoruz. 

Ah, bu mümkün değil mi? “Ama kötü insanlar var.” dediğinizi duyar gibiyim. Evet, olabilirler. 

Kötüler, kötülüğün içinde kalarak iyi olamazlar. 

Kötüler var diye, kabuğumuza çekildiğimizde iyiliği öldürüyoruz, farkında mısınız? 

Oysa dünyanın daha çok sevgiye ve iyiliğe ihtiyacı olduğunu bile bile, içimizdeki iyiliği saklayarak dünyayı kötülüğe boğuyoruz, farkında mısınız? 

Kötülükle mücadele etmeyi, kötülükle savaşmayı bırakıp sadece iyiliği çoğaltsak ne güzel olurdu! 

Bırakın kötü dedikleriniz sizi eleştirsin, yaftalasın hatta dedikodunuzu yapsın ve sizi kötü ilan etsin, ne çıkar? 

Onların sadece hiç karşılaşmadığı bir durumla, iyilikle karşılaştığını ve sorgulamaya başladıklarını, böylece öğrenmeye, farkındalığa adım attıklarını kabul etsek, neler yaratırdık! 

İyiliği savunmayı bırakıp gerçekten iyilik yapmaya başladığımızda, iyilik olduğumuzda değişebilecek o kadar çok insan, hayat ve bakış açısı var ki, yeter ki görmelerine izin verelim. 

Bunun eşruhla, aşkla ne ilgisi mi var? 

Çünkü aşk iyiliktir, güzelliktir. 

Aşk olmaya, aşkı yaşamaya hazırsanız başlayalım.

Okuyucu Yorumları