- A +

Mikrofondaki çığırtkan, kürsünün önünde toplananları "ısıtmaya" çalışıyor.

"Ben şimdi Faruk diye bağıracağım, siz de Çelik diyeceksiniz."

Gür sesiyle bir "Faruuuuuk" çekiyor. Ancak gelen karşılık çok cılız.

Bu görüntü karşısında tekrardan çok güçlü bir "Çelik" isterken AKP'nin "Durmak Yok, Yola Devam" sloganını biraz esnetiyor:

"Kızmak yok, yola devam."

Biraz da gaz vermek istiyor alandakilere:

"Haydi Şanlıurfa, yeniden destan yazmak için..."

Ancak karşısında toplananlarda yeniden bir destan yazacak cevvaliyet pek görünmüyor.

Şanlıurfa'nın tam ortasından geçen tarihi İpek Yolu'nun hemen kıyısında AKP Şanlıurfa milletvekili ve bu seçimde ikinci sıra adayı olan Mahmut Kaçar'ın seçim bürosunun açılışı var. Binanın yanındaki arsa bir sıra polis bariyerleriyle, bir sıra da polisle çevrilmiş. Açılışın yapılacağı alana girenler tek tek aranıyor. Ancak kabul etmek gerekir ki, Şırnak'tan Batman'a, Diyarbakır'a, Mardin'e, Gaziantep'e kadar tüm bölgeyi dolaştığımız coğrafyada tanık olduğumuz en büyük siyasi toplantı bu; siz deyin "Beş yüz kişi", ben diyeyim "Yedi yüz kişi..."
 

7 Haziran seçimlerinde üç dönem kuralına takılan eski Çalışma Bakanı Faruk Çelik, burada listenin başına yerleştirilmiş. Bütün seçim kampanyası da Çelik'in üzerine yaslanmış. Bu kentte yürütülen kampanyada Çelik'in fotoğrafları çok görünür kılınmış. Zaten sadece burada değil, bölge genelinde AKP seçime sanki parti genel başkanından mahrum olarak giriyor. Güneydoğu kentlerinde Davutoğlu'nun fotoğrafları yok denecek kadar az. Adı da pek anılmıyor. Şanlıurfa'da ağır bir yenilmişlik duygusu hakim AKP'de. Kentin toplam 12 milletvekili var. 2011 seçimlerinde yüzde 64,8 oy alan AKP 10'unu kazanmış. Bugünkü HDP çizgisinde olan iki bağımsız aday gitmiş Meclis'e. Kürt Siyasal Hareketi'nin dört yıl önceki seçimlerde gösterdiği bağımsız adaylar toplamda yüzde 20 dolayında oy almış.

2014 yerel seçimlerinde HDP/BDP oyu yüzde 30'u aşmış. AKP yine yüzde 60'larda. Ancak 7 Haziran'da büyük bir oy kaybına uğramış AKP. HDP oyları yüzde 38,5'a fırlarken, AKP yüzde 46,7'ye düşmüş. AKP'nin milletvekili sayısı da 10'dan 7'ye inmiş. HDP, 2 bağımsız milletvekilini 5 partili vekile çıkartmış. AKP, Şanlıurfa'dan en az bir milletvekili fazla çıkartmak istiyor. Belli ki ancak böyle kurtulacaklar HDP'ye karşı yaşadıkları ağır yenilmişlik duygusundan. Belli ki bütün umutlarını da geçen dönem aday olmayan eski bakan Çelik'e bağlamışlar. Seçim bürosunun açılışında yanıma gelen bir AKP il yöneticisi durumdan çok memnun olduğunu söylüyor:

"Sayın bakan zehir gibi çalışıyor. Mesela yerel medyadan MHP adayının bir köye gittiğinin haberini alır almaz, atlıyor o köye gidiyor hemen." Anlaşılan o ki rakiplerin yaptıkları çalışmayı öğrenmesi için yerel medyada yayınlanmasını beklemeye ihtiyaçları yok AKP'lilerin. Çünkü seçim bürosunun açılış toplantısının yapılacağı alanı düzenlemek için bazı yerel medya yöneticileri bir parti görevlisi gibi çalışıyor çünkü. Adayların gelmesini kürsünün önünde beklerken "sizi okuyorum" diye gelip elini uzattı: "20 yıldan fazla zamandır müdürlük yaptım milli eğitimde. Şimdi beni eski bir öğrencimin müdür olduğu okula öğreten olarak sürdüler. Benim gibi sekiz bin mağdur var. Allah adına, adalet adına yapıyorlar bütün bunları. Bunların yüzünden ben cuma namazlarını bile bıraktım." Yüzüne "O halde AKP toplantısında ne işin var" gibisinden bakmış olacağım ki durumu açıkladı; "Bu toplantıya gelmek zorundaydım." "Seçim sonuçları ne olur?" soruma, "İki milletvekilliği kaybederler Urfa'da" diye karşılık veriyor, "Belki kızgınlıktan söylüyorum ama en az bir tane kaybedecekler." Biraz sonra önde eski bakan Çelik, AKP'nin eski ve yeni milletvekilleriyle adayları açılışın yapılacağı alana giriyor. Kürsüye Şanlıurfa Belediye Başkanı Nihat Çiftçi çıkıyor önce. Şimdi haklı olarak, "2014 yerel seçimlerinde eski Şanlıurfa valisi Celalettin Güvenç bu kente AKP'den belediye başkanı seçilmemiş miydi, nerede o?" diye soracaksınız.

Bir AKP'nin anlatımından aktaralım: "AKP, Güvenç'i belediye başkanı seçtirdiğine pişman oldu. Belki de oylarımız 7 Haziran'da o yüzden düştü. Çünkü çok kötü bir belediyecilik örneği verdi. Halkı küstürdü. Yolsuzluk iddiaları ayyuka çıktı. Onun içinde AKP Genel Merkezi daha bir yıllık belediye başkanı Güvenç'i memleketi olan Kahramanmaraş'a aday olarak gönderdi de Urfa'yı kurtardı."

Kentin yeni belediye başkanı AKP'li Çiftçi kendisini dinleyenlere iki yıl içersinde yol, su ve kanal sorunu çözülmemiş köy kalmamasının koşullarını anlatıyor:

"Yol, su, kanal probleminizi iki yıl içinde tarihe karıştıracağız ama bir şartla, bizi 1 Kasım'da çok güçlü şekilde Ankara'ya göndermeniz şartıyla. Bunun için 1 Kasım önemli." 

Bütün kürsüye çıkan eski ve yeni milletvekillerinin söylemi aynı düzlemde:

"Bize 7 Haziran'da bir ders verdiniz. Artık fabrika ayarlarına döndük. Şimdi muhteşem bir geri dönüşe imza atacaksınız." 

Çelik de kürsüden sanki 13 yıldır iktidarda olan bir partinin uzun süre bakanlık yapmış mensubu gibi değil de, iktidara yeni gelecek bir muhalefet parti adayı gibi yepyeni sözler veriyor kendisini dinleyenlere; köylere taziye evleri, tapu sorununun çözümü, köylere parke ve asfalt yol, elektrik sorununu çözmek, sulama kanallarını yaygınlaştırmak...

AKP'nin İpek Yolu üzerinde yeni açılan seçim bürosunun birkaç yüz metre ilerisinde HDP İl Başkanlığı var. Elbette orada esen hava, AKP'dekinin tam tersi. Çeşitli köylerden, ilçelerden gelen partililer var HDP il merkezinde. 

Sohbetimizdeki ana konu, AKP'nin, devletin bütün olanaklarını 7 Haziran seçimlerinin çok ötesinde seferber etmiş olması. "24 saat köylere çimento, kömür, demir, briket dağıtıyorlar. Muhtarları toplayıp 'sizin köyde HDP'ye oy çıkmayacak' diye tehdit ediyorlar. Devlet eliyle köylere para dağıtılıyor. Elektrik trafolarını yeniliyorlar. Bakan Çelik'in elinde köylerin eksikleriyle ilgili bir liste var. elinde listeyle köy köy dolaşıp hizmet sözü veriyor devlet kesesinden. Bucak aşiretine beş bin korucu kadrosu teklif etmişler. Ancak kabul etmemiş aşiretin önde geleni, 'Gidin milletvekili listesinden kimi aday gösterdiyseniz, onlara verin korucu kadrolarını' demişler." 

Biraz sonra HDP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Aydın ile İl Eşbaşkanı Sevda Çelik Özbingöl geliyor parti binasına. Taziyeden arta kalan zamanlarında seçim çalışması yapıyorlar. 

Son olarak Suruç'a gitmişler Ankara Katliamında ölenlerin taziyesi için. Şu anda üzerinde yoğunlaştıkları konunun sandık güvenliği olduğunu anlatıyorlar:

"Geçen seçim 70 bine yakın oyun başkasının adına kullanılmasını engelledik aldığımız önlemlerle. 150 köy blok oy kullanıyordu. Bunu ancak 40'a indirebildik. Bu kentte sandık güvenliği seçim sonuçları üzerinde çok etkili oluyor. Ancak bugünlerde sandık kurulu görevlilerimiz sürekli gözaltına alınıyor.Daha bugün sabah Ceylanpınar'da dört sandık görevlimiz gözaltına alındı. HDP'ye oy veren bazı köylere giden jandarmanın

'Sandıklarınız bozuk çıkmış, düzeltin' diye baskı yapılıyor. AKP'liler elinde İŞKUR'un işe alınacaklar listesiyle dolaşıyor. Bu listede yer almak için kaymakamlıklara giden gönçler AKP'ye gönderiliyor. Yani burada AKP emniyet, jandarma, kaymakamlık eliyle bir baskı ortamı yaratarak, devletin tüm olanaklarını seferber ederek seçim kazanmaya çalışıyor."

Milletvekili Aydın ile İl Eşbaşkanı Özbingöl'ün anlattıkları ilginç ayrıntılar var kentle ilgili. HDP Urfa merkez ile Arap nüfusun yoğun yaşadığı Akçakale ve Harran dışındaki tüm ilçelerde birinci parti. AKP yerel seçimlerde 400, 7 Haziran seçimlerinde de 703 proje sözü vermiş. Ancak bugüne kadar hemen hemen hiçbiri tutulmamış.

Bu ayrıntı, AKP'nin bu kentte "Sözümüzün Eriyiz, Urfa'nın Neferiyiz" sloganını neden çok yoğun biçimde kullanıldığını açıklıyor.

Kentte kimine göre 250, kimine göre de 500 bin Suriyeli var. Kimi yokluktan, yoksulluktan, açlıktan kaldırımlara varmış kendini, dileniyor. Biraz parası olanlar işyeri açmışlar. Bazen tek kelime Türkçe bilmeyen esnafla karşılaşıyorsunuz burada. Ancak işyeri açan Suriyelilerin vergi vermemesi, hatta ruhsat bile almaması, yerleşik esnafın "haksız rekabet" yakınmasına yol açmış.

Şanlıurfa'daki sığınmacı yoğunluğunu anlatmak için, yol sorduğumuz ilk beş kişinin Suriyeli çıktığını söylemek yeterli bir örnektir sanırım.

HDP'liler AKP'nin kentte uyguladığı ilginç bir propaganda yöntemini de aktarıyorlar:

"HDP'ye oy vermiş seçmen görüntüsünde ev ziyaretleri yapıp, 'Biz de HDP'ye oy verdim ama şimdi pişmanız. Bakın ne hale geldik' diyorlar."

İHD Şanlıurfa İl Başkanı Atilla Yener seçim sonuçlarında, 7 Haziran'da çalışmaya gittikleri için oy kullanamayan yaklaşık 200 bin mevsimlik tarım işçisinin yüzde 80'inin geri döndüğünü ve büyük bölümü HDP seçmeni olan bu kitlenin sonuçlarda etkili olacağını anlatıyor.

Seçimler için memleketi Şanlıurfa'ya gelen Barolar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Sabri Çepik'in gözlemi ise "Bir kısım seçmenin ürkek ve sessiz" olduğu yolunda. Çepik'e göre seçimlerde AKP'nin 7 olan milletvekili sayısı 6'ya düşecek. HDP 5 milletvekilini koruyacak. AKP'den giden bir milletvekilliğini de CHP ya da MHP'nin alma umudu var.

MHP, 7 Haziran seçimlerindeki gibi neredeyse tümünü Arapların oluşturduğu bir listeyle gidiyor seçime. Yüzde 5,5 oy alarak Şanlıurfa'da üçüncü parti olmuş. Ancak bu seçimde yüzde 4,1 oyla dördüncü parti olan CHP dikkat çekici bir konuma gelmiş ve daha görünür olmuş. 2007'den beri buradan milletvekili çıkartamayan CHP, 7 Haziran adaylarını değiştirmiş ve listenin başına eski milletvekili Vedat Melik'i koymuş. CHP'nin amacı AKP'nin ya da HDP'nin yitireceği bir milletvekilliğini alarak kentte temsil olanağını bulmak.

Melik, "Çok üstüste seçim oldu. Bıktı millet. Tam olarak da bu seçimin mantığını kimse anlamış değil" diye başlıyor anlatmaya:

"Urfa'da sorunu çok fazla. Ancak AKP iktidarının uygulamalarına karşı çıkan olmadığı için halk sindirilmişti. HDP de MHP de yerel sorunlarla çok uğraşmıyorlar. CHP de yoktu. Meslek odaları da korkuyor. Sivil toplum örgütlerinin çoğu göstermelik. Koca kent sahipsiz kalmıştı. İktidar da burada kendine bir menfaat çetesi oluşturdu Şimdi 'bize oy verirseniz yol getiririz, kanalizasyon yaparız' deye her belediyenin yapması gereken hizmeti vadediyorlar. Benim gözlemim o ki en çok AKP seçmeni bıkkın. Cumhurbaşkanının tavrı, Suriye olayı, yerelde uygulanan baskılar en çok AKP seçmenini seçimden soğutmuş. Bu seçimde eski bakan Çelik'le vilayetin ve belediyenin tüm olanaklarını kullanıyorlar. Hak ve hukuk tanımıyorlar. Sadaka verir gibi hizmet ediyorlar. Bu nedenlerle AKP'nin Urfa'da kontra bir yumruk yiyeceğini düşünüyorum."

CHP Urfa'da bir milletvekili çıkarma çabasında. AKP 7 milletvekilini korumak, eğer başarabilirse 8'e çıkmayı hedefliyor. HDP'nin gözü de 5 olan milletvekili sayısını 6'ya çıkarmak. Bu nedenle, 12 Eylül öncesi Şanlıurfa'da CHP'den belediye başkanı seçilen HEP eski genel başkanı Feridun Yazar'ı bu seçimde 6. sıraya koymuş. Yazar, "Ben aday gösterilince AKP merkeze daha çok yüklenmeye başladı" diyor,"Halk bu seçimde AKP'ye iyi bir ders verecek, onun için bu kadar sessiz."

Gaziantep'te AKP kaybetmeme, muhalefet kazanma peşinde

AKP'nin Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar fotoğraflı bir tweet atmış. Birlikte göründüğü kişiyle ilgili şöyle bir not var mesajında:

"HDP'nin Gaziantep vekil adayı M.B.G. de aramızda. 'Barışa katkı için Ak Parti' diyor."

HDP'liler tam da bunu konuşuyordu buluştuğumuzda.

M.B.G. kendilerini aramış, "Böyle birşey söylemedim" demiş. Ancak akşam haber geliyor, nakliyecilik yapan M.B.G., Afrin'e Kürtçe ders kitabı götürürken Kilis'te çevrilmiş, TIR'ına ve Kürtçe kitaplara el konmuş.

Bu iddiayı Tayyar'a sorduğumda "Meslekten bilirsin, check etmeden yazmam. HDP'lilerden korkusundan reddetmiştir" karşılığını veriyor.

Ancak MHP İl Başkanı Dr. Muhittin Taşdoğan ile konuşurken anlattıkları karşımıza farklı bir fotoğrafın çıkmasına yol açıyor:

"AKPnin bazı adayları mahalle ve köy temsilcilerimizle yan yana fotoğraf çektirip 'bize geçti' diye tweet üzerinden propaganda savaşı yapıyorlar. Hatta geçenlerde eski bir il başkanımızın fotoğrafını bile tweet attılar 'AKP'ye geçti' diye."

Sırf bu örnekten de anlaşılacağı gibi, bölgedeki genel çizginin aksine Şanlıurfa'da gibi Gaziantep'te de seçim havası yavaş yavaş ısınmaya başlamış.

7 Haziran seçimlerinde Gaziantep'ten 12 milletvekilliğinde 6'sını AKP kazanmış. MHP, CHP ve HDP de 2'şer milletvekilliği almışlar.

Kentte genel hava şu ki, AKP 6 olan milletvekili sayısını 7'ye; 2'şer milletvekilliği alan üç parti, bu sayıyı 3'e çıkarmaya uğraşıyor. Yani dört partinin de amacı bu kentte bir milletvekilliği fazla almak.

Gaziantep, Şanlıurfa gibi AKP'nin büyük bir oy kaybı yaşadığı kentlerden biri.

2011 seçimlerinde AKP yüzde 61,8 oy alarak 9 milletvekili çıkarmış. Bu seçimde CHP 2, MHP de 1 milletvekilliği elde etmiş.

Ancak, 2014'te yerel seçimlerde AKP'nin oyu yüzde 54,7'ye inmiş. 7 Haziran seçimlerinde de yüzde 46,9'u görmüş.

MHP, bir zamanlar birinci parti olduğu Antep'te, 2011 seçimlerinde esen AKP rüzgarına kapılmış ve yüzde 9,5 oyla 1 milletvekili çıkarabilmiş. 7 Haziran'da ise biraz toplamış eski oylarını ve yüzde 18'le 2 milletvekiline sahip olmuş.

CHP 2011'de yüzde 19,4 oyla 2 milletvekilliği çıkarttığı kentte 7 Haziran'da yüzde 16,3 oy alsa da milletvekilliklerini korumuş.

Gaziantep'te AKP nasıl oy kaybettiyse, HDP de büyük bir hızla oylarını arttırmış. HDP çizgisindeki bağımsızlar 2011 seçimlerinde yüzde 5 dolayında oy almış. Ancak 7 Haziran seçimlerinde HDP oylarını yüzde 15,2 fırlatarak, 2 milletvekili çıkartmış.

İşte bu tablo içindeki Gaziantepte, bütün partilerin çabası "çok fazla değişmez" gibi görünen sonuçları bir fazla milletvekiliyle lehine çevirmek.

Bu seçime MHP dışındaki üç parti 7 Haziran'dan farklı olarak önemli liste değişiklikleriyle gidiyor Gaziantep'te. AKP örgüte daha yakın bir liste oluşturmuş. HDP'de geçen seçim liste başı olan Celal Doğan İstanbul'a kaydırılmış, ikinci sıradaki Mahmut Toğrul liste başına getirilmiş ve ikinci sıraya da Van'dan kaydırılan Yurdusev Özsökmenler getirilmiş. Böylece geçen seçim listede sorunlu bir alan olarak görülen "fermuar sistemi"ni sağlayarak kadın-erkek dengesini tutturmuş.

7 Haziran'da CHP kökenli aday Celal Doğan'ın HDP'ye sağladığı avantajlar çok konuşuluyor bu kentte. Ancak görünen o ki Doğan elini Gaziantep'in üzerinden seçmemiş. Hem sağladığı avantajları bırakıp gitmiş, hem de fırsat buldukça İstanbul'dan gelip partisinin çalışmalarına katılıyor.

CHP de Gaziantep'te önemli değişiklikler yapmış aday listesinde. Bu değişikliğin temel nedeni de 2014 yerel seçimlerinde 200 bine yakın oy alan CHP'nin oylarının 7 Haziran'da 50 bin eksilmiş olması. Bu nedenle 2014'te Gaziantep Belediye Başkanlığına aday gösterilen eski milletvekili Akif Ekinci 1 Kasım seçimlerinde listenin başına yerleştirilmiş.

MHP'nin bu kentteki "ağır topu" Ümit Özdağ, 7 Haziran'da artan oylar nedeniyle yerini korumuş.

7 Haziran'da milletvekili seçilen ve bu seçimde de HDP listesinin başına getirilen akademisyen Mahmut Toğrul, seçim öncesi kentteki atmosferi *Sessizlik var" diye anlatıyor, "İnsanlar kaygı duyuyor Çocukların patpatı bile tedirgin ediyor. İnsanlarda tepki yok, durgunluk var."

Nüfus olarak karışık bir yapısı var Gaziantep'in. Sanayi kenti olması nedeniyle yoğun bir göç almış. Nüfusun büyük bölümü ilçelerde değil, il merkezinde toplanmış.Urfalıların, Kilislilerin,Maraşlıların, Adıyamanlıların toplandığı bir kent. Özellikle 1990'lı yıllardan sonra savaş mağduru Kürtler de kentin çevresinde çok büyük gettolaşmaya neden olmuş. Bu yüzden kenti iki ana bölgeye ayırıyorlar. Birincisi imarlı, ikincisi de imarsız. İşte HDP'nin de en çok oy aldığı yer bu imarsız bölge.

6-8 Ekim'de Kobane olayları nedeniyle kentteki Kürt mahallelerine yapılan saldırıların, 7 Haziran seçimlerinde çok etkili olduğunu söylüyor HDP Milletvekili Toğrul:

"AKP'ye bile oy veren Kürtler de yaşanan olaylar nedeniyle 'bize Kürtüz, diye saldırdılar.HDP'li diye değil' düşüncesine sahip oldu. Birbirlerine sahip çıkmaları gerektiğini anladılar. Şu anda insanlar 7 Haziran'a göre AKP'ye daha da öfkeliler. Bu yüzden bir içe kapanma var buradaki Kürtler arasında. Biz şu anda AKP'den yüzde 3 oranında daha oy alacağını düşünüyoruz bu seçimde."

Gaziantep'te de AKP 7 Haziran seçimlerine göre daha görünür bir kampanya izliyor. HDP'liler seçimde oylarını arttırmak için AKP'nin devlet ve belediye olanaklarını sonuna kadar kullandığını anlatıyorlar. Hatta evlerde "neyiniz eksik" diye listeler hazırlıyor, seçim sonrası eksiklerinin tamamlanacağına dair söz vererek oy istiyorlarmış.

Toğrul, kentte AKP'nin uyguladığı seçim politikasını "açlıkla terbiye etme ve hizmeti şantaj olarak kullanma" diye özetliyor.

Bir de büyük bir gözaltı ve tutuklama dalgası var Gaziantep'te HDP'lilere yönelik. 7 Haziran seçimleri sonrasında 300'e yakın HDP'li gözaltına alınmış, 75'i de olmadık komik gerekçelerle tutuklanmış. Gözaltına alınanların ve tutuklananların neredeyse tümü partinin sandık görevlileri ve mahalle sorumluları.

HDP'lilerin Gaziantep'teki 1 Kasım seçim sonuçlarına ilişkin genel kanıları "2 milletvekilini koruruz. Ancak AKP'nin kaybedeceğini düşündüğümüz bir milletvekilliğini bizim almamız çok kolay değil" yolunda.

AKP milletvekili Şamil Tayyar'a göre de millet biraz seçim yorgunu.

"Biz 7 Haziran seçimlerine tam 60 gün kala kampanyayı başlattık. Elbette tekrar seçim gündeme gelince sokaklar o kadar şenlenmedi. 7 Haziran'da temel soru 'HDP barajı aşacak mı"ydı. Şimdi ise temel soru 'AKP yeniden tek başına iktidara gelir mi'. Bu 7 Haziran'a göre bizim açımızdan daha pozitif bir soru. Son yaşanan olaylar seçmeni istikrar ve güven duygusu üzerinden oy kullanmaya yöneltecek. Bu da AK Parti'nin oylarında artışı getirecektir."

Tayyar'a göre Gaziantep'te de MHP yönetimine ciddi bir öfke var. Meral Akşener'in aday yapılmaması, Tuğrul Türkeş'in ihracı, koalisyona karşı tavırları nedeniyle MHP seçmeninde bir çözülme yaşanıyor. Tayyar'ın tesbitlerinden biri de yaklaşık 150 bin işçinin olduğu organize sanayi bölgelerine dönük. Bu işlerin çok büyük bölümü Kürt ve yoksul. Kentin imarsız bölgesinde oturuyor. Buradaki sorunlar çözülemediği için de HDP seçmeni olmayı sürdürüyorlar. Bu seçmen kitlesinde de HDP aleyhine bir çözülme görülmüyor. Bu alana girmesi gereken CHP de bu konuda başarılı olamıyor. AKP bu sorunun çözümü için kente yapılacak 6. Organize Sanayi Bölgesi'yle birlikte TOKİ'nin inşa edeceği 50 bin konut 1 Kasım seçim vaatleri arasında.

Tayyar'ın seçim sonuçlarına ilişkin görüşü, AKP'nin 6 milletvekilini 8'e çıkaracağı, CHP'nin 2 milletvekilliğini koruyacağı, MHP ile HDP'nin birer milletvekilliği kaybedeceği yolunda.

7 Haziran seçimlerine göre daha görünür hale gelen partilerden biri de CHP. Liste başına getirilen Akif Ekici'nin amacı kaybedilen oyları geri alarak, oyları arttırarak CHP'nin milletvekili sayısını 3'e çıkartmak. Giydirilmiş 32 minibüs, 5 otobüs ve kurulan onlarca kadın ve gençlik gruplarıyla kentte etkin bir propaganda faaliyeti yürütüyorlar. "Bütün camiamızda büyük bir istek var " diyor Ekici, "1 Kasım'da çok ciddi bir patlama bekliyoruz."

CHP'nin 2. sıra adayı Mehmet Gökdağ'a göre 7 Haziran seçimlerinden sonra yaşananlar CHP'ye güveni pekiştirmiş, kente sunulan projeleri daha yeni yeni algılamaya başlamış seçmenler:

"Urfa'da, Gaziantep'te AKP panik halinde. Ciddi bir erime var. Yerel örgütlerde kırılma başladı."

MHP Gaziantep İl Başkanı Dr. Muhittin Taşdoğan, Cumhurbaşkanı Erdoğan yüzünden halkın siyasetten soğudunu insanların seçime ilgisinin azaldığını savunuyor. AKP'lilerin iddiasının aksine esas çözülmenin MHP'de değil, AKP'de olduğunu söylüyor. 

"Kimse de bize Akşener'i, Türkeş'i sormuyor. Biz burada büyük paralar harcamak yerine ilgi çekici bir kampanya yürütüyoruz. Bu kente ait IP ile youtube giriş yapanların ekranına önce Ümit Özdağ'ın 10 saniyelik bir görüntüsü geliyor. Bisikletle, dev balonla, yerden kumandalı uçaklarla seçim çalışmalarımızı renklendiriyoruz. AKP de bizi taklit etmeye çalışıyor. Bu yüzden yeni bir slogan ürettik; MHP yapar, AKP çalar."

Belli ki Gaziantep'te AKP önce milletvekili sayısını korumayı, sonra da en az bir tane arttırmayı amaçlıyor. Bu amaçla gözünü daha çok MHP oylarına dikmiş. Ancak CHP de, HDP de, MHP de AKP seçmeninde yaşanacak çözülmeyle ortaya düşecek bir milletvekilliğini almaya çalışıyor.

Adıyaman'da AKP ile HDP yarışıyor

İŞİD bombacılarının çıktığı kent olarak sık sık gündeme gelen Adıyaman'da AKP oylarını korumak, HDP ise milletvekili sayısını arttırmak için yarışıyor. Bu kentte MHP de CHP de seçim denkleminin dışında.

2011 seçimlerinde AKP yüzde 67'nin üzerinde oy alarak dört milletvekilliği kazanmış Adıyaman'da. CHP de yüzde 16,5 oy alarak bir milletvekilliği elde etmiş.

Ancak 7 Haziran seçimlerinde AKP yüzde 10'a yakın oy kaybıyla yine 4 milletvekili çıkarmış. CHP de yüzde 5'e yakın oy kaybederek hiç milletvekili çıkaramamış.

Adıyaman'da HDP en kayda değer oy artışını sağlayan parti. 2011 seçimlerinde HDP çizgisindeki bağımsız aday yüzde 6,5 oy almış. Ancak 7 Haziran seçimlerinde HDP'nin oyları 23'e fırladı. Böylece CHP'de olan tek milletvekilliği de HDP'ye geçti.

HDP Adıyaman Milletvekili Dr. Behçet Yıldırım kentteki seçim havasını anlatırken "Sanki seçmenin üzerine bir ölü toprağı serpilmiş gibi" diyor, "Ancak sadece Adıyamanlılar değil, bütün dünya biliyor ki bu seçim HDP'yi çökertmek, barajın altında bırakmak için yapılmıştır. Biz söylemimizi daha çok barış ve çözüm süreci üzerinden geliştiriyoruz. Özellikle AKP'li seçmende karşılık buluyor bu çalışmamız. Genelde yaşanılan savaştan, IŞİD'e göz yumulmasından buradaki AKP seçmeni de çok rahatsız. Hatta ciddi bir tepki var seçmende AKP'ye."

Yıldırım'ın aktardığına göre, AKP bu kentte de HDP'yi geriletmek, en azından gelişmesini önlemek üzerine bir seçim stratejisi oturtmuş. Hatta "AKP'ye oy vermeyecekseniz gidin MHP ya da CHP'ye oy verin" diyorlarmış.

Kilis HDP'nin vekil çıkaramadığı tek kent

Bölgenin en farklı seçmen yapısına sahip kenti Kilis. 2011 seçimlerinde AKP yüzde 60'a yakın oy oranıyla bu kentteki 2 milletvekilliğini kazanmış. MHP yüzde 21, CHP yüzde 15 oy almış. HDP çizgisindeki bağımsız adayın oyu yüzde 1'in bile altında kalmış.

Ancak 7 Haziran seçimlerinde Türkiye genelinde olduğu gibi AKP Kilis'te de oy kaybetmiş, aldığı yüzde 49 dolayındaki oyla kentin 2 milletvekilliğinden birin MHP'ye kaptırmış. Çünkü MHP oylarını yüzde 35'in üzerine çıkartırken, CHP yüzde 8'in altında kalmış. HDP de yüzde 1 bile olmayan oylarını yüzde 4'e yaklaştırmış.

Şimdi seçim yarışı da işte tek milletvekilliği üzerinden yürütülüyor.

AKP kaptırdığı bir milletvekilliğini geri almak için uğraşırken MHP de oylarını koruyarak tekrar bir milletvekilliği kazanmak amacında. HDP İl Başkanı Halil Gökdeniz'in kentteki siyasal dengeleri anlatırken MHP'de gözle görülür bir düşme olduğunu, CHP'de de bir yükselişin gözlendiğini söylüyor. Kilis'te CHP'nin yeteri kadar oylarını yükseltememesi ya da MHP'nin ciddi bir oy kaybı yaşaması durumunda AKP'nin 7 Haziran'da kaybettiği bir vekilliği de geri alabileceği değerlendirmesi yapılıyor.

"Diyarbakır'da miting yok, taziye var"

Diyarbakır'da seçim havası sadece seçim bürolarının önünde var. Kent içinde anons arabalarında müzik bile çalınmıyor bölgenin tuttuğu yastan dolayı.

Polis alanın dört bir yanını tutmuştu. Planlanan gösteriyi yaptırmamakta çok kararlı görünüyorlardı.

Bundan tam 15 yıl önce, 2000 yılının Diyarbakır'ında eylem yapmak amacıyla toplanan yüzlerce kişi kenara çekilmiş, en uygun zamanı kolluyordu.

İşte tam bu sırada bir genç fırladı yüzlerce polisin ortasına, başladı slogan atmaya.

Bir anda çullanırlar üzerine.

Öylesine inançla, öylesine gür bir sesle, öylesine inatçı bağırıyordu ki neredeyse üzerinde kule kurmuş onlarca polisin saldırısı bile attığı sloganı durduramıyordu.

Yaka paça karakola götürürlerken bile hala susmamış, sloganını sürdürüyordu.

Diyarbakır İHD'nin avukatları da peşinden karakola koştular. İşte o avukatlardan biri de Selahattin Demirtaş'tı.

Diyarbakır'daki Kulp İlçesi Demirli Köyü Yas Evi tıklım tıklım doluydu.

O yılların ateşli bir eylemcisi, son iki seçimdir de HDP'nin Giresun milletvekili adayı olan Abdullah Erol'un taziyesinde, onun fotoğrafı önünde anlatıyordu bu anısını Demirtaş. Çünkü yüzlerce polisin ortasında çıkıp tek başına slogan atma cesareti gösteren, Giresun gibi bir yerde HDP'den milletvekili adayı olacak kadar gözüpek bir kişiliğe sahip olan Erol, Ankara Katliamı'nda yaşamını yitiren 102 kişiden biriydi ve memleketi Diyarbakır'da taziyesi vardı.

Demirtaş da Batman'da gittiği bir taziyeden, Diyarbakır'daki başka bir taziyeye koşmuştu.

İşte bu tablo bile Diyarbakır'da, Mardin'de, Batman'da, Siirt'te, Şırnak'ta 1 Kasım seçimlerinin karakteristik özelliğini yansıtıyordu. Buralarda miting yok, taziye vardı; seçim yok, yas vardı.

Diyarbakır'ın merkez ilçesi Sur, diğerleri; Lice, Silvan, Bismil, Hani, Mardin'in Nusaybin, Dargeçit; Şırnak'ın hem kent merkezi, hem Cizre ve Silopi ilçeleri sokağa çıkma yasaklarıyla, yapılan operasyonlarla, sivillerin, askerlerin, polislerin, YPG-H militanlarının, PKK gerillalarının ölümleriyle; top atışına tutulan evleriyle, sokak aralarına giren tanklarla alev alev yanıyordu.

Seçime birkaç hafta kala daha da yoğunlaşan bu durum kimseyi seçim konuşamaz hale getirmişti.

Taziye evinden çıkarken yolumuzu kesen yaşlı bir Diyarbakırlı içinde bulundukları ruh halini çok net ifade etmişti:

"Bu etle tırnak hikayesi koca bir yalan. Onlar et, biz tırnak. Bu yüzden hep bizi kesip kesip atıyorlar. Biz artık tırnak olmak istemiyoruz."

İşte böylesi bir ortamda seçim konuşmak, sonuçlara ilişkin tahmin istemek de oldukça zorlaşıyordu.

Ancak siyasi açıdan bakınca kentte ilk bakışta göze çarpan bir durum vardı.Diyarbakır'daki AKP'liler de HDP'ye karşı ağır bir yenilmişlik duygusu yaşıyordu.

2011 seçimlerinde yüzde 32 oy alan AKP, bu kentin 11 milletvekilliğinden 6'sını kazanmıştı. HDP çizgisindeki bağımsızlar da seçmenin yüzde 56'sının kendilerini tercih etmesine rağmen, parti olarak seçime girmedikleri için 5 milletvekilliğiyle yetinmişlerdi.

O günden bu yana yaşanan süreç AKP'nin Diyarbakır'da siyaseten ağır bir tokat yemesine yol açtı. 7 Haziran seçimlerinde AKP'nin oyu yüzde 32'den yüzde 14'e düştü. HDP ise yaklaşık yüzde 56 olan oylarını yüzde 79'a fırlatmıştı. İşte bu sonuçlarla, futbolun diliyle söylersek HDP, AKP'yi 10-1 gibi ağır bir hezimete uğratmıştı.

İşte bu yenilgi AKP'yi 1 Kasım seçimleri için köklü bir liste değişikliğine itmişti. Ancak yaptığı değişikler de başka handikapların doğmasına yol açmış.

AKP'nin 7 Haziran listesinin 2. sırasında Salim Ensarioğlu gibi siyasetin çok deneyimli ve kişisel oyu hayli fazla olan bir aday vardı. 3. sırasında ise yine bölgenin saygın isimlerinden, deneyimli bir politikacı olan Haşim Haşimi vardı.

AKP Genel Merkezi 1 Kasım seçimleri için bu listeyi tümüyle silip, liste başına bu kez Salim Ensarioğlu'nun yeğeni, eski milletvekili Galip Ensarioğlu'nu getirmişti. Altını da çoğu iş dünyası kökenli adaylarla doldurmuştu. Kentteki pek çok kişi listeye bakıp "Sanayi ve Ticaret Odası yönetimi gibi" diye gülümsüyordu.

Ancak AKP için işin dramatik boyutu listeler kesinleştikten sonra başladı. Çünkü Salim Ensarioğlu ve Haşim Haşimi bağımsız aday olduklarını ilan ettiler. İşte AKP içinde o bir milletvekilini bile kaybetme tehlikesi bu noktadan sonra başladı. Salim Ensarioğlu bağımsız girdiği 2011 seçimlerinde 30 bin dolayında oy almıştı ve Haşim Haşimi de bölgede dini açıdan çok önemli bir aktördü.

Bu yüzden şimdi kentte kötümser AKP'liler "11-0 olur" diyorlar, iyimser AKP'liler de "9-2 gider Ankara'ya" görüşünde. Ya da tam tersi; kötümser HDP'lilere göre 9-2, iyimser HDP'llere göre de 11-0.

Diyarbakır'da seçim havası sadece seçim bürolarının önünde var. Kent içinde anons arabalarında müzik bile çalınmıyor bölgenin tuttuğu yastan dolayı.

AKP'nin de, bağımsız adayla Salim Ensarioğlu'nun da, Haşim Haşimi'nin de seçim büroları tıklım tıklım.

AKP adayı Ensarioğlu "Üst üste iki seçimde herkes enerjisini tüketti. Bu kadar ölüm varken şenlik olmaz" diyor "PKK'nin ateşkesi bozması HDP'ye oy verenleri hayal kırıklığına uğrattı."

Bu tesbitinden sonra seçime ilişkin hedefini aktarıyor Ensarioğlu:

"Diyarbakır'da HDP ile yarışacağız."

Elini öpmeye gelenlerin başını avuçlarının içine alıp alnının iki yanından öpen bağımsız aday Haşimi, AKP'nin geçmişte iyi şeyler yaptığını, önemli adımlar attığını, ama artık tıkandığını söylüyor. Haşimi'ye göre bölgedeki seçmenin HDP'ye kırgın ama AKP'ye fena halde kızgın. Kırgınlık giderilebilir de bu kızgınlık kolay kolay giderilemez.

Kendisini destekleyenlerin etrafına ördüğü bir sevgi halesiyle seçim bürosunun önünde oturan diğer bağımsız aday Salim Ensarioğlu yeğeni Galip Ensarioğlu'nun kendisine rakip olup olmayacağına ilişkin sorulara "Benim 187 tane yeğenim var, rakibim değil, siyaseten farklıyız" karşılığını veriyor.

7 Haziran'da AKP'nin Diyarbakır'da aldığı ağır yenilgiyle ilgili ilginç bir ayrıntı aktarıyor Ensarioğlu:

"AKP'yi seçimden önce teslim aldığımda oyları yüzde 18'di. Kendi araştırmaları. Ben yüzde 29'a kadar çıkardım. Ancak seçime iki gün kala burada patlayan bomba oyları yüzde 14'e düşürdü."

Ensarioğlu bağımsız aday olarak 1 Kasım seçimlerinde AKP'den daha fazla oy alarak Meclis'e gideceğine inanıyor.

HÜDAPAR seçimlere katılmama kararı aldı. Bu kentte bağımsızlarına oy vere 30 bine yakın seçmenini de serbest bıraktı. Ancak genel görüş HÜDPAR oylarının bu seçimde AKP'ye gideceği yolunda. Zaten HÜDAPAR Diyarbakır İl Başkanı Şeyhmus Tanrıkulu ile parti binasında konuşurken, arkalarındaki amblemleri de olmasa kendimi bir AKP'li ile konuşuyor sanabilirdim.

Tanrıkulu, kutuplaşma ve çatışmalar nedeniyle halkın iradesinin gerçek mahiyetinin yansıyacağına inanmadıkları için seçime katılmadıklarını söylüyor.

Diyarbakır'da CHP'nin adayı ise 30 yılı aşkın süredir bu kentte gazetecilik yapan Naci Sapan. Kağıt üzerinde hiçbir şansı görünmüyor. Ancak Sapan en azından bu kentte partisinin oylarını arttırma gayretinde. Bir de HDP'ye kırgın, AKP'ye kızgın olara üçüncü bir seçenek sunma amacında."Diyarbakır'da CHP olarak sürpriz yapabiliriz" diyor.

HDP Diyarbakır Milletvekili İdris Balüken kentin atmosferini anlatırken üç başlığı öne çıkartıyor:

"Aslında üç gündem şu anda ön plana çıkıyor. Mevcut savaş gündemi ve AKP'nin her gün devreye soktuğu sokağa çıkma yasağı, ikincisi özyönetim ile ilgili taleplerin geniş kitleler tarafından siyasin gündemine taşınmış olması, üçüncüsü de seçim gündemi. Doğrusu 7 Haziran'da yakalanan seçim havasını Diyarbakır'da bulduğumuzu söylememiz mümkün değil. Her gün taziyeler, her gün cenazeler, her gün insanların acısı var. Bu acılar içinde olan insanlardan oy istemeye dönük bir etkinlik size çok ahlaki gelmiyor.

DİTAM (Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi) Başkanı Mehmet Kaya'nın önümüzdeki seçimlere ilişkin tesbiti ilginç:

"HDP'ye tepkililer bile AKP'ye oy vermeyecek. Geçmişte ANAP'tan, DYP'den, hatta MHP'den bile daha fazla kızgınlar AKP'ye.Çünkü diğerlerinden farklı olarak AKP'nin kendilerini kandırdığına inanıyorlar."

Bölgede bir sorun da çatışma yaşanan, sokağa çıkma yasağı ilan edilen ilçelerden ciddiye alınacak ölçüde bir göç olması. Ancak kimse "geri dönüp oy kullanırlar mı" endişesi taşımıyor. Çünkü göçenler geçmişte olduğu gibi Mersin'e, Antalya'ya, İzmir'e, İstanbul'a gitmemişler. En fazla Mardin'e, Diyarbakır'a kadar gelmişler. Bunun nedeni de 7 Haziran'dan sonra HDP binalarının, Kürtlerin evlerinin ve işyerlerinin batıda saldırıya uğraması.

Görünen o ki, seçim havası yerine yas tutan, miting yerine taziye yapan bölge halkı artık ülkelerinin bir bölümünde kendilerini güvende hissetmiyorlar.

Mardin'de HDP'nin amacı AKP'yi sıfırlamak

Ankara Katliamı olunca HDP'li Mardin Belediyesi kentteki bütün partilere olduğu gibi AKP'ye de bir öneri götürüyor:

"Bütün billboardları siyah yapalım, üzerine de "Katliamı Kınıyoruz" yazalım."

AKP Mardin İl Başkanlığının gösterdiği tepki hiç de beklendiği gibi olmuyor:

"Siz bu Ankara meselesini çok kullanıyorsunuz. Seçim yapmayalım mı yani? Seçim daha önemli..."

Aslında AKP'lilerin bu "seçim telaşı"nı anlamak gerekiyor. Çünkü AKP'nin 7 Haziran seçimlerinde en ağır yenilgileri yaşadığı kentlerden biri de Mardin.

2011 seçimlerinde AKP kentteki 6 milletvekilliğinden üçünü yüzde 32 oyla kazanmış. HDP çizgisindeki bağımsızlar da toplam yüzde 50'den fazla oyla üç milletvekili çıkarmışlar.

Ancak 7 Haziran seçimlerinde HDP yüzde 73'ten fazla oy alarak beş milletvekilli elde etmiş. AKP ise yüzde 20'nin altında kalarak 1 milletvekilliğiyle yetindi.

Bu yenilgiden sonra AKP liste başı olan Orhan Miroğlu'nu değiştirmedi ama listenin geri kalanına yeni adaylar koyarak kaybettiklerini geri almayı hedefledi. İkinci sıraya, geçen dönemlerde adaylığı AKP içersinde hayli tartışma konusu olan iş insanı Süleyman Bölünmez getirildi. Ancak YSK, hakkında akaryakıt kaçakçılığından verilen hapis cezasının Yargıtay tarafından onandığını farkedince Bölünmez'in adaylığını reddetti. Bunun üzerine AKP yönetimi Bölünmez'in kızı Ceyda Bölünmez'i 2. sıradan aday gösterdi.

Bölünmez'in, bir yandan dan Mardin'e çok yardım ettiği söyleniyor, diğer yandan da geçmiş dönemlerdeki adaylıklarında parayla oy satın alma yöntemini yaygın biçimde kullandığı, şimdi de aynı yönteme kızı için başvurduğu iddia ediliyor.

Ancak kentteki AKP yöneticileri ve adayları pek dışa dönük çalışmadıklarından olsa gerek, görüşme taleplerini kabul etmedikleri için bu iddiaları sorma fırsatımız olmadı.

Kente gittiğimizde HDP'li milletvekillerinin bir taziye için Dargeçit'te olduklarını öğrendik.

Bu bölgede artık sıradanlaşmış bir "etkinlik"ti. Mardin'in ilçeleri Nusaybin'de ve Dargeçit'te ilan edilen sokağa çıkma yasakları, çatışmalar, baskınlar, yükselen alevler, neredeyse hiç siyasal olay olmayan, bir protesto gösterisine bile rastlayamayacağınız Mardin'de derin etkiler bırakmıştı.

Ancak tek sorunu çatışmalı süreç değildi Mardin'in. Kentte büyük bir ekonomik çöküntü de yaşanıyordu. Çatışmalar nedeniyle kente gelen ayda yaklaşık 100 bine yakın bıçak gibi kesilmişti. Zaten Suriye olaylarından, Irak'taki ekonomik krizden dolayı kentteki sanayi üretimi, ticaret, nakliye dibe vurmuştu.

Mardin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Ali Tutaşi uluslararası nakliyeci. Ancak "Dört aydır tek bir marşa basmadık" diye anlatıyordu içinde bulunulan durumu. Tutaşi'nin aktardığına göre kentteki turistik yatak sayısı 5 bine çıkmıştı. Eski taş evler, çok şık butik oteller haline getirilmişti. Ancak kısa bir süre önce otelcilerle odada bir toplantı yapmış ve o gün 5 bin yataktan sadece 17'sinin dolu olduğunu öğrenmişti.

Gelecek turiste göre yatırım yapan otelciler, hediyelik eşya satan dükkanlar, herkes kentte kelimenin tam anlamıyla "sinek avlıyor"du.

Bütün bu yaşananlara karşın Tutaşi'ye göre 7 Haziran seçimlerinde alınan sonuç değişmeyecek ve HDP 5, AKP 1 milletvekilini Ankara'ya gönderecek.

Mardin'den, HDP milletvekili Ali Atalan'ın çalışma yaptığı Midyat'a geçiyoruz.

HDP Midyat İlçe Başkanlığı binasındaki partililer AKP4nin devlet eliyle 220 milyar lira parti dağıttığını, hemen herkese kimlik listeleri üzerinden iki defa 150'şer lira ödendiğini anlatıyor. Muhtarlara bir yandan devlet gücüyle baskı yapıldığını, diğer yandan 10 bin lira değerindeki tabancaların muhtarlara bin liradan verildiğini söylüyorlar. Partililerin anlattığına göre İŞKUR'un ilçeye verdiği boş kadrolardan 170'inin AKP'ye, 80'inin AKP'li Midyat Belediyesine dağıtılmış.

Ali Atalan 7 Haziran'da Batman'dan milletvekili seçilmiş. Ancak bu seçimde Mardin'e kaydırılmış. Almanya'da büyümüş, öğrenimini orada görmüş. Partinin "Ezidi kontenjanı"ndan aday gösterilmiş.

"Cumhurbaşkanı Erdoğan'a çok kızgın. 'Bu adamı indirin' derken adını bile anmıyorlar. Tankların topların sürülmesi, sokağa çıkma yasağı ilanı, HDP seçmenini göçe zorlamak, azaltmak aslında önce AKP seçmeni üzerinde olumsuz etki yapıyor. Kaymakamlar, valiler, polisler AKP'nin yerel örgütü gibi, bize rakip parti gibi çalışıyorlar."

HDP Midyat İlçe Başkanı Hüseyin Alper, Atalan'ın çizdiği tabloya son fırça darbesini vuruyor:

"Mardin'de 6-0 yaparak AKP'yi sıfırlamak istiyoruz."

"Batman'da HDP, AKP'yle değil; gözaltılarla, görevden almalarla mücadele ediyor"

Bölgede AKP'nin hızla eridiği illerden biri de Batman. 2011 seçimlerinde yüzde 37'ye yakın oy alan AKP kentteki 4 milletvekilliğinden 2'sini kazanmıştı. Ancak 2014 yerel seçimlerinde AKP'nin oyları yüzde 37'ye inmişti. 7 Haziran seçimlerinde ise AKP ancak yüzde 18 dolayında oy alıp sadece 1 milletvekili çıkartabilmişti.

HDP çizgisindeki bağımsızlar 2011 seçimlerinde yüzde 50'nin üzerinde oy alarak 4 milletvekilliğinden 2'sini almıştı. Oylarını 2014 yerel seçimlerinde yüzde 56'ya yaklaştıran HDP, 7 Haziran seçimlerinde oylarını yüzde 72,5 yükselterek 4 milletvekilliğinden 3'ünü kazandı.

Şimdi HDP kentte 4'üncü milletvekilliğini alarak Batman'da "AKP'yi süpürme" peşinde. AKP de 7 Haziran'da aldığı yenilgiden ötürü kentte liste değişikliğine giderek adaylarına "aşiret takviyesi" yaptı. Ancak bu arada devlet de boş durmadı. Zaten kentin HDP'li Belediye Eşbaşkanlarından biri bir yılı aşkın süredir cezaevinde. Belediye Meclisinde HDP'nin 28, AKP'nin de 10 üyesi vardı geçen haftaya kadar. Seçime çok az bir süre kala HDP'nin 18 meclis üyesi görevlerinden uzaklaştırıldı. Böylece HDP ile AKP belediye meclis üyeliklerinde 10-10 eşitlendi. Bu arada İl Genel Meclisi'nin HDP'li iki Eşbaşkanı ile bir üyesi de görevden uzaklaştırıldı.

Geçen dönem İl Genel Meclisi'nde başkanlık yapan HDP'li Salih Aktan, bu seçimde de 7 Haziran'daki gibi 4 milletvekilliğinden 3'ünü almalarının garanti olduğunu, parti olarak amaçlarının kentteki 4 milletvekilliğinden 4'ünü de kazanmak olduğunu söylüyor.

Erdoğan'a başbakanlık yolu açab Siirt'te de AKP eriyor

Recep Tayyip Erdoğan'a 2002 seçimlerinden sonra başbakanlık yolunu açan kent olarak bilinen Siirt'te de AKP'nin erimesi sürüyor.

2011 seçimlerinde AKP oyların yüzde 48'ini alarak kentteki 3 milletvekilinden 2'sini kazanmıştı. HDP çizgisindeki bağımsız aday da aldığı oyla Ankara'ya giten tek muhalefet milletvekili olmuştu. Ancak 2014 yerel seçimlerinde AKP'nin oyları yüzde 42'ye düşmüş, BDP yüzde 49,5'le bu kentte belediye başkanlığını kazanmıştı.

7 Haziran seçimlerinde de AKP'nin düşüşü daha da hızlandı. 7 Haziran seçimlerinde HDP oyların yüzde 65'ten fazlasını alarak 3 milletvekilliğinden 2'sini kazandı, AKP'ye de tek milletvekilliği kaldı.

Bu seçim kampanyasını HDP daha çok esnaf ve ev gezileriyle sürdürüyor. AKP ise hocalar, şeyhler, dini önderler üzerinden çalışmayı tercih ediyor.

Siirt'in eski belediye başkanı Selim Sadak'a göre AKP bu kentte seçim çalışmalarını vali yardımcıları ve kaymakamların desteğiyle sürdürüyor, yoğun biçimde erzak dağıtımları yapılıyor.

Bir iddiaya göre de Siirt Müftülüğü de bir ucundan seçim kampanyasına katılıyor.

HDP Siirt Milletvekili Prof. Dr. Kadri Yıldırım geçenlerde Siirt Müftüsü Faruk Arvas'ı "AKP müftüsü gibi çalışmakla" suçladı.

Yıldırım'ın iddiasına göre her ayın 15'inde imamlarla yaptığı mutat toplantılarının sonuncusunda Müftü Arvas,  Ankara Katliamında yaşımını yitiren ve 18'i Siirtli olan cenazelerle ilgili “Bugünlerde Ankara’dan getirilen cenazelerin üzerine paçavralar atarak kendilerine mal ediyorlar. Akrabalarınız da olsa bu cenazeler için düzenlenen etkinliklere katılmayın, aksi takdirde hakkınızda soruşturma açacağım” demiş.

Siirt'te de seçim yaklaştıkça muhtelif kanallardan yürüten kampanyalar kızışıyor ancak görünen o ki HDP oylarını arttırsa da yine de sonuç 3-1 olarak görülüyor.

Şırnak'ta HDP, göçen seçmenleri geri getiriyor

Gerek kent merkeziyle, gerekse Cizre'siyle, Silopi'siyle, İdil'iyle çok zor günler yaşadı Şırnak.

Sokağa çıkma yasaklarıyla, çatışmalarlarla, öldürülen sivillerle, güvenlik güçleriyle adeta bir cehenneme döndü. Bu koşullar da kaçınılmaz olarak bazı yurttaşların bu kentten göç etmesine, daha güvenli bölgelere gitmesine yol açtı.

Aslında HDP'nin bu kentteki oyları, fazladan bir seçim çalışması yapmasını gerektirmeyecek kadar yüksek. Bu nedenle HDP çalışmasının ağırlığını yaşanan şiddetten dolayı göçenlerin geri dönmesine yoğunlaştırmış.

Çünkü 2011 seçimlerinde HDP çizgisindeki bağımsızlar yüzde 63'e yakın oy alıp 3 milletvekili çıkarmışlar. AKP de yüzde 20 oyla tek milletvekilliğini kazanmış.

7 Haziran seçimleri ise AKP için tam bir hezimet olmuş. Çünkü HDP'nin oyu yüzde 85'in üzerine çıkarken, AKP yüzde 9'un altında kalmış. HDP, Şırnak'ta AKP'yi 4-0 yenilgiye uğratmış.

HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız "Burada yüzde 90'a yakın oyumuz var. Özel bir propaganda çalışması yapma gereği duymuyoruz" diyor "Halkta muazzam bir öfke var. Üç ay boyunca yoğun bir şiddet yaşandı bu kentte. Bu yüzde Silopi, Cizre gibi ilçelerde halkın yüzde 10'u 15'i evini bıraktı. Bizim amacımız seçim gününe kadar göçenleri geri getirmek. Zaten il genelinde AKP diye birşey kalmadı. Aday listelerine korucubaşlarını doldurdular. Biz oylarımızın artmasını bekliyoruz. Katılımın da düşeceğini sanmıyoruz."

"HDP olmasa bölgede kadının adı yok"

Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer alan Gaziantep, Kilis, Adıyaman, Şanlıurfa, Mardin, Diyarbakır, Batman, Siirt, Şırnak illerinin çıkardığı milletvekili sayısı toplam 55.

7 Haziran seçimlerinde bölgedeki 9 kentteki 55 milletvekilliğinden 28'ini HDP, 22'sini AKP, 3'ünü MHP, 2'sini CHP kazanmış.

Bu seçimde dokuz kentten seçilen kadın milletvekili sayısı 55'te 15. 2'si AKP'den, 13'ü HDP'den.

Ancak 7 Haziran'dan 1 Kasım seçimine varıncaya kadar yapılan liste değişiklikleriyle AKP'den seçilebilecek yerde olan kadın milletvekili sayısı 2'den 1'e düşecek.

Partilerin 7 Haziran'da kazandıkları milletvekili sayılarını 1 Kasım'da da koruması durumunda AKP'nin bölgedeki 9 ilden sadece Gaziantep ve Şanlıurfa'da çıkardığı 1'er kadın milletvekilinden 1'ini kaybedecek.

7 Haziran seçimlerinde Gaziantep'ten Canan Candemir Çelik'i, Şanlıurfa'dan da Hamide Sürücü'yü AKP kadın milletvekilleri olarak Ankara'ya göndermişti. Ancak yapılan liste değişikliklerinden dolayı AKP'nin seçilebilecek yerde olan kadın milletvekili sayısında 1 eksilme olacak. AKP'nin Gaziantep listesinde Canan Candemir Çelik yerini korurken, Şanlıurfa'dan seçilen Hamide Sürücü yeni yapılan AKP listesinde yer almadı.

Buna karşılık HDP, 7 Haziran'daki milletvekili sayısını koruması durumunda bölgedeki 9 ilden çıkardığı kadın milletvekili sayısını 13'ten 14'e yükseltecek.

Gaziantep'te 2 milletvekili çıkartan HDP, Celal Doğan'ın İstanbul'a kaydırılması üzerine, kentteki listesine Van'dan seçilen Yurdusev Özsökmenler'i 2. sıraya yerleştirdi.

7 Haziran'da HDP'den milletvekili seçilen kadınlardan Batman'da Ayşe Acar Başaran, Saadet Becerikli, Diyarbakır'da Çağlar Demirel Feleknas Uca, Nursel Aydoğan, Sibel Yiğitalp, Mardin'de Enise Güneyli, Gülser Yıldırım, Siirt'te Hatice Seviptekin, Şanlıurfa'da Dilek Öcalan, Leyla Güven, Şırnak'ta Aycan İrmez "seçilebilecek" yerlerini korudular.


Bu yazı Cumhuriyet'te yayımlanmıştır

Okuyucu Yorumları