Roboski'de hayat gerçek, gelecek plastik

- A +

Gidişin zorlu olduğu coğrafyanın adı Roboski ya da değiştirilen adı ile Gülyazı. Uzaklığından, yolların zorluğundan değil.

Polis- özel tim ve jandarmanın 8 noktadaki kimlik kontrolünden anlıyoruz bir iç ülkeye gitmenin ne demek olduğunu. Kontrollerden birinde kimlik olarak ehliyetini veren bir kadına “kasaptan mı aldın” diyen sivil polisin sesindeki emir  ve tacizkar  ton hissettiriyor Roboski’ye çıkan yolun tehdidini.  

Devletin güvenlikçi  yüzü hiç değişmemiş gibi. Dikenli tellerle çevrilmiş askeri merkezler, sık sık karşınıza çıkan kontrol noktaları. “Güvenliğiniz için kontrol” uyarı levhalarının tonu daha da sınıra yaklaştıkça sertleşiyor.

Çocuk ve genç 34 insanın katledildiği Uludere-Roboski ‘ye 365 gün sonra gidişte ne ile karşılaşılacağının tedirginliği üzerinizde. İktidarın suçlayıcı, kriminalize ve terörize edici dili hep kulağınızda. Yalnızlaştırmak ve hesap vermemek için atılan on bin takladan defalarca darbe alan bir köy.  

Roboski/Gülyazı 365 gün sonra daha Kürt.

Yıldönümünde çocuklarını ya da yakınlarını kaybeden kadınların siyahlara bürünmüş giysilerinin yanı sıra diğer ziyaretçilerin kıyafetleri buram buram kimlik kokuyor. Erkekler şal-u şepik giyerken kadınların sırtında fistanları.

Bir kadın ve bir genç kız ; Cemal Encü’nün annesi ve kızkardeşi mezarlığın başından hiç kalkmıyor. Kadın yavaş ve şefkatlice mezarın kenar taşlarını okşuyor çocuğunun adını anarak. Uzun sürüyor bu sahne. Çok özlüyor belli ki.

Mezarlıklar rengarenk... Çiçeklerle dolu.  Ama  plastik. Bir küçük tenekeye dikilen canlı çiçek ise ölmeye yüz tutmuş. Roboski ‘de hayat gerçek gelecek ise plastik diye düşündüm. Mezarlıkların yüzünün dönük olduğu dağ Irak’a sınır. O dağ ki bombaların karları erittiği, beyazın kırmızı lekelendiği, ellerin ayakların sahibini aradığı yer. Göz görür, yürek işitir, canlı bir hafıza olarak hatırlatır ne olduğunu.  Geleceğin sahte olduğu ölüm kadar gerçek.

Siyahlara bürünen kadınlar her  perşembe buluşuyor  mezarlıkta. Ellerinden hiç bırakmıyorlar çerçeveli resimleri. Dönüp dönüp bakıyorlar uzun uzun  fotoğraflara. Belli ki kaybettiklerinin yüzlerini mıh gibi çakıyorlar hafızalarına. Sanki  unutmak en büyük acı.

Mezarlıkta ve köy meydanındaki konuşmalar ağırlıklı olarak Kürtçe yapılıyor. Ağıtlar hep uçakların bombaladığı 34 kişi üzerine. Sözlü geleneğin taşıyıcısı kadın ve erkek dengbejler katliamı anlatıyor doğaçlama. Belli ki taşınacak gelecek kuşaklara. Halepçe’ye benzetiliyor ölümleri.  O kadar zalimce ve yok etmeye dönük. Onlar da anlatıyor zaten 5 yaşındaki çocukların bile nasıl öfke ile yorum yaptıklarını.

Kalanlar öncesi ve sonrası diye tarif ediyor hayatlarını. “8’inci sınıfta  arkadaşlarımı kaybettim, gitmek istemiyorum,  nasıl okuyabilirim artık” diye okulu terk eden genç kızlarla karşılaştım. Dağa çıkışlar artmış; “en masum halimizle bile öldürlüyoruz” gerekçesi ile.

“Kader demiyoruz” diyorlar. Sadece Kürt olduğumuz için bunlar başımıza geldi. Batı ile ilişkileri zayıflamış. Mevsimlik iş için artık Batı illerini tercih etmiyorlar. Güvende hissetmiyorlar kendilerini. O yüzden daha çok Erbil, Dohuk ya da Süleymani ‘ye gidiyorlar. Olay sonrası köye göç edenlere de rastladım.  

Roboski , 92-93 arası köy yakma ve boşaltmalardan sonra iki mahallenin daha eklenmesiyle genişlemiş bir köy. Korucu köyü. Olay sonrası bırakanlar olsa da en yoksullar arasında koruculuğa devam edenler var.

Anmalar için son iki günde gelen ziyaretçi sayısı 6-7 bini geçmiş.  

Şişli Belediyesine ait bir otobüs  de oradaydı., CHP’li bazı vekiller de...   Kürdi  İslamcı Azad hareketinden isimler de ziyaretçiler arasındaydı. Hatta köy meydanına kurulan serbest kürsü de onlar da söz aldılar. Mazlum-Der’in etkin olduğunu söyleyebilirim.  Konuştuğum bazı kişiler  Hizbullah-Mustazaf-Der –Hüda-Par  ilişki zincirinden bazı kişilerin de olduğunu söyledi.  BDP her ne kadar çok sayıda milletvekiliyle katılsa da siyasi ağırlığını koymak istememiş gibiydi.  Kemal Burkay’ın partisi HAK-PAR ‘dan temsilcinin katılmaması ise not edilmesi gereken bir diğer siyasi izlenim.

Dağların başı karlı olsa da derin bir vadiye kurulmuş Roboski güneşliydi anmaların olduğu gün. Bedenler değil ruhlar üşüyordu zamanın hoyratça gerçeği gizlemesine duyulan tepki ile.  Dindar kimliğin bile örtemediği  iç isyan siyah renk gibi görünür, ama umut mezarlardaki plastik çiçekler kadar plastik.

Okuyucu Yorumları

Söz hazır 'ecdad'dan açılmışken… Hatırlatalım…
Söz hazır 'ecdad'dan açılmışken… Hatırlatalım…
2012'nin Özeti: 'Başbakan Ne Söylüyorsa Odur!'
2012'nin Özeti: 'Başbakan Ne Söylüyorsa Odur!'