Cem Yılmaz’dan bir umut filmi: İyiler, hâlâ var kuzum

- A +

Cem Yılmaz aslında bize ilk kez iyiyi anlatmaya çalışmıyor. Ya da sinema sevgisini de…

Ya da biz ilk defa sorgulamıyoruz, dünya bu kadar kötü ve acımasız mı, umut nerede? Ne yapmalıyız, iyiler sadece filmlerde mi? İnsanoğlu ne zaman bu denli acımasız oldu? Gibi gibiiii….

Tarih, insanın ne denli iyi ya da kötü olabileceğine dair ve bunu sorgulayan çokça örnekle dolu.

İnsanoğlunun dehlizlerinde dolaşma çabası bitmez, bitmeyecek de…

Konu insan olunca en sevdiğim söz Marx’a ait: “İnsanım, insana ait hiçbir şeye yabancı değilim.”

Buradan insan, hakkında hiçbir zaman kati sonuçlara varamayacağımıza ve dipsiz bir kuyu olduğumuza kanaat getirebiliriz.

Dövüş Kulubü’nün yazarı Chuck Palahniuk da Çarpışma Partisi kitabında şöyle der: “Tanıdığınız herkes için siz, farklı birisiniz.”

Bu da örneğin, inanılmaz iç rahatlatıcı, o senin sorunun dostum gibi bir cümle…

Marquis de Sade ise “İnsan işte, tutkularından başka bir şeyi gözü görmeyen insan! Yaban çöllerin en ücra köşelerindeki kaplanlar bile korkar zulümlerden” der. İnsanoğlunun kaplandan bile kötü ve tehlikeli olabileceğine dair sert bir gerçeklik bu da…

Aristo da der ki: “İnsan ne iyidir kötüdür, eğilimleri vardır.” Eğilimlerimizi de dış faktörler belirleyebiliyor…

Tam da ArifV216’nın kötüsü Besim için bir söz. Besim de filmde diyor ki: “Ben kötü değilim, siz salaksınız. Beni siz coşturuyorsunuz!”

***

Cem Yılmaz, sinemamızın bütün klişelerine yer veriyor ama bunu klişeleşmeden yapıyor.

Komedinin aralıksız espri yapma çabasında olanından, gözümüze gözümüze sokulanından uzak dururum ama Cem Yılmaz ArifV216’da bunu, “her yere bir espri, gönderme koyuyorum hadi gülün diye” değil de, filmin doğal akışında ve karakterlerden akan giden bir doğallıkla bize bunu sunuyor. Bu nedenle filmde çok sık espri, gönderme olması beni hiç rahatsız etmiyor.

Yılmaz, bizi sinemamızın klişelerinden dünya sinemasının klasiklerine kadar uzanan referanslarla donatıyor. Film, sosyolojik tespitleriyle de sağlam bir skala sunuyor. Bize insanoğlu artık bir silkelen, distopya şu anda, biz yaşıyoruz ve bunu değiştirmek de elimizde diyor.

Arif, geleceği aslında gelecek dediğimiz günümüz yani 2017, yani şu anda içinde bulunduğumuz kaos ve hoşgörüsüzlük ortamını değiştirme misyonunu üstleniyor. Baktığımızda Arif de karakter gelişimi açısından, epey bir dönüşüm geçiriyor G.O.R.A.’dan bu yana… Halı, kilim her türlü travel hinliği ve muzipliğinden, içinde bulunduğumuz distopyayı ütopyaya dönüştebilecek bir dönüşüm.

Filmin süresinin 130 dk olması bence filmin belki de tek handikapı… Final sekansının daha farklı ve kısa işlemesi gerektiğini düşünüyorum.

Cem Yılmaz, daha önceki filmlerinde de olduğu gibi ArifV216’da da insanı anlama halini, gayretini bize sunuyor. Yani bir sinemacının en büyük meselesini. VE Yılmaz, bu işte çok başarılı. Olay, bilimkurguydu, distopyaydı değil, ArifV216 insanı anlama çabasına dair teknik açıdan doyurucu, castı kusursuza yakın yapılmış, müthiş yapım tasarımı olan nefis bir film.

İzleyicisiyle merdivende film izleyen ve izleyicisinin tepkilerinden mutlu olan ‘Cem’i gözlemledim, gördüm film boyunca, işte orada gerçek bir sinema sevdası ve samimiyet yatıyor. O Cem, insanı anlamaya çalışıyor.

Arif ve 216’nın yeni anlama çabasını heyecanla bekliyorum.

***

Ve insanoğlunun iyi olabilme hali, hayatta da olduğu için filmlerde de oluyor. Tıpkı kötü olabilme hali gibi… Hayatta daha uç örnekleriyle karşılaşabiliyoruz; hayat her zaman büyüktür kurmaca.

Okuyucu Yorumları