- A +

 

11. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali, kendini keşfetmek, yüreğine az da olsa değebilmek isteyen birbirinden güzel filmlerle buluşturacak biz kadınları…

Devasa bir böceğin mutfağını ele geçirmesi sonucu kendisine farklı uğraşlar edinmek zorunda kalan Kadriye…

Kardeşlerine bakmak zorunda olduğu için okula gönderilmeyen ve dünyaya yerde bulduğu kristalden bakan 12 yaşındaki Asya…

Berlin’de bir hapishanede iki mahkum: Kübra ve Salema…

Ailelerini memnun etmek için zorunlu bir evlilik yapan Arnavutluk göçmeni Lena ve Ardi’nin bu zorunlu mutluluğa karşı yaptıkları ilginç anlaşma…

Meditasyon sırasında üçüncü gözünden kendi içine kaçan bir kız…

Ve köydeki erkeklerin baskısına dayanamayan bir grup Kenyalı kadının kendilerine erkeklerin giremediği bir yaşam alanı kurmaları…

15 Mart - 15 Nisan tarihleri arasında İstanbul, Bitlis, Sinop ve İzmir’de gerçekleşecek olan 11. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali, kendini keşfetmek, yüreğine az da olsa değebilmek isteyen biz kadınları birbirinden güzel filmlerle buluşturacak…

Ve o filmlerden biri de; yönetmen Hande Çayır’ın evlendikten ya da boşandıktan sonra soyadları değişen kadınları ve yaşadıkları rahatsızları konu alan, ‘Yok Anasının Soyadı/Mrs. His Name’ isimli belgesel filmi olacak.

Hande Çayır, neden böyle bir film çektiğinin hikayesini bizlere şöyle anlatıyor;

“Yıllar önce, bir kadının e-mailini iki soyadı ile imzalaması çok dikkatimi çekmişti. İlk soyadını parantez içine alıyordu. “Neden” dediğimde, “alışmaya çalışıyorum” cevabını vermişti. Özel hayatı sorgulama hakkı veriyor karşıdakilere bu durum. Ortaokulda bir arkadaşımızın doğum günü kutlamasına gitmiştik. Zilde, -anne ve babası boşandıkları için- farklı soyadı yazıyordu. Alay konusu olduğunu hatırlıyorum. Boşanmamaya dair, aileyi korumaya dair görünür bir fişleme, damgalamadır; kadına seçim hakkı tanınmadan kocasının soyadının verilmesi… Gözdağlarından biri daha… Bu çok rahatsız edici… Kendi soyadım da değişti evlenince. Yasal olarak, evlenmeden önceki soyadı kullanmaya devam etme seçeneği yok Türkiye’de. Dolayısıyla iki ayrı diplomada iki ayrı soyadım var. İki insan var. Bireyi bölen, parçalayan bir yanı var. Bu örnekler arttı yıllar geçtikçe. Rahatsız oldum, konunun görünür olup konuşulmasını istedim.”

Çekimlere iki yıl önce başladığını açıklayan yönetmen Çayır, filme gelen tepkileri ise şöyle anlatıyor:

“Eski kocam; ‘Başka konu mu bulamadın? Bırak bu kadın meseleleri…’ dedi. Taksi şoförü çekimi gizli yapmamı tercih etti. Kaos GL’den Nurhayat Köklü, ‘Bu güzel belgesel için, Hande Çayır’a mı Hande Aydın’a mı yoksa Hande Çayır Aydın’a mı teşekkür etsem bilemedim, o nedenle üçüne de teşekkür ediyorum. Bu saçma sapan ‘yasa’, en azından şimdilik bir işe yarasın, yönetmene üç misli teşekkür gitsin. Kadın kimliğini üçe bölen bu Soyadı Kanunu başka da hiçbir yerde hiçbir işe yaramaz zaten!’ diye konuştu…”

Aslında sonuçta bakıldığında kadının kızlık (!) soy ismi de yine bir erkekten, babasından geliyor. Yönetmen Hande Çayır’a bunu hatırlatınca şu yanıtı veriyor:

“Murathan Mungan’ın Yüksek Topuklar kitabında talihsiz kelimeler var. İkiyüzlü olarak tanımlanıyor çift soyadlı kadınlar. Şu satırlar oldukça üzücü üstelik: ‘Üstelediğinizde, soyadları yüzünden, devlet dairelerinde, postanelerde ya da bankalarda yaşanan aksiliklerden, boşandıklarında soyadlarından ötürü yaşadıkları güçlüklerden, gündelik hayatta karşılaştıkları zorluklardan falan söz edeceklerdir, artık ne kadarını yerseniz!’ Çift soyadı kullanımının, ‘evliyim’ anonsu gibi algılanması çok mümkün. Basitçe, iki soyadı taşıyan kadının görünürlüğü asla eşit değildir bir soyadı olan erkeğe. Öte yandan, çaresizlik içinde iki soyadı taşıyan kadınlar tanıyorum. Canı istediği için kullanan da vardır. Anlıyorum kullanım nedenlerini, ancak dileğim bu iki soyadı görüntüsünün ve içsel uzantılarının yok olmasıdır. Erk ikiye katlanıyor, evet. Ancak buradaki mesele, yirmi-otuz senedir senin olan bir adın, en temel hakkının, devlet eli ile değiştirilmesi, toplumun da bunun polisliğini yapmasıdır. Adın o senin ve herkes söz sahibi senden başka, insan haklarına aykırı bir durum bu. Zaten dava açan kadınlar var konu ile ilgili. Belgeselde de yer alıyor. Asuman Bayrak, bu sebeple boşanıp kocasından aynı evde yaşamaya devam ediyor.”

Röportaj sırasında Çayır’a, evliyken mahkemeye dava açıp kendi soy ismini kullanma hakkını elde etmek isteyen avukat Ayten Ünal’dan da bahsediyorum.

Mesleğinde kendi soyadı ile tanındığını gerekçe gösteren Avukat Ünal, İzmir Karşıyaka Asliye Hukuk Mahkemesi’ne “soyadı düzeltilmesi” davası açmıştı. Soyadının sadece “Ünal” olmasını isteyen avukat davayı Medeni Kanun’da böyle bir hüküm olmadığı için kaybetmişti. Bunun üzerine de başvurduğu AİHM ise, Avrupa Konseyi’ne üye devletler arasında sadece Türkiye’de bu yönde bir uygulama olduğunu belirterek, kadın avukatı haklı bulmuş ve Türkiye’yi mahkum etmişti.

Çayır, kendisiyle görüştüğünü ve filmin uzun metrajlı halinde Ayten Ünal’ın röportajına da yer verileceğini açıklıyor.  

Ben, ‘Yok Anasının Soyadı’ filminin kısa halini izledim ve çok beğendim. Film, dışarıdan bakıldığında belki de dünyada onca sorun varken ‘bununla mı uğraşıyorsunuz yani?’ tadında görünen meselenin aslında bazı kadınlar için ne denli önemli olduğunun altını başarıyla çiziyor.

Bu arada festivalde geçtiğimiz yıl öne çıkan meseleleri de kapsayan, “Bedenimiz bizimdir” ,  “ Kendine Ait Bir Cüzdan” gibi bölümlerin yanı sıra “Cins-iyet-ler”, “ Women Make Movies 40. Yıl özel seçkisi” ve her yıl olduğu gibi bu yıl da “Kadınların Sineması” yer alıyor.

Ayrıca, ünlü yönetmen Yeşim Ustaoğlu ve Doris Dörrie’nin toplu gösterimleri de bulunuyor.

KUTU

Festivalden bazı filmler

Gülümsüyoruz

Yönetmen: Rusudan Chkonia

 “Önemli olan iç güzelliği… Bu anneler için bir güzellik yarışması. Sevgili anneler hadi gülümsüyoruz!” 2010 yılında Gürcistan’da bir güzellik yarışması, ödül 25.000 dolar ve bir ev! Yedi tanesi toplumun en yoksul tabakasından gelen on kadın. Sahte hayallerle süslü bu yarışma “kadını kadına kırdırma” gayesine ulaşacak mıdır?

Ben Uçtum Sen Kaldın

Yönetmen: Müjde Arslan

Bu film bir kadının hiç görmediği gerilla babasını arayışının hikâyesidir. İstanbul’dan Mahmur Mülteci Kampı’na uzanan yolculukta babasının nasıl biri olduğunu, geçmişini, onu sevip sevmediğini sorar. Bu yolculuk onu en yakınındakiyle yüzleşmeye zorlar.

Cornouaille

Yönetmen: Anne Le Ny

12 yaşında babasını kaybettiğinden beri uğramadığı evine dönen genç kadın, burada geçmişten gelen beklenmedik misafirler ve bilmediği gerçeklerle karşılaşır.

Nevada

Yönetmen: Ruth Paxton

Nevada, başarısız olmuş bir ilişki üzerine deneysel bir film. Marilyn Monroe ve Arthur Miller’ın evliliğinden ilhamla, birbirinden nefret etmek üzere büyütülmüş ve ayrılmak zorunda olan iki sevgilinin psikolojik portresi çizilirken aynı zamanda hassaslık ve savaş arasında gidip gelen bir yolculuğun detaylarına eğiliyor.

Kürtaj Oldum

Yönetmen: Gillian Aldrich, Jennifer Baumgardner

Her sene yalnızca ABD’de yaklaşık 1.3 milyon kadın kürtaj oluyor ve bir çoğu için bu bir sır olarak kalıyor ve bu tartışma, kadınların sesleri bastırılarak yürütülüyor. Kürtaj Oldum, yaşları 21’den 85’e kadar değişen 11 kadının hikâyesini belgeliyor. Irk, din, bölge, sınıf ayrımının üstesinden gelerek ve kürtajın bütün kadınları nasıl etkilediğini göstererek...

Bana Kuchu* De

 

Yönetmen: Katherine Fairfax Wright, Malika Zouhali-Worrall

Film, Uganda’lı gey aktivist David Kato’nun aldığı idam cezasına rağmen kendisi olabilme hakkı için giriştiği mücadeleye odaklanıyor. Uganda’nın eşcinsellere yönelik ayrımcı politikaları ve toplumun büyük kısmının eşcinsellere karşı olmasının yanı sıra, basının kışkırtmalarıyla da eşcinsellerin alanının giderek daraltıldığını belgeleyen film, bu koşulları değiştirme yollarını da tartışıyor.

*Uganda’da LGBT bireyleri ifade eden argo terim.

….

Kalbimin Her Atışında

Yönetmen: Alexandra-Therese Keining Senaryo/Script

Evlenmek üzere olan Mia ailesini ziyarete gittiğinde Frida’yla tanışır ve en beklenmedik zamanda aşk çıkagelir. Mia ve Frida bir arada olmak için pek çok zorluğa göğüs gereceklerdir. 

Okuyucu Yorumları