- A +

Brüksel'e uçarken yazıyorum bu satırları.
Aklımda 24 Haziran.
Ne olacak?
Erdoğan birinci turda alabilir mi?
İkinci tura kalırsa, rakibi kim olur?
Meral Akşener mi?
CHP adayı mı?
CHP, kendi adayını, ikinci tur ihtimalini göz önünde tutarak belirlemek zorunda değil mi?
Nasıl bir CHP adayı olmalı?
Öyle bir CHP adayı ki, hem birinci turu geçecek, hem de ikinci turda tüm muhalefet oylarını toplayarak, hatta AKP'den de biraz oy tırtıklayarak başa oynayacak?
Bugüne kadar işleri fena götürmeyen CHP lideri Kılıçdaroğlu cuma günü böyle bir aday ilan edebilecek mi? Yani şapkadan bir kez  daha tavşan çıkarabilecek mi?
Keşke...
Çünkü CHP adayı zurnanın zırt dediği yer gibi gözüküyor.

Bugüne kadar işleri fena götürmeyen
CHP lideri Kılıçdaroğlu 
şapkadan
bir kez daha tavşan çıkarabilecek mi? 

Bu konuda Aydın Engin Cumhuriyet'teki köşesinde şöyle yazmış:

Gelin ikinci turu konuşalım. 
Gönlünüzden geçeni bir yana bırakın. Hangi siyasi çizgiyi benimsiyorsanız benimseyin, hangi ideolojik tercihin sahibi olursanız olun, sayıların soğuk dili bize şunu söylüyor: 
İkinci turda en çok oy alan iki aday yarışacak. Bunlardan biri şimdiden belli: 
AKP Reisi. 
Öteki de şimdiden belli:
CHP adayı… 
CHP yönetiminde, “İkinci turda nasıl olsa muhalefet partilerinin elleri bize mahkûm, tutup Tayyip Erdoğan’ı seçecek değiller ya” diye özetlenebilecek yürekler acısı bir siyasal tahlil ve aymazlık sahipleri var. 
Oysa kazın ayağı öyle değil. Muhalefet oyları ikinci turda garanti filan değil. 
Hele Kürt oyları hiç de “çantada keklik” değil. 
CHP adayı ikinci turda, hem Kürt seçmenlerden, hem MHP küskünü İYİ Partililerden, hem Saadet Partisi’nin mütedeyyin tabanından ve “Bunca yıl AKP’ye oy verdim Reis’i seçtim ama artık bu kadar yolsuzluğu, bu kadar hırsızlığı, bu kadar hırçınlığı, bu kadar savaş düşkünlüğünü kabul edemem” diyecek vicdan ve izan sahibi AKP seçmenini kucaklayabilecek, en azından biraz zorlanarak da olsa benimsetebilecek bir aday bulup çıkarmak zorunda…

HDP baraja takılır mı?

24 Haziran'ı düşünürken aklıma takılan bir başka çok önemli soru:
HDP baraja takılır mı?
HDP milletvekili seçiminde baraja takılırsa, Erdoğan-Bahçeli ikilisi zil takar oynar.
Çünkü, baraj dolayısıyla HDP'nin kaybedeceği milletvekilleri "Cumhur İttifakı"na gider.
Yabana atılır bir ihtimal değil bu.
HDP dışlanıyor muhalefet cephesinde, hatta yer yer şeytanlaştırılıyor.
Çok yazık.
Bu politika, Erdoğan'ın değirmenine su taşıyor.
Bu durumda Selahattin Demirtaş'a dua etmekten başka çare kalmıyor.
Not etmekte yarar var.
Demirtaş'lı HDP'nin hedefi vurması ve barajı geçmesi yakın ihtimal...
24 Haziran'a giderken muhalefet partilerinin ortak hedefi demokrasi olmalıdır. 
Demokrasi hedefinden saparlarsa, hem kendilerinin hem Türkiye'nin işi çok ama çok güç olacaktır.
Selahattin Demirtaş'ın tespiti çok yerinde:
Ya demokrasi, ya diktatörlük!

24 Haziran'ı düşünürken aklıma takılan bir başka
çok önemli soru: HDP baraja takılır mı?

Hapisten Cumhuriyet'e gönderdiği yazısında şöyle diyor Demirtaş: 

24 Haziran, Türkiye siyasetinde önümüzdeki on yılları etkileyecek bir kırılma yaratacaktır. 
Ya AKP zihniyetinde somutlaşan tek adam otoriter rejimi nihai zaferini ilan edip bugüne kadar yapılan zulümleri katlayarak tam bir diktatörlüğe dönüşecek.
Ya da Cumhuriyet tarihi boyunca devam eden demokrasi arayışı ve mücadelesi güçlenerek yoluna devam edecek.
Ya tam demokrasi... 
Ya tam diktatörlük... 

Özellikle muhalefet blokunun söylem düzeyinde bunun farkında olduğunu gösteriyor olması önemlidir. 

Selahattin Demirtaş'a katılıyorum.
Ya demokrasi ya diktatörlük!
24 Haziran'ın anlamı burada düğümleniyor.
Zifiri karanlığa gömülmek istemiyorsak, 24 Haziran'a giden yolda tüm muhalefet güçlerinin demokrasi hedefine kilitlenmeleri ve bunun gereğini yapmaları gerekiyor.

Okuyucu Yorumları