Şu pankart tribünde açılırken futbolunun 6 kuruşluk değeri yok!

- A +

Yaşadığımız bugünleri anlatmak için “çivisi çıkmak”tan başka bir deyim kullanılamaz. Siyasetin, yargının, medyanın, eğitimin, ekonominin bileşenleri, “Ne yapmalıyız da, tarihe kara bir lekeyle geçeriz” diye adeta yarış içindeler. Spor bu geri kalır mı? Kalmaz, hatta gerekirse atbaşı önde gider!

Türkiye 3 günden bu yana AKP’nin yasalaştırmak için çabaladığı cinsel istismar düzenlemesini konuşuyor. Evlenmek için “küçüğün rızası”nı bile duyduk bu süreçte. Evlilik-küçük ve rıza. Bu üç kelimeyi ayrı ayrı duyduğunuzda bile irkiliyorsunuz, utanıyorsunuz. Ama ülkenin adaletinin teslim edildiği bakan, hiç istifini bozmadan, çok normalmiş gibi bir çırpıda o üç kelimeyi yan yana koyup, cümle haline getiriyor.

Bu tartışmalar yaşanırken, Fenerbahçe-Galatasaray derbisinde Türkiye’de futbol tarihine ‘kara leke’ olarak geçmeyi hak eden (!) bir pankart açılıyor. O pankartta “17 yıldır illegal, bundan sonra legal” yazıyor.

Üstelik o pankart, müthiş polisiye önlemlerin alındığı, içeriye kuş bile sokulamadığına yönelik haberlerin mürekkebi kurumamışken, Fenerbahçe’nin Ülker Stadı’nda tribünlerde açılıyor. Metrelerce büyüklükteki bu rezil paçavraya ses edecek bir kişi çıkmadı mı? Tecavüz bu kadar mı eğlenceli geliyor herkese?

Sosyal medyada yüzlerce kişi, düzenlemeden yola çıkarak Fenerbahçe’nin Galatasaray’a ‘tecavüz’ ettiğini, bu yüzden de evlenmelerinde sakınca olmadığına yönelik sözümona espriler yapıyor.  Üstelik bunların arasında hatırı sayılır düzeyde ‘kadın’ da bulunuyor. 

Daha önce kadını aşağılayan parkartlara, şişme bebek yakılmasına, mesleki hakaretlere alışmıştık da, bunun kadar aşağılık bir paçavrayı açmayı başaramamışlardı.

Böylesine hassas bir mevzuyu espri konusu yapmak şerefsizlik olarak bile addetmemek gerekir. Bu şerefsizlikten daha başka bir tanımı hak ediyor!

Amedspor'un günahı neydi?

Bu pankarta bir ceza kesilecek mi? Elbette hayır. Zira güya spora siyaset karıştırmakla suçladıkları Amedspor’a “Çocuklar ölmesin maça gelsinler” pankartıyla sahaya çıktığı için ceza kesilirken, “T.C Başkanı Recep Tayyip Erdoğan” pankartını açan Sakaryaspor’a ceza vermeyi düşünmedi bile Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu. Çünkü uzun bir süredir sorun spora siyasetin karıştırılması değil, kimin karıştırıldığından başka bir şey değil.

Daha dün yayın haklarının 600 milyon dolara satılmasını iki ağzı bir yanda kutlayanlar, bu pankart için ne gibi bir yaptırım uygulayacak acaba?

Senin yönettiğin futbolda, tribünlerde böyle şeyler yaşanıyorsa, yayın haklarını değil 600 milyon 6 milyar dolara satsan, 6 kuruşluk değerin yok demektir.

Fenerbahçe yönetiminin ne yapacağı ise daha büyük merak konusu. İşlerine geldiğinde "Tribünlere çoluk-çocuk, kadın gelemiyor" diye feveran edenlerin, bu rezilliğe ses çıkartıp çıkartmayacağı, varsa kombinelerinin iptal edilip edilmeyeceğini hep birlikte göreceğiz. 

Yaşadığımız süreçte “Bundan kötüsü olamaz” dediğimiz anda, kötünün tanımı değişiyor, daha da kötüsüne rastlıyoruz.



Tecavüz, bırakın espri malzemesi olmayı, normal insanların gündelik hayatlarında kullanabileceği bir kelime bile değildir. Kimse
“ama”lı cümlelerle, “onlar da bunu yapmıştı” türünden aptallıklarla bu rezaleti savunmaya da kalkmasın.

Platon, “Güç olan ölümden kaçınmak değil dostlarım, kötülükten kaçınmaktır. Çünkü kötülük, ölümden daha hızlı koşar.” der.

Koca ülke, sanki simsiyah kara bir trene binmişiz ve kötülüğe koşuyoruz. Her durakta iyileri atıyorlar, bazen durak bile beklemeden trenden karga tulumba fırlatılıyor iyiler. Son durağa gelince, sadece kötülerin kaldığı ve kötülerin yaşadığı bir şehre gidiyor o tren...

Okuyucu Yorumları