- A +

Partilerin seçim sürecinde açıkladıkları seçim beyannameleri esas alınarak hazırlanan bir yazı var karşınızda. İlk olarak iktidar partisinin neler söylediğini aktarmaya çalışacağım. Spor alt başlığı içerisinde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin(AKP) önce spordan ne anladığını belirten birkaç satır bulunduğunu belirtmeliyim. Burada sporun, spor sosyolojisinin kuramsal perspektiflerinden olan işlevselci bakış açısı ile tamamıyla yarattığı toplumsal etkiler üzerinden değerlendirildiği gerçeği göze çarpıyor. “Sporu sağlıklı bir toplum olmanın ve sosyalleşmenin önemli bir aracı olarak görmekteyiz. Spor yoluyla nesillerimizin kötü alışkanlıklardan uzak bir ortamda yaşam kalitelerini artırmanın yanı sıra yeni iş imkanları oluşturabileceğimizi değerlendiriyoruz”.

AKP’nin spora ilişkin bakışında önce neler yaptıkları ardından da neler yapacakları yer alıyor. Yapılanlara vurguda bulunulurken ülkemizdeki sayısal veriler üzerinden konuşma alışkanlığı tekrarlanıyor. Tabii burada rakamların ne kadar gerçeği yansıttığı meselesi ise yine soru işareti olarak kalmaya devam ediyor. Örneğin lisanslı sporcu sayısının 278 binden 8,4 milyona ulaştırılmış olmasında olduğu gibi. Seksen milyonluk ülke olarak nüfusumuzun yüzde onundan fazlasının lisanslı sporcu olmuş olması önemli bir atılımdır ancak bu sporcuların ne kadarının faal sporculuk yapmaya devam etmekte oldukları meselesi çok daha önemlidir.

Atletizm pist sayılarından yüzme havuzu ile stadyum sayılarına, spor salonlarına, futbol sahalarıyla çok amaçlı spor tesislerine ve olimpik, yarı olimpik yüzme havuzlarına kadar nasıl artış kat edildiği ortaya konulmaktadır. Gerçekten de ülkemizin son on altı yılında inşaat alanında yaşadığı büyük dönüşümün spor tesisleri alanına da sirayet ettiğini bu rakamlar ortaya koymaktadır. Ancak burada da bina yapmanın yanı sıra atılması gereken adımların neler olduğu meselesi üzerinde de durmamız gerektiğini belirtmeliyiz. On altı yıl içerisinde 772 uluslararası spor organizasyonuna ev sahipliği yaptığımızı bu beyannameden öğrenmiş olduk. Gerçekten müthiş bir rakam umarız daha kapsamlılarını da bir gün ülkemize getirebiliriz. Yapılanlar arasında verilen paralar diye bir bölüm yer alıyor ki, devletin amatör spor dallarının geliştirilmesi ve ülke içerisindeki spor federasyonlarının gelişmesinde yardım yaptık ifadesini kullanmasının yadırgatıcı bir söylem olduğunu hatırlatmak isteriz.

Spora ilişkin vaatlerin ikinci kısmının ise –ceğiz, cağız anlayışı içerisinde kaleme alındığını ve burada dilek ve temenniler içermenin ötesinde ana başlıklarla somut ifadelerin nasıl yapılacağı meselesine hiç girilmediğini görmekteyiz. Bunlar arasında sporcu yetiştirme testlerinden, desteklerin artırılmasına, geleneksel ve yeni spor mesleklerini tanımlayarak eğitimlerin artırılmasına kadar pek çok ifade yer alıyor. Antrenman programlarının hazırlanmasından daha fazla sporcu ile olimpiyatlara, paralimpik oyunlara katılmanın yanı sıra daha başarılı olmak da hedefler arasında yer alıyor. Büyük organizasyonlarda madalya kazanmak önemli bir puandır ancak burayı hedefleyerek yola çıktığınız anda işlerin tersine dönebileceği gerçeğini ıskaladığınızı unutmamanız da icap etmektedir. Son olarak tesislerin daha etkin kullanımından spor turizmine tabii burada gelir getirici adımların atılması meselesi de atlanılmamış ve spordaki şiddet, doping olaylarının önlenmesine kadar yapılacaklar belirtilmiştir. Son paragrafının son cümlesinde ‘başta spor etiği olmak üzere, bilinçlendirme ve bilgilendirme faaliyetlerine daha fazla ağırlık vereceğiz’ ile metin sonlandırılmıştır.

İktidarla birlikte seçime giren Milliyetçi Hareket Partisi'nin seçim beyannamesinin diğer partilere göre son derece az vaat içerdiğini ve bunların arasında spora dair herhangi bir ifadenin yer almadığı görülmektedir. Bu yüzden MHP’nin her fırsatta dile getirdiği Türk milleti ve onun gençliğine dönük nasıl bir sportif gelecek düşündüğünü öğrenme imkanımız en azından bu seçim öncesi bulunmamaktadır.

Ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisinin altı başlık altında spora dönük vaatlerini sıraladığı görülmektedir. Bunlardan ilki yasal düzenlemeleri içermektedir, burada “Passolig ve e-bilet uygulamalarını kaldıracağız. Bireysel hak ve özgürlükleri hiçe sayan, yasakçı bir zihniyetle hazırlanmış Sporda Şiddet Yasasını demokratik bir yaklaşımla yeniden düzenleyeceğiz. Bütün spor emekçilerinin sosyal güvence ve sendikal haklara kavuşabilmeleri için gerekli yasal düzenlemeleri yapacağız. Ulusal spor hukukunu, uluslararası spor hukuku ile uyumlu hale getireceğiz ve Devlet personel kanunu içerisinde spor hizmetleri sınıfı oluşturacağız” gibi ifadeler yer almaktadır. Ana muhalefet partisinin yaklaşımında genel ifadeler ve yapacağız, edeceğiz cümleleri öne çıkmaktadır.

İkinci olarak sporda kurumsal düzenlemeler başlığı yer almaktadır. Bu alt başlık içerisinde spor hukuku ana bilim dallarının kurulmasından, sporda ayrımcılığa son verilmesine ve Türkiye anti doping ajansının kurulmasına kadar bir dizi vaat yer almaktadır. Tesisleşme alt başlığı kısmında ise CHP’nin eşitlikçi ve sosyal devlet anlayışını öne çıkartan vaatler bulunmaktadır. Spor tesislerinin ücretsiz olarak yurttaşların hizmetine sunulması, kamu kurumlarında spor tesislerinin kurulması ve engelli bireyler için engelsiz spor alanlarının oluşturulması gibi. Ancak burada da bunların nasıl yapılabileceği hususuna ilişkin tıpkı diğer partilerde olduğu gibi herhangi bir ipucu yer almamaktadır. Zaten ülkemizin siyaset kültürünün her daim yapacağız, çözeceğiz anlayışı üzerinden yürüdüğü gerçeğini göz önünde bulundurduğumuzda bu durum çok da şaşkınlık yaratmamaktadır. 

Eğitim ve spor ilişkisinin konu edildiği alt başlıkta ise devşirme sporcu anlayışının yerine yetenek havuzumuzun öne çıkartılmasına vurgu yapılmakta ve spor liselerinin açılmasıyla sporcu gençlerimizin eğitim düzeylerinin yükseltilmesi hedeflenmektedir. Burada da sosyal devlet anlayışının ipuçlarına rastlanmakta ve devletin öncülüğünde ücretsiz tahsislerle sporun yaygınlaştırılması amaçlanmaktadır. Eğitim ve spor ilişkisi bu ülkenin en sıkıntılı ve bir o kadar da kısırdöngü içerisine sokulan meselesidir. Görülen o ki bu vaatler tıpkı AKP de olduğu gibi durumu çözmek yerine sürdürmeye devam edecek koşulları yaratmayı sürdürecektir. Çünkü sistemsel adımları atmadığınız ve buna ilişkin alt yapıyı oluşturamadığınız sürece, kişilerle kaim bir anlayışla varacağınız yer daima benzer mesafeler olacaktır.

Son iki alt başlıkta spor gelirlerinde şeffaflık ve adalet ile uluslararası tanıtım etkinliklerine ayrılmıştır. Buralarda da yine kayırmacılıktan kurtarma, şeffaflık, denetim, hakkaniyetin sağlanmasının yanı sıra gerçekçi stratejilerin oluşturulması, spor turizminin geliştirilmesi ifadeleri yer alıyor. CHP’nin son cümleleri de tıpkı AKP gibi asıl üzerinde durulması gerekenlere vurguda bulunuyor: “Sporun paydaşları arasında uyum, iletişim, iş birliği ile Fair Play anlayışını geliştirerek, olimpizm ruhunu yaygınlaştıracağız”. Her iki partinin son cümlelerinde spor etiğini, fair-play anlayışını ve olimpizm ruhunu hatırlamaları ilgi çekici. HDP ve İYİ Partinin vaatleri ile genel değerlendirmeyi bir sonraki yazımda sürdüreceğim.

Türkçe'nin ve Türkiye’nin dünyada tanınmasında katkıda bulunmuş olan büyük şair Nazım Hikmet’i ölüm yıldönümünde rahmet ve şükranla anıyorum.

Okuyucu Yorumları