Müzikle barıştıran konserler

- A +

Gülşah Güray

Bana, İstanbul Caz Festivali’ni bir cümleyle anlat deseler; Sevin Okyay’ın uzun beyaz-gri saçları derim...

Annem zamanında beni müzikle bir yerden bağlayabilmek için çok uğraşmış. Hakkını vermem gerek. 80’lerde saz, bağlama, ud kurslarında ayakları yere değmeden sandalyenin tepesinde sıkıntıdan içi geçen çocuk bendim. Kadıköy’deki konservatuvar sınavında keyifsiz öğretmen piyanonun tuşlarına basıp “Bu ne?” diye notaları sorduğunda “Ne ne?” cevabını veren ufaklık da bendim. Konuşmaya dahi tenezzül etmeden, eliyle yanındakilere beni gösterip “Çıkarın şunu dışarıya!” iteklemesini görünce bütün enstrümanlara küstüm. Resmen lanetlendim!

Arkadaşlarım 3-5 de olsa nota basabilirken, ben akorsuz blok flütümle korodaki bütün ahengi bozmayı başardım. Bari gitar çantalarını sırtıma takayım dedim, bir defa vapur iskelesine takılıp içi dolu çantayı suya düşürdüm, bir defa babamın arabasının tepesini deldim. (O zamanlar Anadol’ların tavanı samandan olurdu, aman ineklerin yanına park etme esprisi hiç eskimezdi.) Tam da o lanetli dönemde ailemin madem enstrüman olmuyor konserlere götürelim, bu çocuğun “kulağı iyi” demesi isabetli olmuş. Sonunda müzik piyasasında kendime bir yer bulabildim.

İKSV Arşivi

O konserler arasında; muhtemelen 80’lerde çocuk olan herkese denettirilen birleşen sandalyelere yatma tekniğiyle Nikah Masası dinlediğim geceler de oldu, Açıkhava’da seneler içinde büyülenerek izlediğim Chick Corea, Marcus Miller, Nick Cave, Pj Harvey, Massive Attack, Paul Weller, Bob Dylan konserleri de... O anları gerektiğinde hafızama kaydettiğim yerden çıkarıp oynatırım ve her defasında da sahne önünde oturan beyaz, uzun örgülü saçlı kadını da görürüm... Neredeyse bütün konserlere giden, şarkılara eşlik eden, arada notlarını alan, konser bittiğinde de etrafındakilere gülümseyerek mekandan ayrılan Sevin Okyay’ı!

İKSV Arşivi

Şimdi düşündüm de; biz efendi gibi konser izlemeyi Sevin Abla ve arkadaşlarından, Açıkhava’da öğrenmişiz! Mesela ben hala o büyülü konser anını biraz daha yaşamak için taş basamaklara oturup sahneye boş boş bakmayı severim. Bakarken de arka sıralardan gelen bir kadının kahkahasını, yanda oturanların konser hakkındaki fikirlerini dinlerim. Mekanda kalan oturma yastıklarını havaya fırlatanların eğlencesine gülerim. Uzun süredir görmediğim tanıdıkları, konser sonunda patlayan ışıklarla fark edip selamlamayı beklerim. İşim bittiğinde de etrafı süpürenlerin yanından geçerek son kalan Bostancı dolmuşlarına binip evime giderim. Bu arada hala kimsenin enstrümanını taşımam, elimi bile sürmem...

İKSV Arşivi

İstanbul Caz Festivali 25. yaşını kutluyor.

Bu vesileyle her hafta sürpriz bir isim, 25 yıldır cazı ve çok daha fazlasını İstanbul’a taşıyan festivalin unutulmaz konserlerini, perde arkasını, caza dair bilgi ve birikimlerini T24 okurları için yazıyor. Yazıların ardından sohbet, #25YıldırCazveDahası etiketiyle sosyal medyada da devam ediyor.

 

İKSV Arşivi

Okuyucu Yorumları