Malezya seçimleri Guinness Rekorları'nı zorlayacak

- A +

Geçen hafta Malezya’da, tarihe geçecek parlamento seçimleri yapıldı. Seçimleri 92 yaşındaki bir liderin kazanması, bu ülkeyi dış haberlerde ön sıraya yerleştirdi. Yaşlı politikacının, alelade bir hükümeti değil de, bağımsızlığından itibaren(1957) Malezya’yı yöneten geleneksel koalisyonu seçimlerde yenilgiye uğratması dikkat çeken ikinci unsur oldu. Barisan Nasional (Milli Cephe) adını taşıyan bu koalisyon, 60 yıl sonra, ilk kez parlamentoda çoğunluğu kaybetti. Başbakan Nacip Rezak yenilgiyi kabul ederek, halkın kararına saygı duyduğunu açıkladı. Seçimleri kazanan Harapan Rakyat( Umut ittifakı) koalisyonunun başı, Uzak Doğu’nun en tanınmış, en saygın ve duayen liderleri arasında sayılan Dr. Mahathir ise “öç peşinde koşmayacaklarını, hukukun üstünlüğünü öne çıkaracaklarını” vurguladı. Seçimleri kazanan ve kaybeden Malezya liderleri, bu güzel beyanatlarıyla bölgeye ve dünyaya demokrasi dersi vermiş oldular.

Seçimlerin üçüncü ilginç noktası ise 92 yaşındaki Dr. Mahathir’in 2 yıl içinde liderlik koltuğunu, ülkenin çok tartışılan, iktidarları korkutan, halen hapiste bulunan, muhalefet cephesinin hayatı inişler ve çıkışlarla dolu eski liderine teslim edeceğini duyurması idi: Enver İbrahim için af çıkarılması, sonrasında milletvekili yapılması, bilahare koltuğu teslim alması öngörülüyor.

Enver İbrahim, öğrenci lideri olarak siyasete girmiş, 1982 yılında iktidar koalisyonunun büyük partisine (UMNO) katılmış, 1993 yılında Maliye Bakanı atanmış ve başbakan Dr. Mahathir’in yardımcılığına kadar yükselmiş. Geleceğin lideri olacağı konuşulurken, ülkenin reformlara ihtiyacı olduğu yönündeki açık ve sesli eleştirileri nedeniyle 1998 yılında partiden uzaklaştırılmış, ardından yolsuzluk ve “eşcinsel ilişki” iddiaları nedeniyle hapse atılmış, Yüksek Mahkemenin mahkumiyet kararını bozmasından sonra 2008 yılında muhalefet cephesinin lideri olarak seçimlere katılmış ve iyi bir sonuç elde etmiş. Enver İbrahim’in, kendisine yöneltilen suçlamaları hep reddettiğini, rakiplerinin uydurduğu siyasi iftiralara ve komplolara maruz kaldığını ileri sürdüğünü biliyoruz.

Enver İbrahim’in 2013 seçimlerinde oylarını ciddi biçimde arttırarak iktidarı iyiden iyiye tehdit etmeye başlaması üzerine muhalefetin bu beklenmedik başarısının iktidarı ciddi biçimde korkuttuğu, neticede, 2014 yılında eski dosyaların yeniden ortaya çıkarıldığı ve Enver İbrahim’in tekrar demir parmaklıkların arkasına gönderildiğini hatırlıyoruz. Enver İbrahim bu çerçevede, geçen haftaki seçimleri hapisten izlemek durumunda kaldı.

Lider arayışındaki muhalefetin, yolsuzlukları desteklediği kanaati yayılan eski partisiyle ilişkisini kesen ve yeri geldiğinde başbakan Nacip Razak’ı yüksek sesle eleştirmekten geri kalmayan 92 yaşındaki, ülkenin en saygın ve emekli politikacısını ikna ederek liderliğe getirmesiyle birlikte Malezya iç politikasında dengelerin değiştiğini görüyoruz. Nacip Razak hükümetinin yolsuzluk iddialarına ilaveten, muhalif basını susturma çabalarından dolayı da hayli yıprandığını, bu vesileyle hatırlatmakta yarar var. Özetlemek gerekirse, Dr.Mahathir 23 yıl başında bulunduğu iktidar koalisyonuna karşı seçimlere girerek sandıktan zaferle çıkan dünyanın en yaşlı politikacısı unvanını bu şekilde kazanmış oldu.

Enver İbrahim’in maceralı siyasi hayatına bir ara ülkemiz de istemeden dahil oldu. 2008 Haziran sonunda tutuklanacağını öğrenen Enver İbrahim Kuala Lumpur’daki Türkiye Büyükelçiliğine sığınarak 2 ülkenin arasının açılmasına yol açtı. Malezya hükümeti, Türkiye’nin muhalefeti desteklediği inancına kapılarak Ankara’ya mesafeli ve soğuk davranmaya başladı. İlişkilerin düzeltilmesi bir-iki yıl sürdü. O dönemde Dışişleri Bakanlığında Uzakdoğu ülkelerinden sorumluydum, Ankara’daki Malezya Büyükelçisini dostluğumuz konusunda ikna etme amaçlı yoğun gayretlerimizi gayet iyi hatırlıyorum.

Malezya, meslek hayatım boyunca her zaman ilgi duyduğum bir ülke olmuştur. Çoğunluğu Müslüman olan, çok etnikli, çok dinli, çok kültürlü, bu Asya ülkesini kendi ülkemle karşılaştırarak, hangisi daha başarılı ve daha önde sorusunu sık aralıklarla sormuşumdur. Demokratik değerler ve ekonomik kalkınma itibarıyla, Müslüman dünya açısından, Türkiye’mi örnek teşkil ediyor? Yoksa Malezya’mı?

Türkiye’nin Avrupa Birliği ile katılım müzakerelerine başladığı dönemde (2005 sonrası) her iki alanda da Türkiye Malezya’dan daha önde idi. Özellikle Ortadoğu bölgesindeki Müslüman ülkelerin ilham kaynağı olarak Türkiye’ye baktıklarını gurur ve kıvançla hatırlıyorum. 2010 yılına kadar, bölgeye ticari ihracatı yanında, demokratik değerler ve siyasi olgunluk ihraç eden Türkiye’nin yıldızı, önce gezi olaylarıyla sönmeye başladı. Suriye iç savaşına müdahil olmasıyla birlikte, “Bölgeye ilham kaynağı” olma özelliğini tamamen yitirdi. 2010’lu yıllarda Türkiye’nin başarı grafiği aşağı doğru ivme kazanmışken, Malezya siyasi istikrarını koruyarak ekonomik kalkınmasını sürdürdü, Türkiye’yi solladı geçti.

Malezya’nın başarı hikâyesinin en büyük aktörü şüphesiz 1982-2003 yılları arasında 23 yıl ülkeyi fasılasız yöneten büyük liderleri Dr. Mahathir’dir. Malezya onun önderliğinde, “ 4 Asya Kaplanından “ birisi haline geldi. Bir yandan petrol ve doğal gaz alanındaki milli şirketi Petronas ile büyürken, diğer yandan özellikle sanayi üretimi (başta elektronik) alanında ciddi başarılar kaydedildi. Mahathir’in ardından Malezya siyasi uyumunu koruyarak, büyümeye devam etti. Gelir eşitsizliği ve fakirlik rakamlarını her yıl daha aşağılara çekti. Bir örnek vermek amacıyla ülkenin dış ticaret rakamlarına göz atalım: 2016 yılı ihracatı 184 milyar dolar, ithalatı 156 milyar dolar, 27 milyar dolar dış ticaret fazlası var. 2011-2016 yılları arasında ithalat düşen bir trend izlemiş. Bütçe açığı makul düzeyde, dış borcu azalıyor, enflasyon yıllardır %2-3 seviyelerinde, yabancı sermaye girişi bakımından dünyanın en açık ve rağbet gören ülkeleri arasında, turizm gelirleri düzenli olarak artıyor.

Kardeş ülke Malezya’ya yeni dönemde ekonomik başarılarının devamını dilerken, demokrasi çıtasını daha da yükseltmesini temenni ediyoruz. 24 Haziran seçimleri ertesinde, ülkemizin de yepyeni bir sayfa açarak, demokratik değerlere saygılı, sosyal barış içinde, hem siyasette, hem ekonomide, benzer başarılara imza atması samimi dileğimizdir.

Okuyucu Yorumları