Çocuk Bayramı'nda ülkemizde spor ve çocuk ilişkisi

- A +

Her fırsatta dünyada çocuklara bayram hediye eden tek ülke olmakla övünür ve 23 Nisan tarihinde temsili olarak çocukları, bir günlüğüne yönetim kademesine oturtarak, neler yapacaklarını kendilerine sorarız. Ülkemizde çocukların gerek çocukluklarını yaşamakla ilgili gerekse de gelecekleri ile ilgili söylenecek çok fazla söz olmasına karşın bu kez çocuklarımıza spor yaptırma konusunda neredeyiz üzerinde durmayı tercih ettim.

Çocukluğun bambaşka bir şekle büründüğü günümüz gerçekliği içerisinde maalesef çocukların oyun ve spor ile kurdukları ilişki düzeyleri de farklılaşmaktadır. Sokağın devreden çıktığı ve oyun oynama ile birlikte sosyalleşme olanaklarının da kısıtlandığı çocuklarımızın, yanlış beslenme ve hareketsizliğin de etkisiyle sağlık sorunları yaşamaları dikkat çekicidir.

Bu noktada aile, eğitim, sağlık ve spor kurumlarının siyaset kurumunun da katkıları ile birlikte daha sağlıklı nesillerin oluşturulabilmesi adına birlikte hareket edebilmeleri önem arz edecektir. 2017 yılı nüfus verilerine göre nüfusumuz 80 milyon 810 bin 525 olarak açıklandı. Bu nüfusun %23,6’lık kesimini 0-14 yaş arasındaki dilimini çocuklar oluşturuyor ki bu da 19 milyon 33 bin 488 rakamına karşılık gelmekte. Ülkemiz nüfusu içerisinde bu kadar büyük bir yer kaplayan bu çocuklarımızın okullardaki durumu nedir?

2016-2017 eğitim öğretim yılı birinci dönemini kapsayan verilere göre, örgün eğitimdeki öğrencilerden 14 milyon 684 bin 664'ü resmi, 1 milyon 204 bin 963'ü özel ve 1 milyon 429 bin 806 öğrenci ise açık öğretim kurumlarında okuyor. Okullarımızdaki spor tesisi ve beden eğitimi öğretmeni sayımız ne kadar? Türkiye genelinde 62 bin 250 civarındaki ilk-Orta-Lise öğretim kurumlarında 223 kapalı spor tesisi, 521 nizami spor tesisi ve diğer olmak üzere toplam 861 spor tesisi bulunmaktadır. Bu verilere göre, 1.000 okuldan dördünde nizami ölçülerde spor tesisi bulunmaktadır. Mevcut Beden Eğitimi öğretmen sayısı ise ortalama, 32.000 civarındadır. 2017-2018 Eğitim Öğretim Yılında On sekiz milyon öğrenciyi Beden Eğitimi Öğretmeni sayısına böldüğümüzde öğretmen başına ortalama 575 öğrenci düştüğü görülmektedir.

Rakamlar üzerinden olan biteni incelemeye başladığımız anda hem çocuklarımız hem geleceğimiz hem de eğitim sistemimiz açısından işlerin hiç de iyi gitmediği bir durumla karşı karşıya kaldığımızı görüyoruz. Bu rakamlara bir de beden eğitimi dersleri ile ilgili olan durumu eklediğimiz zaman işler biraz daha fazla sarpa sarmaya başlıyor. Zorunlu olan beden eğitimi ve spor dersi, haftalık olarak ilköğretim (İlkokul-1’den 4. sınıfa kadar) okullarında birinci kademe de hafta da 2 saat sınıf öğretmenleri tarafından verilmektedir. Ortaöğretimde, (Orta okul- 5. sınıftan 8. sınıfa kadar-2017-2018 eğitim öğretim yılında 5. sınıflarda Beden Eğitimi dersi kaldırıldı. Öğrenciler haftada 2 saat zorunlu olarak, 2 saatte seçmeli ders olarak beden eğitimi dersi alabilirler.

Bu kademede Beden Eğitimi dersi Uzman öğretmenler tarafından verilmektedir. Burada enteresan husus ise, 2018-2019 Eğitim öğretim sezonunda ikinci kademe ortaokullar 5. sınıfta Beden eğitimi dersinin kaldırılmış olmasıdır. Aynı ortaokulların imam hatip kısmında ise, yine Beden eğitimi dersleri  (5. sınıftan 8.sınıfa kadar haftada 1 saat zorunlu olarak, 2 saatte seçmeli Spor Fizik dersi uzman öğretmenler tarafından verilmektedir). Ayrıca; Lise bölümlerinde 9.ncu sınıflarında Beden Eğitimi dersi 2 saat olarak planlanmıştır.

10,11,12 sınıflarda ise Beden Eğitimi haftada 1 saat zorunlu olarak, 1 saatte seçmeli ders olarak uzman öğretmenler tarafından verilmektedir. Temel lise adı altında eğitim veren öğretim kurumlarında beden eğitimi dersinin olmadığını da eklemeliyim, ayrıca özellikle üniversite sınavına girecek olan on ikinci sınıf öğrencilerinin beden eğitimi dersleri yapmamaları için velilerinden özel taleplerin okul yönetimlerine iletildiğini de belirtmeliyiz.

Gündelik hayatın içerisinde özel kurslarla spor yapabilen çocukları ve sokaklarda halen oynama olanaklarına sahip bulunanları dışarıda bıraktığımızda, ülkemiz çocuklarının önemli bir kısmı açısından spor yapma adeta bir hayaldir. Zaten bu hayal ülkemizin lisanslı sporcu sayılarına da fazlasıyla yansımaktadır, rakamlara bakacak olursak spor yapan öğrenci sayımızın toplamda 2.225.946 kişiden (bunların 916.316’sı kız, 1.309.630’u ise erkek çocuklarından oluşmaktadır) ibarettir ki, toplam nüfusumuz içerisinde spor yapan öğrencilerin sayısı sadece %3 civarına ulaşabilmektedir.

Ebeveynlerimizin çocuklarının spora ilgi duymalarında etkileri olduğu gerçeğini bir kez daha hatırlatmalıyım ancak burada asıl önemli olan sizlerin değil çocuğunuzun isteklerinin yerine getirilmesidir. Ailesi ile birlikte egzersiz yapmaktan zevk alan çocuk, yaptığı davranışı sürdürmede istekli olacaktır. Burada asıl önemli olan husus ise çocukların ilgilendiği ilk şeyin eğlenme olduğudur. Eğlenen çocuğunuzu, doğru motive ederek tüm hayatına hareket katabilecek bir tarzda organize edebilir ve sağlıklı bir yaşam sürmesine katkıda bulunabilirsiniz. Neler çocuğu fitness’e yöneltir?                                            

-Eğlenmek     

-Başarı duygusu                                               

-Akranlarıyla oynamak                                        

-Deneyimlerini ailesiyle paylaşmak  

-Çeşitli faaliyetleri tanımak                  

-Meraklı bir antrenörü veya öğretmeni olmak

-Faal bir yaşam tarzının kendi seçimi olduğuna inanmak

Neler çocuğu fitness’den uzaklaştırır?

-Kazanmayı öne çıkarmak

-Hiç gelişme göstermemek

-Çok sık sakatlanmak

-Ağrı duyana kadar oynamaya zorlanmak

-Boyuna aynı şeyi tekrarlamak

-Yaptığı sporda söz sahibi olmamak

-Ailesi, arkadaşları veya antrenörü tarafından alay konusu olmak

Çocuklarımıza daha sağlıklı bir gelecek hazırlamanın yollarından bir tanesi de hiç kuşkusuz onları küçük yaştan itibaren egzersiz ile tanıştırmak ve sporu hayatlarının içerisine yerleştirmekten geçmektedir. İçinden geçtiğimiz ve giderek daha hareketsiz hayat tarzının olumsuz yansımalarını ortadan kaldırabilmek için çocuklarımızı spora ve sağlıklı yaşama yönlendirmeliyiz. Siyasal iktidarlar açısından da eğitim süreci boyunca beden eğitim derslerinin böylesine heba edilmesi anlaşılır bir durum değildir. Müfredatların bu doğrultuda yeniden revize edilmesi ve okulların daha fazla spor yapılabilir mekanlar olarak düzenlenmesi sağlanabilir. Sporun çocukların karakter yapılarında yaratacağı etkilerin, fiziksel görünümlerinde yaratacağı etkilerden çok daha fazla ve önemli olduğunu unutmamalıyız.

Bu yazının oluşmasındaki sayısal katkılarından ötürü sevgili dostum Ahmet Ak’a teşekkürlerimi sunarım. Yazının son bölümündeki çocukları fitness’e yönelten ve uzaklaştıran etkenler ise rahmetli dostum Cem Can’ın çocukları ne motive eder yazısından alınmıştır.

Okuyucu Yorumları