Birinci Cumhuriyet'i bitirdiğini sanan Erdoğan yanılıyor; şimdi demokratik cumhuriyet safları sıkılaşıyor!

- A +

Türkiye'de Birinci Cumhuriyet 24 Haziran seçimleriyle birlikte sona mı erdi?

Tek adam olarak seçim sandığından çıkan Tayyip Erdoğan günahı kadar sevmediği "Atatürk Cumhuriyeti"ne 24 Haziran'la son noktayı mı koydu?
Bir başka deyişle:
Türkiye artık yeni bir cumhuriyet mi? 
Kimileri böyle düşünüyor.
Bunlardan biri, İngilizlerin saygın dergisi Economist.  Seçimleri yorumlarken şöyle demiş:

Yeni Türkiye, daha İslamcı, milliyetçi ve otoriter olacak. 
24 Haziran, İslamcı milliyetçilik ve Osmanlı nostaljisinin karışımından oluşan ve Erdoğan'ın tanımlamasıyla, 'Yeni Türkiye'nin ilk, büyük ihtimalle Atatürk tarafından kurulan eski cumhuriyetin son günü oldu.
Erdoğan'ın yönetimi altındaki Türkiye, ciddi bir şekilde bölünmüş durumda. 
Bir tarafta kendisi için refahın, dini özgürlüğün ve ulusal gururun sembolü olan muhafazakâr Müslümanlar ve milliyetçiler var. 
Diğer tarafta ise kendisini yozlaşmış ve baskıcı bir despot olarak gören sekülerler, liberaller, güneydoğudaki Kürtler var.

"Vakit geçmeden nasıl bir Türkiye istediğimizi konuşabilecek miyiz?"
24 Haziran'da Birinci Cumhuriyet'in bittiğini düşünenlerden biri de Taner Akçam.
T24'teki yazısına, İkinci Cumhuriyet'e hoş geldiniz başlığını koymuş, "Hakiki ikinci cumhuriyet 24 Haziran'la kuruldu" diye devam etmiş.
Şu satırlar sevgili Taner'in:

​Birinci Cumhuriyet henüz tümüyle noktalanmadı. Evet, İkinci Cumhuriyet kapısını açtılar, ama daha işin başındalar

Kaçıncı Cumhuriyet tartışmaları çok yapıldı. 1950 veya 1980’ler yeni cumhuriyetlerin başlangıcı olarak sayıldı vb... 
Ama galiba "en hakiki" İkinci Cumhuriyet şimdi kuruldu.
Birinci Cumhuriyet 1923'te kurulmuştu. 
Her iki Cumhuriyet de geçmiş toplumun yıkılması ve o yıkıntıların üzerine kuruldu. 
Daha önceki toplumun kültürel çoğulculuğu ve zenginliğinin imha edilerek kurulması her iki Cumhuriyet’in de ortak özelliği gibi.
Birinci Cumhuriyet toplumun yüzde 30-35 Hristiyan nüfusunun imha edilmesi üzerine kuruldu. 
İkinci Cumhuriyet'te ise millet olarak Kürtlere yer verilmek istenmiyor. 
Nasıl Birinci Cumhuriyet Osmanlı kültürel zenginliğini yerle bir ederek kuruldu ise İkinci Cumhuriyet de birinci Cumhuriyet döneminde yeniden yaratılan kültürel zenginliklerin, değerlerin imhası üzerine kuruldu, kuruluyor. 
Bizler, Birinci Cumhuriyet bir gerçeklik olduktan sonra onun içinde büyüdük, üstüne yükseldiğimiz geçmiş yıkıntıların ne farkında olabildik, ne de bilincine varabildik. 
Birinci Cumhuriyet'in kendini tanımlaması, zihniyet dünyası ve varlığının köşe taşları bizlerin en önemli referans noktaları oldu. 
Birinci Cumhuriyet'in yıktığının ne olduğu üzerine bırakın konuşmayı, bu yıkmanın bir zenginliğin imhası ve bir yoksullaşma anlamına geldiğini değil, tam aksine derin anlam ve erdemi olan büyük bir eylem olduğunu düşündük.
Birinci Cumhuriyet’in yıkıntıları üzerine konuşamamanın şimdiki yıkıntılara yol açtığının hâlâ farkında bile değiliz. 
Şimdi ikinci Cumhuriyet kendi nesillerini yetiştiriyor ve yetiştirecek. 
İkinci Cumhuriyet, tıpkı birincisi gibi kendi gerçekliğini kuracak ve yeni yetişen nesiller bu gerçeklik içinde düşünecek ve hareket edecekler.
Acaba bu İkinci Cumhuriyet'in kurulması tamamlanmadan ve henüz daha vakit geçmeden, bizlernasıl bir Türkiye istediğimiz üzerine konuşabilecek miyiz?  
İstediğimiz Cumhuriyet'in, aslında bu iki cumhuriyetin de yıktıklarının yeniden anlamlandırılmasıyla mümkün olduğunu görebilecek miyiz? 
Yıkmanın gerekmediğini, geleceğin birikmiş kültürel zenginliğin üzerine beraberce inşa edilebileceğini öğrenebilecek miyiz?
Yoksa bu iş artık gelecek kuşaklara mı kaldı?

Ben daha iyimserim

Hem Economist'e, hem Taner Akçam'a göre ben daha iyimserim. Her şeyin bittiği kanısında değilim...

Hem Economist'e, hem Taner Akçam'a göre ben daha iyimserim. Her şeyin bittiği kanısında değilim çünkü...
İşlemiş olduğu Kemalizm'in günahları ile Türkiye'nin bugünlere savrulmasında ve İkinci Cumhuriyet'in sahne almasındaki payı büyük olan Birinci Cumhuriyet henüz tümüyle noktalanmadı.
Evet, İkinci Cumhuriyet kapısını açtılar, ama daha işin başındalar.
Erdoğan'la Saray iktidarının işi öyle sanıldığı gibi kolay değil. 
Mesafe aldıkları bir gerçek.
Ama buna karşı mücadele var.
Ve adı demokrasi mücadelesi olan bu kavga devam edecek.
Erdoğan bu kez karşısında demokratik cumhuriyet ittifakını bulacak.
Birinci Cumhuriyet'in başta demokrasi ve hukuk olmak üzere eksiğini gediğini de görebilendemokrasi ittifakı diyebilirsiniz buna.
Bu demokrasi koalisyonu, "Millet İttifakı"na HDP ve Kürtlerin katılımıyla birlikte siyaset sahnesinde yerini neden almasın?  
Ve Atatürk Cumhuriyet'ini bitirmek isteyen despotluğa karşı demokratik cumhuriyet bayrağıneden sallanmasın?
Türk'ü de, Kürt'ü de, Arap'ı da, Ermeni'si de, Sünni'si de, Alevi'si de, Süryani'si de, Musevi'si, İslamcısı da, milliyetçisi de, liberali de, muhafazakârı da bu demokrasi bayrağının altında neden toplanmasın?
Türkiye'nin önü böyle açılacak. 
İktidarın elindeki devlet sopasıdevlet zulmü, hiç kuşkunuz olmasın, Türkiye'de demokrasi direnişini her geçen gün güçlendirecek. 
O günler uzak değil.

Okuyucu Yorumları