Bir zamanlar bir İzmir Fuarı vardı!

- A +

7-16 Eylül tarihleri arasında İzmir fuarı kapılarını 87.inci kez açacak. Buna karşın her geçen yılın bir öncekini biraz daha fazla arattığı ve eskiye duyulan özlemin arttığı gibi İzmir fuarının da eski görkemli halini bilenler açısından son dönemlerdeki fuarın tadı tuzu bulunmuyor! Genç cumhuriyetin batıdaki benzerlerini örnek almak suretiyle İzmir yangını sonrasında boşalan büyük alanı kültür, sanat, spor, eğlence ve dinlenme alanı olarak inşa etmesi son derece önemli bir adımdır. 1980’lerin sonuna kadar İzmir enternasyonel fuarının ticari, sanayi ve eğlence anlamında tüm ülkeye mal olması bu uluslararası etkinliğe katılan yerli ve yabancı ülke/firma sayılarının yanı sıra burayı ziyarete gelen insan sayısı açısından da manidardır.

20 Ağustos 20 Eylül tarihleri arasında bir ay boyunca süren ve içerisinde hem yurt dışından fuara katılan ülkelerin ürünlerini görebildiğiniz hem de farklı etkinliklerin içinde yer alabildiğiniz bir heyecan kasırgasına dahil olurdunuz. Yirmi gün boyunca uluslararası süren etkinlik son on gün ulusal ölçekte devam ederdi. İzmir fuarı sadece İzmir’in değil başta Ege bölgesi olmak üzere tüm ülkenin merak ettiği ve görmeyi arzuladığı bir mekandı. Burada hayvanat bahçesi, oyuncaklar ve gazinoların yanı sıra tüm ülkenin göz bebeği sanatçıların bir ay boyunca sahne aldığı etkinlikler düzenlenirdi.

İzmir Fuarı’nın Kültürpark aracılığıyla Manolya Bahçesi, Ekici Över, Göl gazinosu, Çamlık Senar gazinosu, Kübana ve Magambo gece kulüpleri başta olmak üzere Türkiye’nin alanlarındaki en nadide isimlerini her gece konuk ederdi. Gazetelerde İzmir fuarı ve bu gazinolarla ilgili ilanlar yer alırdı, bu açıdan İzmir fuarının özellikle eğlence dünyasına damga vurduğunu ve bu damganın insanlarımızın zihinsel belleklerinde iz bıraktığını söyleyebiliriz.

Kimler yoktu ki bu sanatçılar arasında Zeki Müren’den Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur, İbrahim Tatlıses, Sezen Aksu, Barış Manço, Emel Sayın, Adnan Şenses, Tanju Okan, Ümit Besen, Ferdi Özbeğen’in yanı sıra Zeki Alasya-Metin Akpınar, Levent Kırca, Adile Naşit, Nejat Uygur ve yüzlerce ses ve sahne sanatçısının yolu İzmir fuarından geçmiştir. Bu isimleri gazinolarda, kadınlar matinesinde, fuarın içerisindeki tiyatro sahnelerinde seyretme olanağını yakalamış olanlar gerçekten çok ama çok şanslıdırlar. Kendi adıma bu güzellikleri ve İzmir fuarının o coşku dolu yıllarını yakalamış olduğum için mutluyum.

İzmir’in tarihsel hafızasında İzmir fuarının çok büyük etkisi vardı buna karşın içinde bulunduğumuz dönemde böyle bir etkisi kalmamıştır. Maalesef son yirmi yıl içerisinde fuarın büyüsünün kaybolduğunu gördük, bunda sadece İzmir’de ve Türkiye’de yaşanan gelişmeler değil dünyanın gidişatının da büyük bir etkisi olmuştur. Fuarın bir zamanlar o yılları yaşayan insanların hafızasında çok büyük yer teşkil ettiğini söylemeliyiz. Hatırlama ve Unutma edimleri açısından İzmir fuarı bir zamanlar bambaşka bir pozisyona sahip iken içinde bulunduğumuz dönemde tüm ülkeye yaydığı etkiyi kaybetmiş ve silikleşmiştir.

Bir aylık zaman diliminden geriye doğru azalarak ilerleyen ve on güne kadar düşen bir Fuar var artık karşımızda. Eskinin gazino kültürünün kalmadığı gibi ses ve sahne sanatçılarının yolları da belediyenin düzenlediği konserler dışında bu alandan geçmiyor. İzmir’in her yılın Ağustos ve Eylül aylarındaki ülke gündeminde işgal ettiği yerinin yerinde ise yeller esiyor. Zamanın karşı konulmaz etkisine kötü yönetimler ve yanlış adımlar eklendiğinde ülkenin göz bebeği konumundaki bir geleneksel etkinliğin yok oluşuna şahitlik etmek özellikle de bir zamanlar bu güzellikleri yaşayanlar açısından çok acı verici.

Bir zamanlar beş milyondan fazla ziyaretçinin gezdiği fuarın nüfusun artmasına karşın bir buçuk milyon dolayına gerilemiş durumda. Bundan daha acı olan ise geçmişte fuar açıldığında fuara mutlaka giden İzmir halkının bile söz konusu tarihleri adeta görmezden geliyor olmaları. Gençler açısından ilgi çekmeyen ve onları cezbetmeyen bir organizasyon var karşımızda. Çocuklar için hala lunapark eğlenceli olabilir bununla beraber bir dönem fuardaki hayvanat bahçesinin de Sasalı’ya taşındığını ve zihinlerimizde derin iz bırakan Pak Bahadırın anıtının yine onu hatırlayanların ilgisini çekeceğini belirtmeliyim.

1930’ların ortasında İzmir’in orta yerinde adeta bir baştan inşa süreciyle hayata geçirilen ve yıllar içerisinde kendisini hem İzmirlilere hem de tüm ülke insanına kabul ettiren İzmir fuarından bu gün İzmirlilerin bile gitmekten imtina ettikleri bir İzmir fuarına geçiş yapmış olmak üzüntü verici. Geçmişteki güzellikleri yeniden geri getirebilme şansına sahip değiliz buna karşın bugünü ve geleceği yeniden şekillendirebilme gücünü elimizde bulunduruyoruz. Bu noktada İzmir’i yöneten yerel yöneticilerin ve kanaat önderlerinin İzmir fuarının geleceği hakkında atılabilecek adımlar konusunda hemşerilerini bilgilendirmeleri büyük önem arz edecektir.

Her geçen gün biraz daha betonlaşan ve trafik keşmekeşi içerisine giren İzmir kenti açısından Kültürpark’ın korunması ve kollanması kadar gelecek kuşakların zihinlerinde yer edebilecek bir mekan haline dönüştürülmesi de elzemdir. Bu açıdan İzmir fuarı ve onun yaratacağı etkilerin düşünülenden çok daha fazla olabileceği noktasına ulaşırız. Öyleyse İzmir fuarının ülke belleğindeki yerini ve önemini yeniden arttırabilecek bir anlayışı dolaşıma sokmalıyız. Bu ise sadece yerel yönetimlere bırakılamayacak kadar hayati bir konudur ve yalnızca İzmirlileri değil tüm ülkeyi ilgilendirmektedir.

Fuar hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak isteyenler 2015 yılında İletişim yayınevi tarafından yayınlanan Ahenk Yılmaz, Kıvanç Kılıç, Burkay Pasin’in derlediği; İzmir Kültürpark’ın Anımsa(ma)dıkları, temsiller-mekanlar-aktörler isimli çalışmaya bakabilirler.

Okuyucu Yorumları