Bir maç ve ötesini konuşmak zorunda kalmak

- A +

Geçtiğimiz perşembe gecesinden bu yana bir maçı değil maçın etrafından olup bitenleri konuşup duruyoruz. Ama anlaşılan o ki bugünden itibaren bu kez farklı bir biçimde olmak üzere tekrar konuşuyor olacağız. Türk futbolunun yüzyıllık iki çınarının birbirleriyle oynadıkları yüzlerce karşılaşmaya karşın bu müsabakanın anlamı farklı olacak. Çünkü hem maç içinde olanlar hem de sonrasında karşılıklı olarak yapılan açıklamalar, ezeli rekabetin sınırlarını bir hayli aşmayı da beraberinde sürükledi.

Beşiktaş teknik direktörünü tiyatroculukla suçlayan Fenerbahçe kulübü başkanının açıklamalarına, Beşiktaş kulübünden hızla yanıt verildi. Tıpkı Fenerbahçe kulübü teknik direktörü Aykut Kocaman’ın açıklamalarına verildiği gibi. Artık bir futbol maçını değil başka bir süreci hep birlikte yaşamakta olduğumuz gerçeğini idrak etmek durumundayız. Burada futbol ve onun oynandığı zemin sadece bir araç işlevine bürünmüş vaziyette. Kimin haklı olduğu konusunda açıklama yapması gerekenlerinde durumu hiç de kolay gözükmüyor.

Çünkü oynanan karşılaşma ile ilgili olarak olağan dışı bir takım eylemlerin olduğuna dair kanaatler söz konusu. Buradan başlayarak bu kez 24 Haziran tarihinde yapılacak olan seçim süreçlerine kadar uzanabilecek olan bir dizi hareketlere dönük açıklamaları da duymaya başladık. Önce Fenerbahçe kulübü başkanı Aziz Yıldırım toplantıda buna işaret ederek “… Kumpas tespiti sadece bizden olsa, tamam. Bunu Sayın Cumhurbaşkanı söyledi. Bugün bir soruşturma başlatıldı. Bunları hala ciddiye almıyorsak durumun vehametini anlamamışız demektir. Futbol, terör örgütleri tarafından kullanılmaya çalışılan bir fay hattı. Sadece kulüplerin önlem almasıyla çözülecek bir olay değil. Tribünlerin çok uyanık olması lazım” ifadesini kullandı.

Dün gece saat 22.00 civarında ise bu kez MHP genel başkanı sayın Devlet Bahçeli, twitter üzerinden gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu ve o da oynanan karşılaşmaya dönük son derece ilgi çekici tespitler yaptı; “ …İki güzide futbol kulübümüz olan Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın müsabakasını bile siyasallaştırıp karıştırmaya cüret ve cesaret ettiler. Netice olarak, çıkan/çıkartılan hadiseler sonucunda mezkur karşılaşmayı yarım bıraktırdılar.
İnanıyorum ki, Türkiye Futbol Federasyonu; Fenerbahçe-Beşiktaş futbol müsabakasını kaldığı yerden devam ettirip sahalara fitne yaymaya, bu yolla toplumsal huzur ve dayanışma ruhunu bozmaya azmetmiş mihrakların hesabını bozacak, alçak planlarını başlarına geçirecektir
”.

Özellikle MHP Genel Başkanı'nın açıklamaları sonrasında Türkiye Futbol Federasyonu'nun maçı kaldığı yerden oynatacağı kararının çıkacağına yönelik beklentilerim arttı ve bu durumu fakültemde verdiğim konferansın başında karar çıkmadan dile getirdim. Verilmiş olan kararın da çok konuşulacağını ve çok fazla ses getireceği gerçeğini belirtmeliyiz. Çünkü buradan sonra artık söz konusu olan karşılaşma bambaşka bir hale büründürülmüş oldu.

 Bir maç oynandı ve o günden bu yana maçtan çok teknik direktörün kafasına atılan koltuk değil peruk veya sahaya atılan yabancı maddeler böylesi bir sonuca yol açmaz gibi ifadeler kullanıldı. Ama hepsinden daha vahimi kan vardı yoktu tartışması üzerinden futbolun ruhuna el fatiha okumamız durumuydu. Bundan sonrası için çok net bir biçimde şiddeti nereden gelirse gelsin lanetlemeliyiz anlayışı, futbol sahaları açısından anlamını yitirmiştir. Ezeli rekabette yaşanması gerekenleri değil hiçbir biçimde yaşatılmaması gerekenleri 80 milyona izlettikleri için her iki kulübe de bravo! Buradan sonra oynayacakları karşılaşmalarda ve birbirleri ile kameralar karşısında verecekleri bütün birlikteliklerde ezeli dostluk tiyatrosu oynayabilirler.

3 Mayıs tarihinde oynanacak olan karşılaşmaya Beşiktaş kulübünün çıkmama gibi bir şansının talimatlarda belirtilen nedenlerden dolayı değil tam tersine yine içinde bulunulan konunun hassasiyeti nedeniyle bulunmadığını belirtmeliyim. 40’dan fazla taraftarın gözaltına alındığı açıklamaları yapıldı, karşılaşmada yaşananların kumpas olduğunu belirten yöneticilerimizin, söz konusu kumpasın nasıl yapıldığı ve çözme konusunda da kamuoyunu aydınlatmaları önemli bir adım olacaktır.

Öte yandan futbol jargonu üzerinden olan bitenler, bundan sonraki Fenerbahçe-Beşiktaş karşılaşmalarının bir daha eskisi gibi olmayacağını da ortaya koymaktadır. Saha içinde başlayıp, tribünlere oradan da kameralar karşısında ezeli rakibine yönelik ithamlara doğru yol alan zihniyetin her iki taraf açısından da olumlu, makul ve sportmenlik içerisinde olmadığını söylemek durumundayız. 6222 sayılı yasa ile ilgili revize hazırlığı içerisinde olan Gençlik ve Spor Bakanlığı taraftarlara yönelik düzenlemeler kadar yöneticileri ve medya ayağı ile ilgili de adımlar atmak zorundadır.

Bu karşılaşma sonrasında verilen kararın her iki takım taraftarlarını da memnun etmediğini ve açıklamaları yetersiz bulduklarını düşünüyorum. Ama yine de her iki takım da söz konusu kararı tahkime götür(e)meyeceklerdir! Maç yarıda kaldığı yerden oynanacak ve ülke futbol tarihimiz açısından da daha önce pek rastlamadığımız belki de hiç rastlamadığımız bir örneği oluşturmuş olacaktır. Futbolu ve içerisinde yaşananları uzun bir süreden bu yana siyaset dışı olarak niteleyerek, kurtulmaya çalışıyorduk.

Son olaylar bir kez daha göstermiş oldu ki, bu ülkede futbol, içinde yapıldığı toplumsal ortamın bir yansımasından ibaret. Ve bu yansıma bize bir kez daha ülkemizin siyasal alandaki gerginliğinin futbol sahalarında da karşılık bulmakta olduğunu göstermiş oldu. Umarım futbolu ve futbol sahasının sınırları içerisinde olanları konuşmak zorunda kalacağımız günler çok uzaklarda değildir. Aksi halde uzun bir zaman boyunca futbolu değil futbol asla sadece futbol değildir geyiğini konuşmaya devam eder ve futboldan uzaklaşmaya başlarız!

Tabii bir de futbolun böylesine gerilimi beslemesinin ardından ortaya çıkan şiddet ve nefret dili meselemiz var ki, asıl bundan sonra bu meseleye odaklanmak durumundayız. Çünkü burası bütün yorumlarda karşılıklı olarak nefretin kusulduğu ve hakaretlerin havada uçuştuğu bir yer haline dönüştürüldü. Hiçbir tarafı kastetmeden yapmış olduğunuz yorumların altında bile bu nefreti ve öfkeyi görebiliyorsunuz. Yazık bu ülkenin insanlarına hayatlarının farklı alanlarındaki sorunları ve sıkıntılarını, bambaşka bir mecra üzerinden birbirlerini yok sayarak ve ötekileştirerek gidermeye çalıştıkça biraz daha dibe battıklarını fark edemiyorlar!

Futbolu ve futbolun etrafındakileri de hızla kirleterek kendilerini temizleyebileceklerini sanıyorlar. Oysa herkesin kirli olduğu bir ortamda temiz kalabilmek pek de mümkün değildir. Futbolu bu şekilde konuşuyor olmak bile başlı başına hem futbola hem de bütün futbolseverlere karşı büyük bir saygısızlıktır. Şimdiden bir sonraki karşılaşma için nefret tohumlarının ekiliyor olması bile durumun ne kadar tehlikeli olduğunu ortaya koymaktadır.

Okuyucu Yorumları