2018 yılı Afrika'ya neler getirdi, neler götürdü?

- A +

2018 yılı sona ererken Afrika’daki gelişmelere toplu biçimde baktığımızda kıtanın nispeten daha iyiye gittiğini söyleyebiliriz.

Afrika’nın halen en sorunlu 3 ülkesi olan Orta Afrika Cumhuriyeti, Somali ve Güney Sudan’ı ele aldığımızda, ilk ülkede maalesef herhangi bir olumlu gelişme kaydedilmediğini görüyoruz. Somali’den 2-3 ayda bir bombalı saldırı haberleri gelmesine karşın, Eritre-Somali ilişkilerindeki düzelme, ABD’nin, 27 yıl sonra, Mogadişu’da temsilcilik (diplomatik ofis) açma kararı ve Afrika Boynuzu bölgesinde dikkat çeken barış ve demokrasi yönündeki adımlar Somali’nin geleceği açısından bir ümit ışığı oluşturuyor. Güney Sudan’da, ekim ayı sonunda, bölge devletlerinin katkılarıyla yeni ve kapsamlı bir barış anlaşması imzalandı. Bu defaki barış anlaşması öncekilere göre daha sağlam temellere oturuyor. Güney Sudan’da son 5 yıldır devam eden iç savaşın müsebbibi olan yöneticiler ve muhalif liderler uluslararası toplum nezdinde tüm itibarlarını kaybettiklerinden, bu son barış anlaşması nihai şansları niteliğindedir.

Afrika, 2018 yılında, El-Kaide bağlantılı 3 terör örgütünün saldırılarına yine maruz kaldı. AQMİ (Magreb El-Kaidesi) başta Mali olmak üzere Sahel ülkelerinde (Moritanya, Mali, Burkina Faso, Nijer ve Çad) askeri ve siyasi hedeflere saldırılar gerçekleştirmeyi sürdürüyor. Beş Sahel ülkesinin AQMİ ve diğer terör gruplarına karşı mücadele etmek üzere, uluslararası toplumun desteğiyle kurduğu 5 bin kişilik ortak ordu (G5 Sahel), bölgenin teröre karşı mücadelesinde çok etkili bir adım teşkil etmiştir. Fransızların 4 bin kişilik vasıflı müdahale gücü (Barkhane) ile Birleşmiş Milletler ve Afrika Birliği’nin önderliğindeki barış gücü askerleri (Minusma Birliği), Mali ve Sahel ülkelerine bu amaçla yardımcı olmaktadır. Nijerya makamlarının, büyük darbe vurduklarını iddia etmelerine karşın, 2018 yılında 17 ayrı saldırı gerçekleştiren Boko Haram’ın gücünü muhafaza ettiği anlaşılmaktadır. El-Şebap örgütü, Somali’nin güneyinde haraç toplayarak varlığını sürdürürken başkent Mogadişu’da bombalı araçlarla saldırılar gerçekleştirmektedir. ABD uçaklarının 2018 yılında örgüte ait çeşitli hedeflere 30 civarında hava saldırısı yapmasına ve ciddi kayıplar verdirmesine rağmen El-Şebap’ın zayıfladığına ve zemin kaybettiğine dair işaretler henüz mevcut değildir.

Batı Afrika’nın Fransızca konuşan ülkelerinden Kamerun’da, son iki yıldır ülkenin güney batısında bulunan, İngilizce konuşan ve Nijerya’ya komşu iki bölgesinde ayrılıkçı silahlı gruplar ortaya çıkmıştır. 35 yıldır ülkeyi yöneten cumhurbaşkanı Paul Biya sertlik yanlısı çözümler tercih ettiğinden, bölge halkı iki ateş arasında kalmış gibidir. Bu güvenlik sorunları ortamında ülkede seçimler yapılmış, 85 yaşındaki Paul Biya, yedinci kez katıldığı seçimleri, oyların yüzde 70’ini alarak tekrar kazanmıştır. İngilizce konuşan iki bölgede, korku ve endişeden ötürü sandıklara gitme oranı yüzde 5’in altında kalmıştır. Ortak bir adayın arkasında bir araya gelemeyen muhalefetin Paul Biya karşısında şansı bulunmamaktadır. İngilizce konuşan iki bölgenin halkı, hükümetten bölgelerinin hukuki statüsünü düzenleyen görüşmeleri başlatmasını beklerken, çift taraflı baskılardan yılan binlerce kişi de kurtuluşu bölgelerini terk etmekte aramaktadır.

Afrika’nın bazı ülkelerinde göreve genellikle darbe ile gelen bir kısım devlet başkanları, seçimleri bir şekilde kazanmakta ve koltuklarını katiyen terk etmemektedir. Geçen yıl görevlerini bırakan Angola ve Zimbabve devlet başkanları 38 yıl koltuklarını korumuşlardır. Halen görevlerinin başında bulunanlar arasında, 39 yıl ile Ekvator Ginesi Başkanı Doyen konumundadır. Arkasından, Kamerun lideri 35 yıl, Uganda başkanı 33 yıl, Çad cumhurbaşkanı 28 yıl, Sudan ve Eritre liderleri 25 yıl, Kongo (Brazzaville) başkanı 21 yıl şeklinde sıralanmaktadır.

Afrika’da 2018 yılında kaydolunan olumlu gelişmeleri şöyle sıralayabiliriz:

Kanaatimizce en önemli gelişme ilkbahar aylarında Etiyopya’da Abiy Ahmed’in başbakanlığa getirilmesidir. Farklı etnik topluluklardan oluşan, hassas dengeler üzerine kurulu, 105 milyon nüfuslu bu ülke, (Nijerya’nın ardından ikinci) genç başbakanın cesaret gerektiren açılımları ve kapsamlı reformları sayesinde kaosun eşiğinden dönmüş, ülkede düzen ve istikrar tekrar tesis edilmiştir. Abiy Ahmed’in 20 yıl önce düşman ilan edilen “kardeş” ve komşu ülke Eritre ile barış anlaşması imzalaması tüm Afrika Boynuzu bölgesine olumlu biçimde yansımış, Eritre-Cibuti ve Eritre-Somali ilişkilerinde yaşanan gerginlikler aşılmıştır. Bu adımlar sayesinde, Afrika’nın Kuzey Kore’si konumundaki Eritre, ülke içinde normalleşme sürecine girmiş, maruz kaldığı uluslararası tecrit ve BM yaptırımlarından kurtulmuştur.

2018 Şubat’ında, kara Afrika’nın en kalkınmış ülkesi sayılan Güney Afrika’da, adı yıllardır çeşitli yolsuzluklara karışan başkan Jacob Zuma’nın (2009-2018) yerine, iktidardaki ANC’nin önde gelen isimlerinden, eski sendikacı, milyoner girişimci Cyril Ramaphosa’nın seçilmesi, Güney Afrika’nın çok itibar kaybettiği bir dönemin sona ermesi ve ülke önünde temiz yeni bir sayfa açılması şeklinde algılanmıştır. Ramaphosa’nın işi hayli zor gözükmektedir: Resesyon halindeki ekonomi, işsizlik, parti içi muhalefet, devasa eğitim ve asayiş sorunları, beyazlara ait çiftlikler üzerinden tartışmalı toprak reformu projesi, acil çözüm bekleyen dosyalardır.

2018 yılının değişiklik getirdiği Afrika’nın güneyindeki bir başka ülke Zimbabve olmuştur. Kolonyalist İngiltere’nin çekilmesinin ardından 38 yıl ülkeyi demir bilekle yöneten, devrimciliği rafa kaldırarak diktatör haline dönüşen Robert Mugabe ordu tarafından iktidardan indirilmiş, temmuz ayında yapılan seçimleri iktidar partisi ZANU-PF’nin adayı Mnangagwa kazanmıştır. İnsan hakları, demokrasi ve ekonomik durum itibarıyla enkaz devralan “timsah” lakaplı yeni liderin, batıyla barışarak ülkenin imajını acilen düzeltmesi, tecrit ve yaptırımlardan kurtulmak suretiyle yeni bir dönemin kapılarını açması beklenilmektedir.

Demokrasinin sadece her 4 yılda bir seçim yapmak manasına gelmediğini tabiiki biliyoruz. Ancak bazı Afrika ülkelerinde, barış içinde, adil ve düzenli seçimler yapılabilmesi başlı başına bir başarı kabul edilmektedir. Aklımızdaki ülke Kongo Demokratik Cumhuriyeti’dir. 92 milyon nüfuslu, yer altı kaynakları çok zengin bu büyük Afrika ülkesinin Cumhurbaşkanı Joseph Kabila, 18 yıldan bu yana ülkeyi yönetmeye devam etmektedir. 2016 yılı sonunda düzenlenmesi kararlaştırılan seçimler çeşitli sebeplerle ertelenip durmaktadır. Son defa seçimlerin yapılması 31 aralık 2018 tarihine atılmıştır. Başkan Joseph Kabila anayasal kısıtlama nedeniyle seçimlere katılamamakta, ancak, aday olarak öne çıkardığı içişleri bakanı Emmanuel Ramazani Shadary’yi desteklemektedir. E. Ramazani seçimleri kazandığı takdirde “Putin-Medvedev” oyununun sahneye konacağını söyleyenler çoğunluktadır. Başkanlık seçimlerine 21 aday katılmaktadır, iktidarın desteklediği E. Ramazani en şanslı aday durumundadır, ortak bir ismin arkasında bir araya gelemedikleri için şansları hayli azalan muhalefet liderleri arasında önde gelen isimler Martin Fayulu ve Etienne Tshisekedi’dir. Başkan adaylarından Seth Kikuni‘nin Ankara SBF mezunu olduğunu ve GS üniversitesinde yüksek lisans yaptığını bu vesileyle belirterek, Kinşasa’da iktidarın daha fazla gecikmeden barış içinde el değiştirmesi dileklerimizle seçim sonuçlarını bekleyelim.

2018 yazında Mali’de cumhurbaşkanlığı seçimleri düzenlenmiş ve önceki Cumhurbaşkanı İbrahim Boubakar Keita sandıktan tekrar galip çıkmıştır. Ciddi güvenlik sorunlarıyla boğuşan Mali’de seçimlerin kazasız bir şekilde gerçekleştirilmesi, demokrasi ve istikrar adına başarı kabul edilmelidir.

Afrika’nın başarılı liderlerinden Rwanda Cumhurbaşkanı Paul Kagame, bir yandan ülkesine sınıf atlatırken, diğer yandan da 2018 yılında Afrika Birliği’nin dönem başkanlığını yürütmüş ve tüm Afrika’yı kapsayacak bir serbest ticaret bölgesi oluşturulması yönünde hayli çaba göstermiştir. Avrupa ve Amerika örnekleri göz önüne alındığında Afrika Serbest Bölgesi’nin de yararlı sonuçlar getireceğinden şüphe duyulmamalıdır.

2018 yılının son ayları Afrika’nın güney batısındaki petrol zengini küçük ülke Gabon açısından Cumhurbaşkanı Ali Bongo’nun sağlık dedikodularıyla geçmiştir dersek abartmış olmayız. Sağlık nedenleriyle ekim ayında Suudi Arabistan’a giden Cumhurbaşkanı bir süre sonra Fas’a geçerek nekahat dönemini sürdürürken, Gabon’da, başkanın öldüğü dedikoduları yayılmıştır. 2009 yılında görevi babası Omar Bongo’dan devralan 59 yaşındaki lider, geleneksel yıl sonu konuşmasını Rabat’tan yapacağını duyurarak, yeni yılda ülkesine sağlimen geri döneceği mesajını vermiştir.

2018 yılı Afrika değerlendirmemizi kıtadaki gücü her sene gözle görülür biçimde artan Çin’in faaliyetleriyle bitirelim. Çin, 2009 yılından bu yana Afrika’nın en büyük ticaret ortağıdır. Bu kıtadaki büyük alt yapı projelerinin çoğunluğu, Çin finansmanı kullanılarak, Çinli şirketler tarafından gerçekleştirilmektedir. Son bir kaç yıldır Çin barış ve güvenlik alanlarında da öne çıkmaya başlamıştır. Halen 2500 civarında Çin askeri Afrika’daki barış gücü misyonlarında görev yapmaktadır. Afrika’da yaşayan veya çalışan Çinli sayısı bir milyon civarına yükselmiştir. Bazı Afrika ülkelerinin polis ve askerleri Çinli uzmanlar tarafından eğitilmektedir. Sahra altı Afrika ülkelerine silah satışında Çin öndedir. Cibuti’de, bazı batılı ülkelere benzer şekilde, Çin askeri bir üs kiralamıştır. Çin’in Afrika’da askeri işbirliği faaliyetlerine hız vermesi ve barış gücü faaliyetlerine katılması, Pekin’in sadece ekonomik sahada değil, askeri ve siyasi alanlarda da dünya çapında bir güç olma yönündeki yeni stratejisiyle uyum içindedir.

ABD’nin Afrika’daki mevcudiyeti, terörle mücadele faaliyetleri dışında , Çin karşısında gerilemeye devam etmektedir. Trump’ın güvenlik danışmanı John Bolton, Çin’in Afrika’yı borç batağına sürüklediğini iddia etmektedir. Afrika’ya yeniden dönme çabalarına şahit olduğumuz Rusya, 2018 yılında beş Afrika ülkesine diplomatik ziyaretler gerçekleştirmiş, eylül ayında Eritre’de lojistik amaçlı bir üs kiralamış, kaos içindeki Orta Afrika Cumhuriyeti’ne askeri uzmanlar göndermek suretiyle, arabuluculuk dahil, bir takım çabalar içine girmiştir. Rusya’nın, silah satışı dışında, Afrika’da SSCB döneminde ulaştığı güç ve nüfuzu tekrar yakalaması söz konusu değildir.

Okuyucu Yorumları