- A +

Kısa yazacağım. Uzun lafa gerek yok.

12 Eylül askerî darbesi zamanıydı. Kasım 1982’de Mülkiye’den YÖK kararıyla atıldım. Yardımcı doçenttim.  

Sarı zarf, Mülkiye’nin kapısında elime tutuşturuldu. Açtım ve avazım çıktığı kadar bağırarak tarihî Sütunlu Salon’u inlettim: “Söke söke geri döneceğim!

***

Mahkeme 83 yazında geri dönmeme karar verdi; o zaman AİHM yoktu ama Türkiye’de henüz yargıçlar vardı çünkü.

Çağrılmam gereken tarihte iki telgraf birden aldım. Bir gece önce 21.50’de çekilmiş görünen birincisi şöyle diyordu: “Üniversite ile ilişiğinizin kesilme işlemi Ankara 1 Numaralı İdare Mahkemesinin 04.05.1983 tarih ve 198/293 numaralı kararı ile iptal edilmiştir. Görevinize başlamanızı rica ederim. İmza: Dekan Prof. Dr. Necdet Serin.”

Saat 22.00’de çekilmiş gözüken ikinci telgrafın metni şuydu: “Ankara 1 Numaralı İdare Mahkemesi kararına uyularak görevinize başlamanız telgrafla bildirilmişse de, Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı yazılarına uyularak 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanununun 2301 ve 2766 sayılı kanunla değişik 2. Maddesi gereğince görevinize son verilmiştir. Bilginizi rica ederim. Dekan Prof. Dr. Necdet Serin.”

Yani Mülkiye dekanı N. Serin, önce 1402’yle atılmamı sağlamış, tazminat sorumluluğundan korunmak için de davet telgrafını on dakika önce çektirmişti.

***

1402, “bir daha kamu hizmetlerinde çalıştırılamazlar” diyordu. Dava açamıyorduk.

Evlere gidip ayakkabı çıkarıp 12 yaşındaki çocuklara Fransızca dersi vermekten tut, köpek yavrusu satmaya kadar yapmadığım iş kalmadı. Ayakta kaldım.

Hukuk’tan asistan arkadaşım, şimdi emekli profesör Metin Günday dedi ki, “Olağanüstü dönemlerde alınan kararlar ancak olağanüstü dönemlerde geçerlidir”.

Bekledik, Ankara’dan sıkıyönetim kalkar kalkmaz söke söke açtık davalarımızı. 4 yıl uğraştıktan sonra ben ve 1402’lik bütün arkadaşlarım söke söke görevlerimize döndük.

***

Dün, Erdoğan rejimi benim artık profesör olmuş asistanlarımı attı. (Tek tesellim, Mülkiyeli bir dekan tarafından değil, Tıp Fakülteli bir rektör tarafından attırılmış olmalarıdır).

Söyleyeceğim şudur:

Erdoğan rejimi sanıyor ki bu hocalar geri dönemeyecek. Söke söke dönecekler. İşte buracığa yazıyorum.

Bakalım el mi yaman bey mi yaman.

Sebep olanlar, çocuklarının ve torunlarının utançlarına ne yapacaklar, şimdi onu düşünmeye başlasınlar.

Yeter ki: Sabır, Metanet, Mücadele. Bunlar rehberimiz olsun.

Vesselam.

Unutmayın arkadaşlar: Söke söke döneceksiniz fakültelerinize.

Okuyucu Yorumları