Acı duymayan kurbandan Myanmar’a, Türkiye’de tutarlılık

- A +

 

Şu anda hiç keyfim yok. Tombiş de gitti. Haftada bir mutlaka gidip taam ettiğimiz o cânım mahalle lokantamız Berk’in sahibi, Dalavera Memet abimizin yeğeni güzelim Aylin’in kocası, aslanım Ahmet ile civanım Yağız’ın babası Tombiş Mustafa. Öğleden sonra Kumbahçe sahilinde Berk’in önüne getirdik, oradan iki kol dizilmiş insan zincirinin ortasından aktara aktara camiye taşıdık, oradan Kızılağaç mezarlığına götürüp yatırdık...

Mazı civarında, anayoldan az içeri bi toprak yolda, arabasının içinde nasıl öldüğü veya öldürüldüğü belli değil. Otopsi sonucunu bekliyor Bodrum’un bütün yerlileri.

Gençleeeer! Güle güle!” Berk’in önünden Feyhan’la her geçişimizde arkamızdan şimdi kim bağıracak böyle, benim Mülkiye’ye girdiğim 64’te doğmuş Tombiş bağırmazsa?

Bu psikoloji içindeyken, bu ülkenin tutarsızlıkları adama daha da bi koyuyor. Aynaya hiç bakmayışımız acıtıyor. Birkaç örnek:

***

1) Güya İslamcı bir iktidar var. İslam’ı rezil etmeye soyunmuş tipler ortalıkta cirit atıyor, her şeye maydanoz iktidarımız gık demeyerek teşvik ediyor.

AKP gençlik kolları yöneticisi çıkıyor, “Dünya düzdür, yuvarlak olduğu mason uydurmasıdır, NASA’nın fotoğraflarının tamamı fotoşoptur" diyor, millet fena maytaba alınca da artigercek’in çok güzel benzettiği gibi, ‘Ben yapmadım miki yaptı’ diyor.

Öğrencisi çıkıyor, fasulye fidanına Kur’an-ı Kerim dinlettim 3 misli boy attı diyor, bu “bilimsel proje”yi TÜBİTAK iftiharla sergiliyor.

Profesörü çıkıyor, besmele çekip tekbir getirirsen kurbanlık koyun acı macı duymaz, diyor. Aynısını sana yapsalar bak bakalım duyar mısın duymaz mısın, diye düşündürtüyor.

İktidar belediyesi çıkıyor, yolcular içindeyken halk otobüsünü kenara çekip namaza duran şoföre, o da çok yoğun kamuoyu baskısı sonucu, büyük “ceza” kesiyor: 200 bilet.

İktidarı ayrı yandaşı ayrı çıkıyor, önüne geleni Fetöcülükle suçluyor ve bu sayede darbeciler mis gibi aklanıyor.

Bütün bunlar olurken dünyada hiç kimseye İslamofob diyemezsiniz. Bunlar İslam’ı aşağılamaya yeter de artar. Bunların yanında Cüppeli Bilmemkim hijyenik kalır.

***

2) Hapisteki muhalif gazetecilerin sayısı 200’e yaklaşıyor. Benden bir yaş büyük Şahin Alpay Temmuz 2016’dan beri duruşmaya çıkarılmadan tutuklu. Nazlı Ilıcak? Ali Bulaç? Attila Taş? Kaç tanesi?

Ama ensestin fevkalade yaygın olduğu bu ülkede, şey ettiği öz kızına telefonla özel pozisyonlar yollayıp denemeyi öneren “baba” bidayet mahkemesinde 24 yıl aldıktan sonra temyiz aşamasını beklerken tutuksuz. Öz torununa 6 yaşında tecavüz eden dede, özel konumdaki zar yırtılmadığı için “basit istismar”dan ceza alıyor.

Çok yakın akrabası çocuklarla imam nikahı yapan milyonları hiç saymıyorum. Böyle bir ülkede gazeteci Melis Alphan medyanın ikiyüzlülüğüne temas edip toplumun yüzde kırkının ensest yaptığını söylüyor, aman efendim bu oran çoktur, sen o yeğenini şey eden sunucuyu aklamak istiyorsun diye üstüne yürüyorlar. Kardeşim, hangi memlekette yaşıyorsunuz? Gazetede yazıyorsunuz da hiç mi gazete okumuyorsunuz?

Bi de, olmasa idi şaşardım, Aktroller M. Alphan’a TCK 301’den yargılama tehditleri savuruyor, yüce Türk milletine hakaretten. Muhterem iktidar, bu nasıl iş? Hrant’a 301’le yapılanlar yetmedi mi?

***

Danıştay başkanı “Yargı hiç bu kadar tarafsız ve bağımsız olmamıştı, CHP ne yapmaya çalışıyor” diyor ve İstanbul cumhuriyet başsavcısı da aynen tekrar ediyor. Kendi içtihadından dönerek anayasaya aykırı KHK’leri denetlemeyi reddeden AYM’nin başkanı, Erdoğan önünde eğilme fotoğrafının “manipülatif” olduğu açıklamasını yapıyor.Yargıtay başkanı, maaş artışı istediği adli yıl açılış konuşmasında, metindeki “kuvvetler ayrılığı ve hukuk devleti” bölümünü okumamayı tercih ediyor.

Ondan sonra da “Arap turist var” deyip şortlu kadını dolmuştan indirerek darp eden minibüs şoförü, ki daha önce benzer olaylara karışmışserbest bırakılıyor.

***

Ha, bi de: Şoförün minibüsünün arkasında kocaman harflerle yazan “Bizde Dur Durak Yok, Getir De Getirelim” ne anlama gelmekte sizce?

***

3) Ve Myanmar.

Eskiden Burma veya Birmanya diye anılan bu Budist ülkede Müslüman azınlık korkunç saldırılara uğruyor. Canını komşu ülkelere atmaya çalışıyor. AKP iktidarı hemen harekete geçti, BM’yi dürtüklüyor, bu arada komşu Bangladeş'e “Kapılarınızı açın, ne kadar masrafınız varsa biz karşılayacağız bonkörlüğünü gösteriyor. İnsani ve asil bir tutum.

İyi de, ya biri çıkıp “"Müslüman Kürtlere Sur ve Cizre’de yapılanlar münafıklık olmuyor mu?” diye sorarsa? Nitekim aynen böyle soruyor.

Kesinlikle tamam; PKK’nin çok yanlış stratejisi affedilecek gibi değil, hem Kürtlere hem Türkiye’ye çok büyük zararlar veriyor; geçenlerde Diyarbakır Barosu tarafından da kınandı. Ama Cizre bodrumlarında yapılanlara gıkını çıkarmamak diye bişey oldu mu olmadı mı? PÖH ve JÖH’ün iftiharla çektikleri resimleri, boynundan sürüklenen ceset videolarını internetten mi gördük yoksa hayal mı ettik?

Dahası, biri çıkıp da dese, sizde Romanlara linç girişimleri olunca niye yapanlar tutuksuz yargılanıyor dese? Öyle çok örnek var ki anlatamam.

***

Bir nokta daha: Dışişleri bakanımız kalkıyor, Türkiye’ye tatile gelen vatandaşlarının gözaltına alınmasını mesele eden Almanya’ya soruyor: “Sana ne oluyor?”

Bence dışişleri bakanımız “Afyonkarahisar bağlantılı Antalya- Burdur- Isparta yüksek hızlı tren güzergahının belirlendiğini ve uygulama projelerinin kısa sürede başlatılacağını açıklamaya devam etse ülke prestiji açısından daha iyi olacak. Çünkü sen taa Uzakdoğu’da adı duyulmamış ülkedeki dindaşını cansiperane nasıl koruyorsan, adamlar da burunlarının dibindeki AB aday ülkesindeki vatandaşını öyle koruyor.

Üstelik Tek Adam kalkıp Türkiyelilere talimat gönderiyor: “Oradaki şu partilere oy verme, bunların hepsi Türkiye düşmanıdır.”  Acaba, Almanlar kalkıp da ‘AKP’ye oy vermeyin’ diye bi kampanya açsalar ne derdik?

***

İlginç not: İlahiyatçı Prof. Hayrettin Karaman 2013’te şöyle yazmıştı:

Bir ülkede çoğunluğun ruhuna ve davranışlarına oturmuş değerler vardırbirileri bu değerleri hiçe sayar, hassasiyetleri çiğner, inadına ve tahrik edici davranışları sergilerse çoğunluk mutlaka bir tepki gösterir, bu kaçınılmazdır, bu tepkinin en hafifi mahalle baskısıdır."

Düşmez kalkmaz bir Allah, 03.09.2017 tarihli bir haber: “Hindistan’da, Kurban Bayramı dolayısıyla inek kesmek isteyen Arakanlı Müslümanlara, Hindu inancında ineğin kutsal sayılması nedeniyle linç girişiminde bulunuldu. 4 yaralı."

Prof. Karaman’a iş çıkmış bulunuyor: Arakanlı Müslümanlara nasihat edip, "ülkedeki çoğunluğun ruhuna ve davranışlarına oturmuş değerler”e saygı göstermelerini, aksi halde çoğunluğun “tepki” göstereceğini söylemek. Şimdi, sayın profesörden bu tutarlılığı göstermesini bekliyorum.

Çünkü azınlığın, çoğunluğun hatırı için bazı özgürlüklerini gönüllü olarak kullanmamasını öğütlediğini okuyunca, 2013’te ben de Radikal 2’de şöyle yazmıştım: “Bu fetvayı yüzde 90’ı Budist yüzde 4’ü Müslüman olan Myanmar’da duyuverirlerse bak artık; hepten yandı gülüm o gariban Müslümanlar."

Eee, ilim başka bilim başka.

Okuyucu Yorumları