28 yaşında zengin olan iki yazılımcının öyküsü

- A +

“Bir süre önce Londra ve Dubai ofislerini açtık. Şimdi sırada Rusya, Fransa, Hollanda ve Almanya ofisleri var” diyor, karşımdaki genç. Henüz yirmi sekiz yaşında. Onun yaşında ne yaptığımı hatırlamaya çalışıyorum. Devrim yapmaya çalışmış, başaramayacağımızı anlamıştık. Ama kravat takıp yerleşik düzene katılmaya hazır değildik. Günlerimiz kitap okumak ve tembellik etmekle geçiyordu.

“Son altı haftanın sadece iki gününü İstanbul’da geçirebildim” diye yakınıyor.

Bu, onunla ikinci görüşmemiz. İki sene önce ilk karşılaşmamızda, Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği’nden arkadaşlarıyla “Müşteri deneyimi” konusunda faaliyet gösteren bir startup kurduklarını anlatmıştı.

Büyük hayalleri vardı ama kimin yoktu ki? "İnşallah iflas etmezler" diye düşünmüştüm o zaman. Alt tarafı, bankalarda, restoranlarda karşımıza çıkan, “Aldığınız hizmetten ne kadar memnunsunuz?” diye soran kioskları yapıyorlardı.

Aradan geçen iki yılda şeytanın bacağını kırmışlar. Özkan Demir’in, Boğaziçi Üniversitesi ve ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği’nden üç arkadaşıyla birlikte kurduğu Pisano, dünyanın birçok ülkesine hizmet veren bir şirkete dönüşmüş. McDonalds, GAP, BNP Paribas… Sadece Türkiye’de değil dünyanın her yerinde müşterileri var.

Pisano’da elli beş kişi çalışıyor. Kırkı İstanbul'da, on beşi yurt dışındaki ofislerde. Yazılım bölümünün yöneticisi bir İsviçreli. Ekipte İranlılar da var, Brezilyalılar da. Türk yazılımcılar, daha önce T24’teki bir yazımda anlatmaya çalıştığım gibi akın akın yurt dışına gittiği için, yabancılarla çalışmaya biraz da mecburlar.

“Siz yurt dışına gitmeyi düşünmüyor musunuz peki?” diye soruyorum.

“Burada mutluyuz” diye cevap veriyor, "İstanbul’un birçok avantajı var. Bir kere, her yere yakın..."

“Diğer yazılımcıların yurt dışına gitmesine neden olan gerekçeler sizin için geçerli değil mi yani?” diye ısrar ediyorum.

Pisano Genel Müdürü Özkan Demir“Parasal açıdan soruyorsanız…”

“Paradan çok siyasi ve toplumsal gerekçelerle gidiyorlar yurt dışına, bildiğim kadarıyla.”

Duraksıyor.

“Biz işimize odaklanmış durumdayız. Müşteri deneyimi alanında dünyanın en iyisi olmayı amaçlıyoruz. Bundan başka bir şey düşünmüyoruz."

Pisano, müşteriyle ona hizmet veren şirket arasındaki ilişkinin tüm aşamalarını planlayıp, yönetmeyi hedefliyor; anlattığına göre. Bu sürece müşteri deneyimi adı veriliyor. Bu alanda en büyük şirketlerin Amerika'da olduğunu söylüyor. Uzak olmayan bir gelecekte onları geçebileceklerini düşünüyorlar...

Ürün ve Yazılım Ekiplerinden Sorumlu Emir BostanOna hem biraz kızıyor, hem de galiba biraz kıskanıyorum.

Kızıyorum çünkü genç bir insanın işine gömülüp başka hiç bir şeyle ilgilenmemesini anlayamıyorum.

Ve evet, biraz da kıskanıyorum. Onun yaşına dönme imkanım olsa, ama tabii bugünkü kafamla, gördüklerim, geçirdiklerimle, ben de dünyada olup bitene aldırış etmemeyi başarabileceğim bir işi seçmez miydim?

Pisano hakkında konuşmayı sürdürüyoruz.

Amerikalı ünlü ayakkabı markası Nine West’in müşteri deneyimi işini almak üzere olduklarını söylüyor. Önceki gün New York’ta bir toplantıya katılmışlar, bununla ilgili…

Startup’lar, veya Türkçesiyle teknoloji şirketleri, bütün dünyada ekonomiye yön veriyorlar artık. Geleceği anlamanın yolu, onları anlamaktan geçiyor.

Pisano kurucuları Emir Bostan ve Özkan Demir’le vedalaşıyoruz. İki yıl sonra yeniden görüşmek üzere.

Okuyucu Yorumları