Bir gece yarısı kar maskeli adamlar...

- A +

Gecenin bir yarısı, kapınız kırılırcasına çalınıyor. Herkes uykuda. Kapı önleri, komşu evleri sessizliğe kesmiş. Yılları devirdiğiniz mahalleyi avucunuzun içi gibi biliyorsunuz. Gece yarıları bir tık sesi duysanız, o sesin de nereden geldiğini tam olarak bilemeseniz bile tahmin edebiliyorsunuz. Üstelik her seferinde tahminleriniz doğru çıkıyor. Bütün sesleri tanıyorsunuz. Komşu evin sakinlerinden birinin uykusu kaçtığı için geziniyor olabilir. Ya da işindeki gece nöbetinden dönen muzip başka bir komşunuz camınızı tıklatarak size şaka yapıyordur. Hepsini biliyorsunuz. Kolay değil. Çocuklarınız daha doğmamıştı o evi kurduğunuzda. Bahçesini geniş tuttuğunuz tek katlı gecekondunuzda uzun yaz geceleri az mı sabahladınız, o her birini çok yakından tanıdığınız komşularınızla.

Kapınız kırılırcasına çalınıyor. Dünyalar güzeli bir kızınız var, odasında uyuyor. Bir de oğlunuz. Özellikle kızınız uyanmasın istiyorsunuz. Panik halinde yatağınızdan kalkıp kapıyı açacaksınız fakat eviniz başınıza yıkılır haldeyken ne yapacağınızı bilemiyorsunuz. Zaten ne yapacağınızı bilip bilmemenizin de bir önemi yok, gerekmiyor. Kar maskeli onlarca silahlı adam başınıza üşüşüyor. ‘Niye?’ diye bile soracak halde değilsiniz. Olan biteni anlamak şöyle dursun, düşünme ediminiz cam kırıkları halinde bedeninize saplanırken, aklınız da uçacak gibi oluyor. Kızınız... Birinci kare;  pijamalarıyla öylece... Uzun saçları yüzüne dolanmış, şaşkın halde. O da sizin gibi neler olduğunu anlamaya çalışıyor. Göz bebeğiniz, güzeller güzeli kızınız... İkinci kare; kanlar içinde yerde yatıyor. Gece sessiz. Bir tek sizin evinizde kıyamet kopuyor.

"Oy, oyy Dileeek!!!"

Sizin evinizin bulunduğu yerin  yukarısında beyaz direk ışıkları var. Serpiştirilmiş yıldız taneleri gibi parlıyor. Geceden çıt çıkmıyor. Komşularınızsa, geceden beter sessiz. Oysa ki, en ufak bir sıkıntıda ...  Öyle bir çığlık atıyorsunuz ki, gecenin siyah örtüsü titriyor. Oy, oyyy Dilek... Dileeekk!! Komşularınız  halen sessiz... Gecenin karası bir zift gibi pencereleri, kapıları kilitlemiş. Çıkıp da size el uzatamıyorlar. Yukarıdaki beyaz direk ışıkları feryadınızı çoktan duysa da, yıldız olup evinizin önüne yağamıyor. Dilekkk, oyy, oy Dileeekk... Seslerinizi gökyüzü duyduğunda yırtılacak gibi oluyor. Hâtta yırtılarak sabahı erken salıyor üzerinize.

Bir gece yarısı evinizi basan kar maskeli adamlar, bütün hayat algınızı, kurduğunuz dünyayı, hayallerinizi yerle bir etti. Canınızın taa içini aldı. Bomboş kaldınız. Bir gece yarısı kar maskeli adamlar evinize geldi, göz bebeğinizi sebepsiz yere, uyurken, dünyalar güzelinizi, uyurken, ne olduğunu anlamaya çalışırken, pijamaları üstünde, saçları yüzüne dolanmışken, kabus mu, gerçek mi bütün bunlar diye sormak üzereyken... 

“Sen benim yavrumu öldürdün!”

Dilek Doğan'ın karar duruşması gergin başladı. Anne Aysel Doğan, sanık polis Yüksel Moğultay'a dönerek, “Sen benim yavrumu öldürdün onu nasıl büyüttüğümü ben bilirim" dedi. Annenin sözlerini "taciz" olarak değerlendiren mahkeme heyeti başkanı, Aysel Doğan'ı duruşmanın düzenini bozduğu gerekçesiyle salondan çıkarmak istedi. Doğan Ailesi avukatlarının hâkimin kararına tepki göstermesi üzerine heyet duruşma salonunu terk etti. Duruşmaya ara verildi...

Aranın ardından tekrar başlayan duruşmada mahkeme başkanı anne Aysel Doğan'ın sanığı "taciz ettiğini", duruşma düzenini bozduğunu zapta geçirdi. Dilek Doğan'ın avukatları, karar duruşması olduğu için duruşmanın açık yapılmasını talep etti. Heyet kararı reddetti...

Geçtiğimiz duruşma sanık polis Moğultay'ın "taksirle öldürme" suçundan yargılanması yönünde mütalaa veren savcı, Moğultay'ın cinayeti taksirle işlediğini savundu. Dilek Doğan'ın avukatlarının sanık polise "Silahın emniyetini niye kapatmadınız" sorusuna sanık Moğultay, "Biz içeriye girdiğimizde de kapatmayız" diye cevap verdi...

Esasa ilişkin son savunmasını yapan sanık polisin "Ben kimseyi vurmadım" demesi üzerine anne Aysel Doğan, "Evet biz kızımızı vurduk, şimdi de burada adalet arıyoruz" diye tepki gösterdi...

Savunmasını tamamlayan sanık polisin avukatı Tolga Yurdakul ise savunmasında, "Keşke beşeri ilişki ile değil de şahısları yere yatırıp kelepçeleyerek arama yapılsaymış" dedi...

Dilek Doğan davasında sanık polis memuru, "Bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermek"ten 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı...

Okuyucu Yorumları