Çizgi roman uyarlamalarına düzeyli bir katkı

- A +

VENOM: ZEHİRLİ  ÖFKE     X  X  X

(Venom)

Yönetmen: Ruben Fleischer
Senaryo: Jeff Pinkner, Scott Rosenberg, Kelly Marcel Görüntü: Matthew Libatique
Müzik: Ludwig Göransson
OyuncuLar: Tom Hardy, Michelle Williams, Riz Ahmed, Scott Haze, Jenny  Slate, Peggy Lu, Woody Harrelson, Sope Aluko, Wayne Pere, Michelle Lee/ Columbia-

Marvel yapımı


Marvel’ın ikinci sınıf kahramanlarından, Örümcek Adam dünyasının ‘alternatif kötü’lerinden Venom bu filmin asıl ‘canavarı’. Olumlu kahramanı ise San Fransisco’da popüler bir TV programcısı olup özellikle büyük servetlerin ardında gizli kötülükleri ortaya çıkarmakla ünlü Eddie Brock.

Eddie bu arada Yaşam Vakfı adlı bir şirkete takıyor.  Şirketin sahibi Carlton Drake büyük yatırımlarla uzak gezegenlerden getirilen ve ‘simbiot’ denen yaratıkları uygun insan bedenleriyle birleştirip ‘yaşamı iyileştirme’ peşindedir.

Ama bir programında patronun uyarılarına rağmen Carlton’a saldıran Eddie hem işini, hem de firmanın avutakı olan nişanlısı Anne’ı kaybeder. Bu arada Vakıf ürkünç ve ölümcül deneyler yapmakta, seçilmiş talihsiz kobayları yaratıkların insafına terketmekte, yani ölüme yollamaktadır. Carlton’un vicdan sahibi kadın yardımcısı Dora acaba Eddie’yle birleşip bunu önleyebilir mi?

Tüm bunları ‘zırva’ bulduysanız, ne bu yazıyı okuyun, ne de bu filme gidin!...Çünkü genel adıyla ‘comics’ denen çizgi romanların mantığı artık böyle işliyor. Ve gitgide daha çok film bu dünyaları perdeye taşıyor.

Hoşgörüyle bakarsak...Aslında fena film değil. Tempolu, ama insanı sersemletecek bir tempoda değil. Filmi baştan sona işgal eden özel efektler genelde inandırıcı. Hemen her kahramanın duçar olduğu ‘mutasyon’ (bir zamanlar verilen adıyla değişim sahneleri) yani insanın içine giren canavara dönüşmesi olayı da iyi kotarılmış.

Klasik bir sinemayla çekilmiş aksiyon sahneleri haydi haydi öyle: örneğin San Fransisco’daki takip bölümleri. Ana yollar kadar kentin yer yer İstanbul’u hatırlatan dar sokakları, dik yokuşları ve onarılmış eski evleri de bu sahnelere dekor oluşturuyor.   

Üstelik zaman zaman komedi de var ve filme egemen oluyor. Örneğin lüks lokanta sahnesi dayanılmaz!..İçine  ‘canavar kaçmış’ Eddie’nin, edindiği doymak bilmez iştah içinde herşeyi ısırma ve insan kafalarına bile dişlerini geçirme huyu, bu duyguyu besliyor.

Oyuncular da ilginç. imdb’de bir sinemaseverin “zamanımızın Brando’su” dediği Tom Hardy bu büyük iltifatı hak eder mi, bilmiyorum. Ama oyunculuğu şüphe ötesi. Bu filmde de kirli sakalı, sarsak hali ve sempatik oyunuyla komediden fantastiğe (veya tersi) parlak geçişler yapıyor. Özellikle bedeni ‘çifte ikamet’e açıldığında!....      

Pakistan kökenli Riz Ahmet de, Hardy gibi son dönemin yükselen oyuncularından. Onun şeytani iş adamı da hayli ilginç. Ben yakın zamanda pek göremediğimiz Michelle   Williams’ı da nişanlı olarak çok beğendim. Rolüne gereken fantezi unsurunu çok iyi katmıştı.  


Not: yakın zamanda ülkemize sık sık gelmeye başlayan Hint filmlerinden esinlenerek yazdığım türün büyük klasiği AVARE filminin eleştirisi bu ayki Milliyet-Sanat dergisinde.

Okuyucu Yorumları